Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” adlı çerçeve yasa taslağı, Meclis Başkanlığı’na sunulmasının ardından Adalet Komisyonu’ndaki görüşmelerde ele alındı ve yapılan oylamayla kabul edildi.
Süreci yakından takip eden İtalyan avukat Ezio Menzione, çerçeve yasa taslağına ilişkin ANF’ye değerlendirmelerde bulundu. Çerçeve yasanın önemli bir başlangıç olduğunu belirten Menzione, özellikle Önder Apo’nun statüsünün hala netleşmemesini ve silah bırakmanın doğrulanmasının sadece hükümete bağlı Milli Güvenlik Kurulu’na verilmesini ve yasanın uygulanmasında yeterli demokratik ve parlamenter denetimin bulunmamasını eleştirdi.
‘İYİ BİR BAŞLANGIÇ’
Çerçeve yasa taslağının bütün partiler tarafından desteklenmesini olumlu bulduğunu belirten Av. Menzione, bu yasanın süreci siyasi ve hukuki bir zemine taşıdığını söyledi.
“Bence çıkan bu çerçeve yasa kötü değil. Tüm partilerin, hatta muhaliflerin bile oy vermesini ve bunu desteklemesini takdir ettim” diyen Menzione, yasanın tartışmayı yalnızca söz düzeyinden çıkarıp siyasi ve hukuki bir platforma taşıdığını ifade etti.
Bundan sonraki aşamada ne yapılması gerektiğinin somut olarak tartışılması gerektiğini belirten Av. Menzione, “Artık genel olarak tartışma zamanı değil. Bundan böyle, her bir nokta siyasi ve hukuki perspektif içinde ele alınmalı; çünkü barış sürecini ilerletmenin ve hedeflerine ulaşmasını sağlamanın tek yolu bu” dedi.
Meclis’in yasayı onaylamasını ve düzenlemenin yasalaşması gerektiğini kaydeden Menzione, şunları ifade etti: “Yasanın uygulanabilmesi için bazı ek düzenlemelere ihtiyaç var. Ama bu iyi bir başlangıç ve itiraf etmeliyim ki, hazırlanmış olduğu şekliyle bu kadar gerçek ve somut, uygulanabilir bir yasa tasarısı beklemiyordum.”
‘ÖCALAN’IN STATÜSÜNÜN BELİRSİZLİĞİ EN KRİTİK NOKTA’
Çerçeve yasa taslağına ilişkin en önemli eksikliklerden ve kritik noktalardan birisinin Önder Apo’nun statüsünün belirsizliği olduğunun altını çizen Av. Menzione, “Öcalan'ın yasanın, yani yasa tasarısının sağladığı imkânların dışında bırakılması kabul edilemez. Bu çok üzücü bir durum, çok olumsuz. Bu en kritik nokta, çünkü Öcalan bütün sürecin başlıca aktörü. Öcalan’ın sürecin dışında bırakılması halinde nasıl bir ilerleme sağlanacağı bir belirsizlik olur” ifadelerini kullandı.
Çerçeve yasanın 3. maddesinin amacının Önder Apo’yu hedeflediğini öne süren Av. Menzione, Haziran 2005’e kadar getirilen istisnanın esas olarak Öcalan’ı ve birkaç kişiyi kapsam dışında bırakacağını söyledi.
Öcalan’ın sürece dahil edilmesi ve statüsünün netleştirilmesinin önemine dikkat çeken Menzione, “Öcalan olmadan sürecin nasıl devam ettirilebileceğini insanın düşünmesi bile zor. İlk etapta Öcalan’a ev hapsi gibi bir uygulama getirilebilir. Öcalan'ın, son iki yılda yaptığı gibi süreç üzerinde çalışabileceği bir konuma getirilmesi önemli. Sürecin başlamasından bu yana iki yıl, hatta iki yıldan biraz daha fazla zaman geçti. Umarım Öcalan’ın statüsü netliğe kavuşturulur. Çünkü İmralı'dan Kürt halkına sürecin gerektirdiği şekilde önderlik edemez. Öcalan’ı yalnızca PKK'nın değil, tüm Kürtlerin ve Kürt halkının lideri olarak görmek gerekir” diye konuştu.
‘BAĞIMSIZ OLMAYAN BİR KURULA BIRAKILAMAZ’
Silahların bırakılması ve bunun doğrulanmasına ilişkin yetkinin sadece Milli Güvenlik Kurulu’na bırakılmasını da eleştiren Av. Menzione, “Bu görevin hükümete bağlı bir kurum yerine özel bir parlamenter kurula verilmesini tercih edilmeliydi. Çünkü; böylece gerçek siyasetin böyle bir doğrulama sürecine dahil olması sağlanmış olurdu. Aksi takdirde, böyle bir doğrulamayı Güvenlik Kurulu gibi bağımsız olmayan bir kuruma bırakmak tarafsız olmayacaktır” dedi.
Taslakta silahların bırakılmasının doğrulanması ile hukuki düzenlemelerin uygulanması arasındaki zamanlamanın da açık olmadığını belirten Menzione, “Tüm tutukluları ve tüm muhalifleri serbest bırakmanın ayrıntılarına geçmeden önce, silahların bırakılmasını ve silahların bırakıldığının doğrulanmasını mı bekleyecekler? Bu bir soru, temel bir soru” dedi.
