Komün deneyimleri-III: Rojava’da yeni bir yaşam

Rojava’da 2012 sonrası savaş koşullarında oluşturulan komünler; yerel meclisler, kadın örgütlenmeleri ve kooperatiflerle toplumun kendi kendini yönetmesini esas alan yeni bir toplumsal örgütlenme modeli ortaya koydu.

KOMÜN DOSYASI

Rojava'da komün deneyimi ne kadar başarıya ulaştı? Bu sorunun cevabı, 2012'den günümüze uzanan bir sürece dayanıyor. Savaşın yıkımı ve ağır insani koşullar altında Kürtler, askeri, siyasi ve toplumsal örgütlenmeyi esas alan bir yönetim modeli geliştirdi. Bu deneyim, en başından itibaren Önder Apo’nun demokratik toplum ve demokratik ulus paradigması temelinde şekillendi.

Rojava’da komün, toplumun en küçük örgütlenme alanı olarak tanımlandı. Mahallede, köyde veya yerleşim alanlarında yaşayan halkın doğrudan bir araya gelerek kendi ihtiyaçlarını tartıştığı, kararlar aldığı ve bu kararların uygulanmasını takip ettiği bir toplumsal yapı olarak örgütlendi.

SAVAŞIN ORTASINDA ŞEKİLLENEN BİR MODEL

2011 yılında Suriye'de başlayan iç savaş, Rojava’da güvenliğin yanı sıra yönetim boşluğunu da beraberinde getirdi. 2012 yılında Suriye ordusunun Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı birçok bölgeden çekilmesiyle birlikte halk kendi yaşamını örgütlemeye başladı. Bu süreçte mahalle ve köylerde komünler kurulurken bunlara bağlı meclisler ve farklı toplumsal kurumlar oluşturuldu.

Ancak bu model, BAAS rejimi kurumlarının yerini alan geçici bir yapı olarak değil, toplumun kendi kendini yönetmesini esas alan yeni bir örgütlenme anlayışı olarak ortaya çıktı. Bu doğrultuda karar alma süreçlerinin en küçük yerleşim birimlerinden başlaması hedeflenirken komünler, demokratik özerklik sistemini her yere yayacaktı.

Komünlerde düzenli olarak yapılan toplantılarda mahallelerin günlük yaşamını ilgilendiren güvenlik, altyapı, eğitim, sağlık, ekonomi ve sosyal dayanışma gibi konular ele alındı. Alınan kararların uygulanması için seçilen temsilciler ise karar verici değil, halkın ortak iradesini hayata geçirmekle görevli kişiler olarak belirlendi.

Zamanla komünlerden seçilen temsilciler mahalle, ilçe ve kent meclislerinde görev alırken bu yapı, daha üst düzey yönetim organlarına kadar uzanan bir örgütlenme ağına dönüştü. Böylece kararların merkezden yerele aktarılması yerine, yerelde oluşan iradenin üst yönetim mekanizmalarına taşınması hedeflendi.

KOMÜNLERDEN MECLİSLERE UZANAN ÖRGÜTLENME

Komünler, Rojava'da geliştirilen demokratik özerklik modelinin ilk halkasını oluşturdu. Önceleri mahalle, ilçe ve kent merkezlerinde görev alan temsilciler artık kanton düzeyindeki yönetim mekanizmalarında da düzenleyemeye gitmeliydi. Çünkü bu sistemde temel yaklaşım, “yerelde oluşan iradenin üst yönetim kademelerine taşınması” oldu. Böylece komünlerde tartışılan ve karara bağlanan birçok konu, meclisler aracılığıyla daha geniş ölçekte değerlendirilerek uygulamaya geçirilmeye çalışıldı.

Komünler, eğitimden sağlığa, ekonomiden sosyal dayanışmaya kadar farklı alanlarda kurulan komisyonlarla günlük yaşamın örgütlendiği merkezler haline geldi. Mahalle sakinleri ihtiyaçlarını doğrudan dile getirirken oluşturulan komisyonlar bu ihtiyaçlara yönelik çalışmalar yürüttü.

