Kuyu tipinde kalan 2 tutsak süresiz açlık grevine başladı

Antalya Kuyu Tipi Hapishanesi’nde açlık grevlerinin sonlandırılması koşulu olarak verilen sevk edilme sözü yerine getirilmeyen 4 tutsaktan Hüseyin Özarslan ve Mehmet Akdemir’in 18 Ağustos’ta süresiz açlık grevine başladığı ortaya çıktı.

KUYU TİPİ CEZAEVLERİ

Antalya Yüksek Güvenlikli Kuyu Tipi Hapishanesi’nden sevk sözü yerine getirilmeyen dört siyasi tutsaktan Hüseyin Özarslan ve Mehmet Akdemir’in 18 Ağustos’ta süresiz açlık grevine başladığı ortaya çıktı. ANF’ye konuşan TAYAD üyesi Ferdi Sarıkaya, 60 yaş üzeri ve çeşitli rahatsızlıkları bulunan Mehmet Akdemir ile Hüseyin Özarslan’ın uzun süreli bir açlık grevine dayanamayacağını vurgulayarak, “Kuyu tipi hapishanelerden bir tabut daha çıkmaması için verilen sözler tutulsun” diye konuştu.

‘ARADAN 4 AY GEÇMESİNE RAĞMEN SEVKLER YAPILMADI’

Hüseyin Özen, Tahsin Sağaltıcı ve Gürkan Türkoğlu Antalya Yüksek Güvenlikli Kuyu Tipi Hapishanesi’nde dayatılan insanlık dışı tecrit koşullarına karşı sevk talebiyle başlattıkları süresiz açlık grevinin 264. gününde zorla Antalya Şehir Hastanesi’ne kaldırılmıştı. Hastanede zorla müdahale edildikten sonra komaya giren Gürkan Türkoğlu, yoğun bakım ünitesinde verdiği yaşam mücadelesini kaybederken, Antalya Cumhuriyet Başsavcı Vekili tarafından kuyu tipindeki dört tutsakla birlikte hapishanenin 100 metre ötesindeki L Tipine sevklerin yapılacağı sözü verilmesi üzerine Hüseyin Özen ve Tahsin Sağaltıcı 266. gününe giren süresiz açlık grevlerini sonlandırmıştı. Özen ve Sağaltıcı apar topar hastaneden Antalya L Tipi Hapishanesi’ne sevk edilirken, açlık grevini sonlandırmalarının koşulu olan Antalya Kuyu Tipi’ndeki dört siyasi tutsağın sevkinin geçen 4 aya rağmen yapılmadığı ortaya çıktı. TAYAD üyesi Ferdi Sarıkaya, Cumhuriyet Başsavcı Vekili’nin verdiği sözü tutmaması üzerine sevk bekleyen dört siyasi tutsaktan Hüseyin Özarslan ve Mehmet Akdemir’in 18 Ağustos’ta süresiz açlık grevine başladığını duyurdu.

‘SEVK TALEBİNİ KARŞILAMAK İÇİN AYLARCA BEKLEYEN BAŞSAVCI VEKİLİ VE HAPİSHANE SAVCISI TERFİ ETTİ’