“SİLAHLARIN BIRAKILMASI İLE ÖZGÜRLÜK AYNI ANDA OLMALI’
“Silahların bırakılması ve bunun doğrulanması ile muhaliflerin serbest bırakılması birbirinden ayrı süreçler olarak ele alınmamalı” diyen Av. Menzione, şöyle devam etti: ““Bence silahların bırakılması ve bunun doğrulanması ile binlerce muhalifin serbest bırakılmaya başlanması aynı anda gerçekleşmeli. Bu süreci güçlendirir. Muhaliflerin özgürlüğe kavuşması silahların bırakılmasını güçlendirir; bunun tersi de, karşılıklı olarak, aynı şekilde geçerlidir.”
Beş veya on yıllık denetimli serbestlik düzenlemesini de değerlendiren Menzione, bunun uygulanması aşamasına kadar sürelerin beş yıldan üç yıla, on yıldan ise altı yıla indirilmesini gerektiğini ifade eden Menzione, “ İnsanların özgür bırakılmasına, hapisten çıkmalarına hemen başlamalıyız. Hemen. Silahların tamamen bırakılmasını ve Güvenlik Kurulu tarafından doğrulanmasını beklememeliyiz” dedi.
‘HÜKÜMETE GÜVENMİYORUM’
Menzione’nin eleştirdiği bir diğer konu ise muhaliflerin serbest bırakılması konusunda karar verecek kurulun yapısı ve bu kurul üzerindeki denetim mekanizmaları oldu. Kararın esas olarak hükümetin başını çektiği bir kurula bırakıldığını belirten Menzione, kurulun pratikte hükümeti oluşturan bakanlardan oluştuğunu ve Cumhurbaşkanlığı Sekreterliği’nin başkanlığında çalıştığını söyledi.
Yasanın yasallaşması sürecinde demokratik ve parlamenter denetim eksikliğine dikkat çeken Menzione, kurulun bir muhalifin yasa kapsamındaki imkânlardan yararlanmasına izin vermemesi durumunda ne olacağının açık olmadığını belirtti. Henüz sonuçlanmamış davalarda ise hâkimlerin devreye girmesi gerektiğini ifade eden Menzione, birinci derece mahkemesinin verdiği kararların bulunduğu durumlarda karar merciinin kurul değil, birinci derece hâkimi olması gerektiğini söyledi.
Menzione, bütün kararların hâkimler tarafından ya da parlamenter denetim altındaki bir kurul tarafından alınmasını ifade eden Menzione, “Yalnızca hükümetin denetimi altındaki bir kurul tarafından değil. Çünkü hükümete güvenmiyorum” dedi.
‘EN AZ BEŞ BİN DOSYA İNCELENECEK’
Yasanın uygulanması sırasında yaklaşık 5 bin dosyanın incelenmesinin söz konusu olacağını belirten Av. Menzione, dosyaların önemli bir bölümünün sorunsuz biçimde sonuçlanabileceğini ancak daha kritik dosyalar için demokratik denetime ihtiyaç olduğunu söyledi.
Menzione devamla şunları ifade etti: “Yasanın uygulanması yalnızca hükümete, yalnızca sekiz bakan ve Cumhurbaşkanlığı Sekreterliği tarafından oluşturulan bir kurula bırakılamaz. Kurulun bir muhalifin başvurusunu reddetmesi halinde nasıl bir denetim mekanizmasının işletileceğinin açıklığa kavuşturulması gerekir. Bütün eksiklerine rağmen kurulmak istenen mekanizma önemli.”
‘BU YASA BARIŞ SÜRECİNİN YALNIZCA BİR PARÇASI’
Menzione, yasa taslağının PKK’nin silah bırakması ve belirli koşullar altında muhaliflerin serbest bırakılmasına ilişkin düzenlemeler içerdiğini, ancak bunların barış sürecinin yalnızca bir bölümünü oluşturduğunu söyledi.
“Barış sürecini benim gördüğüm şekliyle, Türkler ve Kürtler arasında gerçek anlamda bir barış tesis etmek için mesele bundan çok daha büyük” diyen Menzione, sürecin sosyal boyutunun da ele alınması gerektiğini belirtti.
Av. Menzione, devamla şunları ifade etti: “Özellikle dil meselesi ve hükümet tarafından bölgeye sağlanacak desteğin düzeyinin tartışılması gerekir. Yasa taslağında ele alınmayan çok sayıda sosyal konu ve sosyal mesele var. Bunlar, gelecekte gerçek bir barışın tesis edilmesi açısından taslakta ele alınan iki temel konu kadar önemli. Gerçek bir barışın kurulabilmesi için silahların bırakılması ve hukuki düzenlemelerin yanı sıra, Kürtlerin sosyal koşulları, dil ve diğer toplumsal meseleler de barış sürecinin temel başlıkları arasında yer almalı. Bundan sonraki aşamada yasanın Meclis’ten nasıl çıkacağının ve yapılması beklenen değişikliklerin sürecin geleceği açısından belirleyici olacak.”