‘Madımak Katliamı’nın asıl hedefi Alevi inancı, eşit yurttaşlık ve demokrasi mücadelesiydi’

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Sekreter Yardımcısı Enver Uzungeliş, Sivas Madımak Katliamı'nın asıl hedefinin Alevi toplumunun inancı, kültürü, eşit yurttaşlık talebi ile demokrasi ve laiklik mücadelesi olduğunu vurguladı.

ENVER UZUNGELİŞ

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Genel Sekreter Yardımcısı Enver Uzungeliş, Sivas Madımak Katliamı'nın tarihsel anlamını, Avrupa'daki Alevi örgütlerinin yürüttüğü diplomatik mücadeleyi ve adalet arayışının geleceğini Medya Haber TV'ye değerlendirdi.

Uzungeliş, hem kişisel hafızasını hem de kurumsal sorumluluğu bir araya getiren kapsamlı bir perspektifle konuştu.

Sivas Madımak Katliamı'nın hedefini nasıl tanımlıyorsunuz? O gün Sivas'ta neye saldırıldı?

Madımak'ın hedefi yalnızca oteldeki aydınlar değildi. Asıl hedef; Alevi toplumunun inancı, kültürü, eşit yurttaşlık talebi ve Türkiye'de demokrasi ile laiklik mücadelesiydi.

Pir Sultan Abdal'ın temsil ettiği hakikati söyleme geleneği, sorgulayan ve eşitlik isteyen bir toplum kesimi hedef alındı.

Bu saldırıyı "kendiliğinden gelişmiş bir öfke patlaması" olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Gerici, mezhepçi ve şeriatçı çevrelerin örgütlü nefret söylemi belirleyici oldu. Devletin pasif kalması ise bu süreci kolaylaştırdı.

‘MADIMAK TÜRKİYE’NİN İÇ MESELESİ DEĞİLDİR, ULUSLARARASI BİR İNSAN HAKLARI SORUNUDUR’

AABF'nin Madımak Katliamı'nı uluslararası düzeyde görünür kılmak için yürüttüğü diplomatik girişimlerin kapsamı nedir?

AABF, Madımak'ı yalnızca Türkiye'nin iç meselesi olarak görmüyor. Bizim için Madımak, insan hakları, inanç özgürlüğü, yaşam hakkı ve cezasızlıkla mücadele meselesidir. Bu nedenle Avrupa'daki parlamentolar, siyasi partiler ve insan hakları kuruluşlarıyla sürekli temas halindeyiz.

Diplomatik çalışmalarımızın üç temel amacı var:

Madımak'ın unutulmasını engellemek, Türkiye'deki cezasızlık politikasını Avrupa kamuoyuna taşımak ve Madımak Oteli'nin yüzleşme mekanına dönüştürülmesi talebini güçlendirmek.

FEDERAL MECLİS’TEKİ MADIMAK ANMASI, AVRUPA’DA YENİ BİR DÖNEMİN İŞARETİDİR’  

AABF'nin hem Türkiye'de hem Avrupa'da yürüttüğü çalışmaların daha etkili hale gelmesi için hangi adımlar atılıyor?

 İki temel hattımız var: Türkiye'deki demokratik kurumlarla yürütülen ortak mücadele ve Avrupa kurumları nezdindeki diplomatik çalışmalar. Strazburg'da açtığımız Diplomasi Temsilciliği bu hattın önemli bir ayağı.

Geçtiğimiz hafta Almanya Federal Parlamentosu'nda ilk kez resmi bir Madımak anması düzenledik. Çok sayıda milletvekili katıldı. Bazı sanıkların Almanya'da yıllarca yaşaması ve vatandaşlık alması da gündeme taşındı.

Elbette daha planlı ve sürekli bir stratejiye ihtiyaç var. Madımak yalnızca yıldönümlerinde değil, yıl boyunca gündemde tutulmalı.

Bu noktada AABK'nin hayata geçirdiği Madımak Katliamı Hafıza Merkezi çok önemli. Sanal müze, dijital kütüphane, belgeseller ve sözlü tarih çalışmalarıyla hafıza dijital ortamda korunuyor.

‘GENÇLİK HAFIZANIN TAŞIYICISIDIR’

Alevi gençliğinin hafıza çalışmalarındaki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gençlik, hafızanın geleceğe taşınmasında merkezi bir öneme sahip. Hafıza yalnızca geçmişi anmak değil, geleceği bilinçle inşa etmektir.

2012'de zaman aşımı kararı açıklandığında, Bochum'da düzenlenen büyük protestoya katılmıştım. On binlerce insan meydanlardaydı. O gün hissettiklerim, bugün AABF'de üst düzey bir görevde olmamın en önemli nedenlerinden biridir.

Gençler Madımak'ı yalnızca acı bir katliam olarak değil; demokrasi, eşit yurttaşlık ve insan hakları mücadelesinin parçası olarak öğrenmeli. Gençlik kampları, belgesel gösterimleri, dijital arşivler ve tanıklık buluşmaları daha fazla desteklenmeli.

Avrupa'da yetişen Alevi gençleri, uluslararası kurumlara erişim imkanına sahip. Bu, Türkiye'deki adalet mücadelesine büyük katkı sunabilir.

‘İNSANLIĞA KARŞI SUÇ OLARAK TANIMLANSAYDI ZAMAN AŞIMI OLMAZDI’

Sivas Katliamı'nda "insanlığa karşı suç" tanımının yapılmamasının hukuki sonuçları nelerdir?

İnsanlığa karşı suçlarda zaman aşımı uygulanmaz. Madımak bu kapsamda değerlendirilmediği için dava zaman aşımına uğradı ve birçok failin hesap vermesi engellendi. Bu yalnızca hukuki bir eksiklik değil, siyasi bir tercihtir.

Cezasızlık, topluma tehlikeli bir mesaj verir: "Bu suçların hesabı sorulmayabilir."

AİHM'in Türkiye'nin yaşam hakkı ve etkin soruşturma yükümlülüklerini ihlal ettiğine dair kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?

AİHM'in kararları çok net. Devletin atması gereken adımlar şunlar:

Toplu katliamlarda zaman aşımını kaldıran düzenlemeler, kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin bağımsız soruşturmalar, mezhepçi nefret suçları için özel birimler ile yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi.

Ve en önemlisi, Madımak Oteli'nin gerçek bir yüzleşme müzesine dönüştürülmesi.

‘ALEVİLER AYRICALIK DEĞİL EŞİTLİK İSTİYOR’

Alevi toplumunun maruz kaldığı ayrımcılık göz önüne alındığında mevcut hukuk sistemi yeterli mi?

Hayır, yeterli değil. Sorun bireysel davalarla sınırlı değil, yapısal. Cemevlerinin ibadethane olarak tanınmaması, zorunlu din dersleri, nefret söylemi ve kamu hizmetlerinde eşitsizlik hâlâ devam ediyor.

Gerekli reformlar şunlar: Eşit yurttaşlık ilkesinin anayasal güvenceye alınması, Cemevlerinin ibadethane statüsü, zorunlu din derslerinin kaldırılması, nefret suçlarının açık biçimde tanımlanması ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yapısının yeniden değerlendirilmesi. Alevi toplumu ayrıcalık değil, eşitlik talep ediyor.