Sarıkaya, Antalya Cumhuriyet Başsavcı Vekili’nin Antalya Kuyu Tipi Hapishanesi’nde bulunan Hüseyin Özarslan, Mehmet Akdemir, Mustafa Gök ve Osman Beyazkaya’nın da L Tipi Cezaevi’ne veya uygun başka bir hapishaneye sevk edileceği yönünde verdiği sözü tutmadığını vurguladı. Söz konusu Cumhuriyet Başsavcı Vekili’nin ve hapishane infaz savcısının Gürkan Türkoğlu hastanede yoğun bakımdayken terfi ettiğine dikkat çeken Sarıkaya, “Antalya Cumhuriyet Başsavcı Vekili, Tahsin Sağaltıcı ve Hüseyin Özen'in hastane tedavileri bittikten sonra, Antalya Kuyu Tipi'nde kalan Hüseyin Özarslan, Mehmet Akdemir, Osman Beyazkaya, Mustafa Gök’ün de kendileriyle birlikte L Tipi Hapishanesi’ne sevk edileceği sözünü vermiştir. Ancak aradan dört ay gibi bir süre geçmesine rağmen bu söz yerine getirilmedi. Osman Beyazkaya için ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü olması gerekçe gösterilirken, diğer üç tutsak için Adalet Bakanlığı'ndan talimat beklendiği iddia edildi. Başsavcı Vekili sözünü tutmadığı gibi, Gürkan Türkoğlu komadayken terfi etmiştir. Aynı şekilde hapishane savcısı da aynı gün terfi etmiştir. Bunun neyin terfisi olduğunu bilmiyorum. Ama bence Gürkan Türkoğlu’nun katledilmesine yol açtıkları için terfi ettirilmişlerdir. Çünkü burada terfi edecekleri bir durum yok, tam tersine görevlerini kötüye kullanmışlardır. Hem başsavcı vekili hem de hapishane savcısı sevk taleplerini zamanında kabul etmiş olsalardı, bugün Gürkan Türkoğlu hayatta olacaktı. Şimdi de verdikleri sözler de havada kaldı. Avukatlar, yeni göreve gelen Antalya Cumhuriyet Başsavcı Vekili’ne neden sevklerin yapılmadığını sorduğunda, Osman Beyazkaya için ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü olduğu gerekçesini öne sürerken, diğer üç tutsak Hüseyin Özarslan, Mehmet Akdemir ve Mustafa Gök’ün sevk talebinin yazıldığını ve şu anda Adalet Bakanlığı'ndan imza beklediklerini söylemiş” dedi.

‘UZUN SÜRE DAYANAMAZLAR’ UYARISI

Sevki yapılması gereken dört siyasi tutsağın keyfi bir biçimde Antalya Kuyu Tipi Hapishanesi’nde tutulduğuna işaret eden Sarıkaya, “Bu hukuksuzluğu protesto etmek için 18 Ağustos’ta Hüseyin Özarslan ve Mehmet Akdemir süresiz açlık grevine başladı. Bu iki arkadaşımızdan Hüseyin Özarslan 66 yaşındayken, Mehmet Akdemir 64 yaşında. İkisinin de çeşitli rahatsızlıkları var. Özarslan ve Akdemir uzun süreli bir açlık grevine dayanamaz. Kaldı ki Hüseyin Özarslan’ın infazını tamamlamasına 10 ayı kaldı. Ama kuyu tipindeki koşullar o kadar insanlık dışı ki artık buna 10 ay bile sabredecek durumu kalmamış” vurgusunda bulundu.

‘BİZ EVLATLARIMIZIN ÖLMESİNİ, SAKAT KALMASINI İSTEMİYORUZ’

Dört siyasi tutsağın Antalya Kuyu Tipi Hapishanesi’nden sevk sözünün vakit kaybetmeden yerine getirilmesini isteyen Sarıkaya, şunları kaydetti: “Biz ölümlerin yaşanmasını istemiyoruz. Hapishanelerde açlık grevlerinde çok ciddi hasarlar oluşuyor tutsakların vücutlarında. Sakat kalıyorlar. Biz evlatlarımızın sakat kalmalarını istemiyoruz. Bu nedenle yüzlerce kez basın açıklaması yaptık. Yüzlerce kez gözaltına alındık anne babalar olarak. Biz o insanların o hapishanelerde bu işkenceyi yaşamalarını istemiyoruz. Amacımız ve hedefimiz bu. Bu yeni yapılan hapishanelerde hiçbir insanın kalmasını istemiyoruz. Çünkü zaten ülkemizde yaşatılan bir tecrit var hapishanelerde. Bu tecrit bu hapishanelerle birlikte daha da derinleştirildi.

