Lami Özgen: Emekçiler ortak hukuku ve ortak geleceği savunmalı

KESK eski Başkanı Lami Özgen, “Bu yeni süreçte emekçi güçler ve işçiler, hem kendi taleplerini hem toplumsal beklentileri hem de demokratik ve barışçıl bir yaklaşımla ortak hukuku ve ortak geleceği savunmalı, öne çıkarmalı ve bunun mücadelesini vermelidir

LAMI ÖZGEN

KESK eski başkanı Lami Özgen, demokratik entegrasyon sürecine ilişkin ajansımıza değerlendirmelerde bulundu. Özgen, Kürt halkının hem kendi kimliği ve toplumsal yapısıyla varlığını sürdürmesi hem de Türkiye toplumuyla birlikte yaşaması nedeniyle demokratik entegrasyonun önemine dikkat çekti.

Özgen, “Demokratik entegrasyonun içeriğini tartıştığımızda herkes, mensup olduğu siyasal yaklaşıma göre belirli bir duruş ve tutumu öne çıkarıyor. Peki, bir halk, bir ulus ve bir toplum olarak Kürtler için demokratik entegrasyon ne anlama geliyor? Öte yandan Kürtler, Türkiye toplumu ile bir arada yaşadığı için bu süreç Türkiye toplumu için ne ifade ediyor? Bize göre bu iki soru, birbiriyle kopmaz biçimde bağlantılı olarak ele alınmalıdır” dedi.

‘İLK KEZ BU SÜREÇTE KÜRT VARLIĞI TANINDI’

Lami Özgen, yüzyıl boyunca inkar edilen Kürt halkının Barış ve Demokratik Toplum Süreci’yle birlikte ilk kez varlığının tanındığına dikkat çekerek şunları söyledi:

“Kürt halkı yüz yıldır bir ulus ve bir halk olarak inkar edildi, hakları gasp edildi. Bu inkar politikasında ısrar eden tutuma karşı Kürt halkı her zaman direnmiş ve isyan etmiştir. Türk devleti ise uluslararası güçlerin de desteğini alarak saldırılarını sürdürmüş ve katliamlar gerçekleştirmiştir. Bu nedenle, ilk kez yürütülen bu Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde Kürt halkının varlığı kabul edilmiştir.

Ancak varlığı tanınan bir halkın doğal olarak hakları da vardır: Ulusal, siyasal ve toplumsal hakları vardır. Bu siyasi, hukuki ve kültürel haklar nasıl yaşamsallaştırılacaktır? Siyasetçisinden kültür insanına ve emekçisine kadar Kürt toplumunun dinamikleri ile aktivistleri bu sürece nasıl entegre olacaktır?”

‘HUKUKİ ZEMİN GEREKLİ’

Türkiye toplumuyla ortak bir gelecek inşası için hukuki reformların önemini vurgulayan Özgen, “Bu doğrultuda öncelikle sağlam bir hukuki zemin gereklidir. Bu hukuki temel sağlandığında Kürt toplumu, haklarını aleni ve açık biçimde kullanarak hem kendi bünyesinde demokratik yol ve yöntemlerle yaşamını ve geleceğini yeniden inşa edecek hem de Türkiye toplumuyla ortak bir gelecekte buluşacaktır” diye belirtti.

‘DEMOKRATİK ENTEGRASYON YALNIZCA POLİTİK AKTÖRLER İÇİN DEĞİLDİR’

Demokratik entegrasyonun yalnızca politik aktörler ve aktivislerle sınırlı olmadığını ekleyen Özgen, “Kadınlar içindir, gençler içindir, emekçiler içindir ve tüm ezilen kesimler içindir. Ezilen toplumsal kesimlerin varlığının ve hukuki haklarının tanınması, bu süreçte demokratik yöntemlerle öne çıkacak ve toplum tabanında kök salacaktır” dedi.

‘SAVAŞ NEDENİYLE EMEKÇİLERİN MÜCADELESİ DE KRİMİNALİZE EDİLDİ’

Kürtlerin mücadelesine yönelik baskıcı tutum nedeniyle emek mücadelesinin de kriminalize edildiğine dikkat çeken Özgen, şöyle konuştu:

“Şüphesiz bu dönemde emek güçleri ve işçi hareketleri anahtar bir rol oynamaktadır. Yaşamın, işçilerin ve emekçilerin elleriyle inşa edildiği söylenebilir. Bu kesimler temel toplumsal güçlerdir; dolayısıyla kendilerine özgü hakları ve talepleri bulunmaktadır. Siyasal haklarının yanı sıra çalışma yaşamına ilişkin hukuki talepleri mevcuttur.

Ancak Kürtlerin inkarı ve süregelen savaş nedeniyle bu temel haklar yıllarca ayaklar altına alınmış, hak mücadelesi verenler ise kriminalize edilerek suçlanmıştır. Egemen güçlerin bu yaklaşımı sonucunda emekçilerin mücadelesi bastırılmış ve kendilerine olumsuz bir tutumla yaklaşılmıştır.”

‘KÜRT İNKARI VE SAVAŞ NEDENİYLE EMEKÇİLERİN ÖZLÜK HAKLARI TANINMADI’

Türkiye'de işçi ve emekçilerin uluslararası anlaşmalardan doğan özlük hakları ile ilgili düzenlemelerin Kürt inkarı ve mevcut savaş koşulları nedeniyle tanınmadığını hatırlatan Özgen, “İşçilerin ve emekçilerin uluslararası sözleşmelerden doğan örgütlenme ile özlük hakları pek çok ülkede anayasal güvenceye kavuşturulmuşken, Türkiye’de Kürt inkarı ve mevcut savaş koşulları nedeniyle bu haklar tanınmamış, ilgili uluslararası anlaşmalar imzalanmamış ya da yürürlüğe sokulmamıştır” diye ifade etti.

‘EMEKÇİLER ORTAK GELECEĞİ SAVUNMALI’

Yeni süreçte emekçilerin demokratik entegrasyona yönelik programlarını sendikaları ve kendi örgütleri içerisinde oluşturması gerektiğini belirten Lami Özgen, tüm toplumsal kesimlerle ortak mücadele yürütülmesi çağrısında bulundu:

“Bu yeni süreçte emekçi güçler ve işçiler, hem kendi taleplerini hem toplumsal beklentileri hem de demokratik ve barışçıl bir yaklaşımla ortak hukuku ve ortak geleceği savunmalı, öne çıkarmalı ve bunun mücadelesini vermelidir. Bu bakımdan işçiler ve emekçiler, kendi sendikalarında ve örgütlerinde demokratik entegrasyona yönelik programlar hazırlamalı ve bunları pratiğe dökmelidir. Söz konusu programlar tüm toplumsal kesimlerle paylaşılmalı, alanlara çıkılarak talepler net bir şekilde dile getirilmeli ve ortak mücadele yürütülmelidir.

Emekçilerin bu süreçte yüklenmesi gereken tarihsel bir rol ve misyon vardır; bu sorumluluk kararlılıkla yerine getirilmelidir.”