EN ÇOK ÖRGÜTLEYEN KADINLARDI

Rojava'da geliştirilen modelin en dikkat çeken yönlerinden biri ise kadınların örgütlenme biçimi oldu. Kadın özgürlüğü, söylemden çıkarılıp toplumsal yaşamın her alanında bağımsız örgütlenmenin oluşturulması olarak ele alındı. Bunun için de mahalle ve köy komünleri içinde kadınlara ait özgün örgütlenmeler geliştirildi. Kadınlar kendi komünlerinde toplumsal sorunları tartışırken şiddet, zorla evlilik, ekonomik bağımsızlık ve toplumsal yaşamın farklı başlıklarında çözüm üretmeye çalıştı.

2005’te kurulan Kongra Star, kadın örgütlenmesinin en önemli çatı yapılarından birine dönüştürüldü. Kadın meclisleri, eğitim akademileri, kooperatifler ve sosyal dayanışma çalışmaları bu yapı bünyesinde yürütülürken 2011’de Mala Jin (Kadın Evleri) aracılığıyla kadınlara hukuki ve toplumsal destek sunulması hedeflendi. Yine tarım, tekstil, gıda üretimi ve el sanatları gibi sektörlerde kadınların ekonomik özgürlüğü hedeflendi ve birçok proje hayata geçirildi.

KOBANÊ'DE KOMÜNÜN SINAVI VE SAVAŞ

Rojava Devrimi’nin kalbi olan Kobanê, komünal örgütlenmenin en görünür örneklerinden biri oldu. 2012’den itibaren mahalle komünleri ve yerel meclisler aracılığıyla örgütlenen kent, 2014 yılında DAİŞ'in saldırılarıyla birlikte ağır bir kuşatma sürecine girdi.

Kuşatma boyunca yerel örgütlenmeler halkın temel ihtiyaçlarının karşılanması, dayanışma ağlarının kurulması ve kent yaşamının sürdürülebilmesi açısından da önemli roller üstlendi. Komünler aracılığıyla yürütülen çalışmalar, savaş koşullarında toplumsal yaşamın devam ettirilmesine yönelik girişimlerin merkezinde yer aldı.

Kobanê'nin DAİŞ çetelerinden geri alınmasının ardından başlayan yeniden inşa sürecinde de aynı örgütlenme modeli sürdürüldü. Mahallelerin ihtiyaçlarının belirlenmesi, altyapının yeniden kurulması, eğitim ve sağlık hizmetlerinin organize edilmesi gibi birçok çalışma yerel meclisler ve komünler aracılığıyla yürütüldü.

CİZÎR'DE KURUMSALLAŞAN YAPI

Komün ve meclis sisteminin en kapsamlı biçimde hayata geçirildiği bölgelerden biri Cizîr Bölgesi. Demokratik özerklik modelinin ilan edilmesinin ardından Qamişlo, Hesekê ve Dêrik başta olmak üzere birçok kentte yerel meclisler, komünler ve çeşitli toplumsal kurumlar oluşturuldu.

Bölgenin çok kimlikli yapısı, yönetim modeline de yansıdı. Kürtlerin yanı sıra Araplar, Süryaniler, Ermeniler ve diğer toplulukların temsil edildiği meclislerde ortak karar mekanizmaları oluşturuldu.

Öte yandan komünler yalnızca yönetsel kararların alındığı alanlar olmadı. Eğitim, kültür, kadın çalışmaları ve ekonomi gibi farklı başlıklarda faaliyet yürüten komisyonlar kuruldu. Tarıma dayalı üretimin yoğun olduğu Cizîr'de özellikle kooperatifler aracılığıyla üretimin sürdürülmesi ve yerel ihtiyaçların karşılanmasına yönelik çalışmalar yürütüldü.

EFRÎN'DE KOOPERATİFLER

Efrîn, komünal modelin tarımsal üretim alanında öne çıktığı merkezlerden. Zengin zeytin üretimiyle bilinen bölgede, üreticilerin dayanışma temelinde örgütlenmesi amacıyla kooperatifler kuruldu.

Yerel meclisler aracılığıyla eğitim, sağlık ve sosyal hizmet alanlarında çalışmalar yürütüldü. Tarım ve zeytincilik başta olmak üzere yerel üretimin güçlendirilmesi, bölgedeki komünal ekonomi anlayışı olarak okunabilir. Ancak Türk devletinin 2018’de çeteleriyle birlikte Efrîn'i işgal etmesinin ardından bu sistem çöktü.

