‘Kaygıların giderilmesi için Sayın Öcalan’ın özgür çalışma ve iletişim koşulları sağlanmalı’

İmralı’nın kapıları açıldıkça toplumun nefes aldığını belirten Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, sürecin toplumsallaşması ve tüm kaygıların giderilmesi için Önder Apo’nun özgür çalışma ve iletişim koşullarının sağlanması gerektiğini vurguladı.

GÜLİSTAN KAÇMAZ SAYYİĞİT

Önder Apo’nun 27 Şubat 2025’te yaptığı çağrıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü açısından yeni bir aşamayı ifade ediyor. Sürecin kalıcı barış ve demokratik toplum perspektifiyle ilerleyebilmesi için, sürecin baş müzakerecisi olan Önder Apo’nun özgür çalışma ve iletişim koşullarının sağlanması temel başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.

Demokratik Birlik İnisiyatifi Eş Sözcüsü Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, sürece ilişkin ANF’ye değerlendirmelerde bulundu.

‘SAYIN ÖCALAN BİRÇOK KEZ BARIŞ HAMLELERİ BAŞLATTI’

On yıllardır Kürt meselesinin güvenlik bürokrasisine havale edilerek bir çözümsüzlük rejiminin inşa edildiğini belirten Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, statükonun kendi ömrünü uzatmak adına hakiki muhatapları görmezden geldiğini ifade ederek şunları söyledi:

“Bu anlayış çözüme açık olduğu anda da farklı odaklarla bunu denemek istedi; kendince makul muhataplar inşa ederek Kürt halkında rıza üretmeyi amaçladı. Ama sentetik tüm muhatap üretme çabaları sonuçsuz kaldı. Devlet çözümü yanlış yerde ararken Sayın Öcalan, 90’lı yıllardan itibaren birçok kez demokratik barış hamleleri başlattı. ‘Bir muhatap arıyorum’ diyerek devlet içindeki muhataplık krizini ortaya koydu. Bugün Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde bu noktaya gelindiyse, bunda doğrudan ve çok güçlü bir şekilde Sayın Öcalan’ın etkisi vardır. Devlet, rötarlı bir şekilde, ancak otuz yılda muhataplık sorununu çözebildi.”

‘HAKİKATİN GÜCÜ BASKIN GELDİ’

İmralı’da sürdürülen mutlak tecridin tüm tehlikelerine rağmen Önder Apo’nun büyük bir irade ortaya koyduğunu belirten Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, dünya örneklerine dikkat çekerek şunlara işaret etti:

“Güney Afrika, Filipinler ve Kolombiya örneklerinde de görüldüğü üzere sorun, asıl muhataplarla çözülür. Suni söz, tavır ve muhataplarla tren raya indirilemez, toplumsal rıza da üretilemez. 27 Şubat 2025’ten bugüne kadar yaşananlar, Sayın Öcalan’ın sürecin katalizörü olduğunu göstermiştir. Devlet ve yandaş medyanın, süreç karşıtı çevrelerin negatif adlandırmalarına ve Sayın Öcalan’ın şahsına yönelik tüm saldırılarına rağmen hakikatin gücü baskın geldi, geliyor. Bu nedenle Kürt halkı ve demokrasi güçleri ısrarla sürecin baş müzakerecisinin Sayın Öcalan olduğunu söylüyor.”

‘ORTADA ADİL VE EŞİT OLMAYAN BİR DURUM VAR’

Toplumun temel beklentisinin Önder Apo’nun özgür çalışma, özgür iletişim ve yaşam koşullarına kavuşması olduğunu vurgulayan Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, şöyle konuştu:

“Bugün Sayın Öcalan’ın kişiliğine yönelik saldırılar söz konusuyken Sayın Öcalan’ın toplumla, basınla, aydınlarla ve siyasi partilerle doğrudan iletişim kurması hem süreç açısından hem de kendisine yönelik söylenen sözlere ve sorulan sorulara doğrudan cevap verme hakkı açısından önemlidir. Fiziksel özgürlük ve doğrudan iletişim bir yana, Sayın Öcalan’ın kendini ifade etme özgürlüğü var mı, söz hakkını istediği gibi kullanabiliyor mu? Gerçekten ortada adil ve eşit olmayan bir durum var. Kürt halkının ve demokratik çevrelerin itirazı bu yanlış dengeyedir.”

KÜRT ULUSAL BİRLİĞİ VE DEMOKRATİK ULUS PARADİGMASI

Tarihsel tecrübelerin ve Ehmedê Xanî’den bu yana gelen sürecin Kürt ulusal birliğinin yaşamsallığını ortaya koyduğunu söyleyen Gülcan Sayyiğit, Önder Apo’nun ulusal birlik konusundaki rolüne ilişkin de şu değerlendirmelerde bulundu:

“Sayın Öcalan’ın gündeminde ulusal birlik meselesinin ne kadar sıcak bir mesele olduğunu biliyoruz. Açıkça ‘Kürtlerin kendi içinde birlik sorunu vardır’ tespitiyle demokratik müzakere ve uzlaşı kültürünü öneriyor. Amed’de gerçekleştirdiğimiz Ulusal Birlik Konferansı’na gönderdiği mesajda da demokratik birlik ve kongre çağrısı yaptı. Bunu, ‘ortak aklın ve ortak iradenin ortaya çıkarılması’ için acil bir görev olarak belirledi.

Sayın Öcalan, Kürtlerin mutlaka bir araya gelmesi gerektiğini söylerken bunun kendi liderliği altında olmasını da talep etmiyor; ‘demokratik birlik’ olması koşuluyla buna tüm Kürt liderlerin öncülük edebileceğini ifade ediyor. Dolayısıyla Sayın Öcalan’ın özgürlüğü, Kürtler için ulusal birliğin yolunu da açacaktır. Kürtlerin aşiret, siyasi parti ve ideolojik farklılıklar gibi gerekçelerle hapsoldukları kısır döngüden çıkış bulması gerekiyor. Bu yüzden Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü savunmak, ulusal birlik için tarihsel bir sorumluluktur.”

‘İMRALI'NIN KAPILARI AÇILDIKÇA TOPLUM NEFES ALDI’

Bölgesel gelişmeler ve uluslararası konjonktür karşısında Kürt halkının pasif kılınamayacağını belirten Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, barışı örgütlemenin aktif ve devrimci bir mücadele olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:

“İmralı’nın kapıları açıldıkça toplum nefes almıştır, sorunların çözümüne dair bir umut gelişmiştir. Bununla Meclis de önyargılı çevreler de yüzleşmeli. Eğer bir kaygı varsa doğrudan Sayın Öcalan’la konuşulmalı, eğer barışa itiraz varsa doğrudan onunla tartışılmalı. Meclis bu konuda yapıcı bir rol üstlenmelidir. Özgür çalışma ve özgür iletişim kanalları açıldığında birçok önyargı, güneş altındaki buz gibi eriyip gidecektir. Türkiye’de ihtiyaç duyulan şey bir saygı kültürünün inşa edilmesidir. Her birey ve halkın demokrasi, özgürlük ve eşitliği amasız ve fakatsız hak ettiği konsensüsüne varılarak barış örgütlenmelidir.”