‘KAZANILMIŞ TÜM HAKLAR GERİ ALINDI’

 Üç katlı bu hapishanelerde güneş yüzü, insan yüzü görmüyorlar, canlı canlı kuyuya gömülüyorlar. Bugüne kadar kazanılmış tüm hakları geri alınıyor. 10 saatlik sohbet hakkı büyük bedeller sonucunda kazanıldı. Biliyorsunuz 122 devrimci tutsak ölüm orucunda hayatını kaybetti ve en son Behiç Aşçı’nın ölüm orucunun 293. gününden sonra 10 saatlik havalandırma hakkı kazanılmıştı. Ancak bu kuyu tipleriyle bu sohbet hakkı da tamamen gasp edildi. Tutsaklar günde sadece 1 veya 2 saat havalandırma haklarını kullanabiliyorlar, hem de tek başlarına. Kazanılmış siyasi tutsak statüsünü ortadan kaldırıp, ideolojinden, inançlarından, düşüncelerinden komple soyutlayarak ölüme terk ediyorlar. Ya teslim olacaksın ya öleceksin diyorlar. Başka bir seçenek bırakmıyorlar. Devrimciler de buna karşı oldukları için, ya ölüm ya özgürlük dedikleri için bedenlerini açlığa yatırarak bu teslimiyeti kabul etmiyorlar. Devlet, bu hapishanede ya kalacaksınız, biat edeceksiniz ya da Gürkan gibi hayatınızı kaybedeceksiniz, başka hiçbir seçenek yok diyor. Biz bu dayatmayı kabul etmiyoruz. Sevk talebi basit ve karşılanabilir bir taleptir.

‘VERİLEN SÖZLER TUTULSUN, SEVK TALEBİ DERHAL KARŞILANSIN’

Şimdi Osman Beyazkaya’nın L Tipi Hapishanesi’ne sevkini ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü olduğu gerekçesini öne sürerek engellemeye çalışıyorlar. O zaman Beyazkaya’yı F Tipi Hapishanesi’ne sevk etsinler, diğer üç tutsağı da söz verdikleri gibi L Tipine göndersinler. Yani basitçe çözülecek bir durumu zorlaştıran kendileri. Mesela Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi’nde uygulanan suçlu kimlik kartı dayatmasına karşı Tuğçenur Özbay aylarca açlık grevi yapmak zorunda kaldı. Gürkan Türkoğlu komada hayatını kaybettiği gün onu alelacele Gebze Kadın Kapalı Hapishanesi’ne sevk ettiler. Şimdi Şakran’da aynı dayatmaya maruz bırakılan hasta tutsak Güzin Tolga süresiz açlık grevinde. Yani istediklerinde bir gecede onlarca insanı ülkenin bir ucundan diğer ucuna sürgün sevkle gönderebiliyorlar. Bir gece sürmüyor bu sevkler. İnsanları zaten hukuksuzca tutsak ediyorlar, bir de tecrit içinde tecrit uyguluyorlar. Mesela şu anda süresiz açlık grevine başlayan Hüseyin Özarslan ve Mehmet Akdemir de Zekeriya Öz gibi dünya genelinde kırmızı bültenle aranan FETÖ savcıları tarafından hazırlanan "kurmaca ve komplo dolu" dosyalardan aldıkları cezalarla tutsak edilmiş insanlardan. Hatta Özarslan ve Akdemir’in aileleri geçmişte Zekeriya Öz’ü bizzat HSYK’ya şikayet etmiş. Ama bırakın bu dosyaları kapatmayı, siyasi tutsakları kuyu tipine sürgün sevk ederek tecridi daha da derinleştiriyorlar. Buna karşı da mesela Yeni Parti’nin hiç sesi çıkmıyor. Halbuki onların da üyeleri o kuyulara atılıyor. Bakın, kuyu tipi hapishaneler kapatılsın, bu hapishanelerde insanlar yaşayamaz dediği için bugün Gürkan Türkoğlu hayatta değil. Biz Gürkan gibi diğer evlatlarımızın, yoldaşlarımızın buralarda hayatlarını kaybetmesini istemiyoruz. Basit ve karşılanabilir sevk talebi derhal karşılansın, verilen sözler tutulsun. Adalet Bakanlığı sevk talepleri yerine getirsin.”