KADIN KOOPERATİFLERİYLE EKONOMİK KATILIM

Kadın kooperatifleri de bu süreçte öne çıktı. Bu kapsamda Qamişlo, Hesekê ve Dêrik başta olmak üzere birçok merkezde kadın kooperatifleri kuruldu. Tarım, tekstil, gıda üretimi ve el sanatları sektörlerinde faaliyet yürüten bu kooperatifler aracılığıyla kadınların ekonomik bağımsızlığının güçlendirilmesi amaçlandı. Ayrıca üretilen ürünlerin bir bölümü toplumsal ihtiyaçların karşılanmasında kullanılırken, bir bölümü de kooperatiflerde çalışan kadınlar için gelir kaynağı oluşturdu.

ÇOK DİLLİ EĞİTİM MODELİ

Eğitim sistemi tam anlamıyla toplumsa dönüşüm için bir fırsata sundu. Özerk Yönetim okullarında eğitim politikalarında yerel tarih, kültür, çok dillilik, toplumsal cinsiyet ve demokratik toplum anlayışı gibi başlıklarda dersler verildi.

Kürtçe başta olmak üzere bölgede yaşayan farklı halkların anadillerinde eğitim görmesi için olanaklar sağlandı. Kürtçe, Arapça, Süryanice ve Ermenice dilde eğitim verildi. Dahası, toplumsal ve siyasal eğitim amacıyla oluşturulan akademilerde tarih, ekonomi, kadın özgürlüğü, ekoloji ve toplum örgütlenmesi gibi başlıklarda çalışmalar yürütüldü.

SAĞLIKTA TOPLUM TEMELLİ ÖRGÜTLENME

Savaş koşullarında sağlık hizmetlerinin sürdürülebilmesi, hayati derecede önemliydi. Yeni sistemde sağlık hizmetleri hastane hizmetleriyle sınırlı tutulmadı. Koruyucu sağlık, halk sağlığı çalışmaları ve savaş nedeniyle yerinden edilen insanların ihtiyaçlarının karşılanması da bu alanın önemli başlıkları arasında yer aldı. Yerel sağlık merkezleri, hastaneler ve sağlık komiteleri aracılığıyla yaralıların tedavisi, salgınlarla mücadele ve temel sağlık hizmetlerinin sürdürülmesi için çalışmalar yürütüldü.

ÖZ SAVUNMA SİSTEMİ

Savunma ve güvenlik kuşkusuz Rojava için çok önemliydi. Savunma sadece savaşma değil, toplumun kendi varlığını koruma hakkı olarak ele alındı.  Bu kapsamda 2011’de kurulan YPG ve 2013’te kurulan YPJ, bölgenin savunmasını üstlendi.

Özellikle Kobanê Savaşı, dünyada Rojava modeli içinde kadınların toplumsal rolü ve örgütlenme kapasitesi açısından da sembolik bir anlam kazandı. Ancak savaş koşulları, askeri tehditler ve bölgesel çatışmalar, komünal modelin karşı karşıya kaldığı en büyük zorluklardan biri oldu. Bir yandan toplumsal örgütlenme geliştirilmeye çalışılırken, diğer yandan güvenlik sorunlarıyla mücadele edilmek zorunda kalındı.

ROJAVA'DA KOMÜN DENEYİMİ BİZE NE ANLATIYOR?

Rojava'daki komün deneyimi, halkın kendi ihtiyaçlarını belirleyebileceği, yerel karar alma mekanizmalarını güçlendirebileceği ve farklı kimliklerin ortak yaşam kurabileceği alternatif bir yönetim arayışı olarak öne çıkıyor.

Aradan geçen yıllar içinde Rojava'daki komünler, savaşın ve bölgesel çatışmaların yarattığı tüm zorluklara rağmen toplumsal yaşamın örgütlenmesinde önemli bir rol oynamaya devam ediyor. Mahallelerden başlayan bu yapı; meclisler, kadın örgütlenmeleri, kooperatifler ve yerel kurumlarla birlikte, toplumun kendi kendini yönetme arayışının en dikkat çekici örneklerinden biri.

Bugün Rojava deneyimi, bir yandan savaş koşullarında ortaya çıkan özgün bir toplumsal örgütlenme modeli iken, diğer yandan devlet-toplum ilişkileri, yerel demokrasi ve halkların birlikte yaşam arayışı üzerine yürütülen tartışmaların önemli başlıklarından biri olmaya devam ediyor.

Yarın: Abdullah Öcalan Sosyal Bilimler Akademisi Üyesi Duran Kalkan: Yaşamda ve çalışmada komünal olmak