Kürt Kadın Hareketi üyesi ve siyasetçi Sebahat Tuncel, Meclis’e getirilmesi tartışılan çözüm süreciyle bağlantılı yasa tasarısına ilişkin değerlendirmesinde, sürecin devlet merkezli değil, Kürt halkının örgütlü gücüyle şekilleneceğini ifade etti. Tuncel, Kürt kadınlarının mücadelenin ön saflarında yer aldığını ve çözüm sürecinin halkın örgütlülüğüne bağlı olduğunu vurguladı.
Kürt Kadın Hareketi üyesi ve Kürt siyasetçi Sebahat Tuncel, Meclis’e getirilmesi tartışılan çözüm süreciyle bağlantılı yasa tasarısı, Kürt özgürlük mücadelesi, demokratik toplum çağrısı ve Kürt kadın hareketinin rolüne ilişkin ANF’ye değerlendirmelerde bulundu.
‘YENİ MANİFESTO DEVLETLE İLGİLİ DEĞİL’
Önder Apo’nun 52 yıllık silahlı mücadeleyi sonlandırırken Kürt halkının özgürlük mücadelesi konusunda yeni bir yol haritası ortaya koyduğunu belirten Sebahat Tuncel, “Tabii ki Sayın Öcalan’ın 52 yıllık silahlı mücadeleyi sonlandırırken Kürt halkının özgürlük mücadelesi konusunda yeni bir yol haritası ortaya koyduğunu görüyoruz. Hatırlarsanız, ilk dönemde yapılan açıklamalardan birisi, bu yeni manifestonun Kürdistan Devriminin Yolu Manifestosu’na denk bir manifesto olduğu yönündeydi. Birinci yüzyılda Kürt halkını özgürlüğe götürecek, Kürtlerin kendi kaderini belirleyebileceği demokratik ve özgürlükçü bir sistemi örgütleyebilecekleri bir yaklaşım. Dolayısıyla bu, devletle alakalı değil” dedi.
Sebahat Tuncel, Önder Apo’nun uzun yıllardır savunmalarında ulus-devlet modelini kapsamlı biçimde çözümlediğini hatırlatarak, “Zaten çok uzun süredir Sayın Öcalan’ın savunmalarını okuyanlar bilirler ki ulus-devlet çözümlemesi yapılıyor. Bunun bir krize yol açtığını, kapitalizmin ihtiyacı olan ulus-devletin aslında bugün hem Orta Doğu’da hem dünyada bir kriz yarattığını, hem de demokratik ulus perspektifinin bu krize çözüm bulabileceğini ve Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkının ancak demokratik siyasetle mümkün olacağının altını çiziyor” dedi.
Kürtlerin özgürlük mücadelesinden vazgeçmediğinin altını çizen Tuncel, bunun hak, özgürlük ve eşit yurttaşlık taleplerinden vazgeçmek anlamına gelmediğini belirterek şöyle konuştu: “Kürtler özgürlük mücadelesinden vazgeçmiyor. Kürtler hak ve özgürlük talebinden, eşit yurttaşlık talebinden vazgeçmiyor. Ama bunu örgütlüyor. Bu, devlete bakarak ya da devlete bırakılacak bir şey değil.”
‘SÜRECİ BELİRLEYECEK OLAN KÜRTLERİN ÖRGÜTLÜ GÜCÜDÜR’
Sürecin nasıl ilerleyeceğinin devletten çok Kürtlerin öz örgütlülüğüne bağlı olduğunu vurgulayan Tuncel, şöyle konuştu: “Yani şöyle, bu sürecin nasıl gelişeceği de devletten çok Kürtlere bağlı. Yani Kürtler kendini örgütlerse, öz örgütlülüğünü geliştirirse, demokratik siyasetini geliştirirse bu inşa sürecini başarılı götürür. Yoksa devlete kalırsa devlet en nihayetinde Kürtlere hiçbir hak vermeden her şeyi almak istiyor. O yüzden de meselenin özünü Kürt sorunu diye koymuyor, dikkat ederseniz. Ama biz diyoruz ki bütün bu yaşananların nedeni, silahlı mücadelenin ortaya çıkışının nedeni de Kürt sorunu. O zaman Kürt sorunu çözülmeden Türkiye demokratikleşmez. Türkiye demokratikleşmeden de Kürt sorununun çözümü zor.”
Toplumun örgütlülüğünün sürecin temel belirleyeni olduğuna dikkat çeken Tuncel, Önder Apo’nun bu konuda yaptığı “Devletle ilgili olan bölüm yüzde 10, yüzde 90 ise halkın kendi geleceğini örgütlemesi ve inşa etmesidir” değerlendirmesine dikkat çekti.
‘KADINLAR BU SÜRECİN ÖNCÜ GÜCÜ OLACAK’
Kürt kadınlarının mücadelede üstlendiği öncü role dikkat çeken Tuncel, şu değerlendirmede bulundu: “Kürt kadınları, Kürtlerin eşitlik ve özgürlük mücadelesinde en ön safta yer aldı. Çok büyük emekler verdi, bedeller ödedi. Sayın Öcalan’ın son manifestosunun özü, aslında kadın özgürlüğünü esas alan toplumsal, komünal bir yapıyı öneriyor. Dolayısıyla bunun öncü gücü de kadınlar olacak.”
Kadın özgürlük mücadelesinin yarattığı kazanımlara işaret eden Tuncel, “Kadınlar hem erkek egemenliğine karşı, patriyarkaya karşı, erkek egemenliğinden kaynaklı bütün sorunlara karşı direndi, mücadele etti. Kadın özgürlük çizgisini geliştirdi. Jin, jiyan, azadî felsefesini bütün dünyaya yaydı” diye belirtti.
‘YASA ÇIKARSA ÜLKEYE DÖNÜŞLER ÖNEMLİ’
Avrupa’da yaşayan Kürtlerin sürece yaklaşımına ve diaspora ile ülke arasındaki bağa değinen Tuncel, yasal zeminin oluşması hâlinde ülkeye dönüşlerin de önem taşıdığını belirterek şöyle konuştu: “Sonuçta Kürtler, diyelim ki diasporada yaşıyor. Ama hepsinin bir şekilde kalbi Kürdistan’da atıyor. Dolayısıyla Kürdistan’da yaşananlara kör, sağır, dilsiz değiller.”
“Avrupa’da da çok ciddi sorunlar yaşıyorlar. Ekonomik kriz, eğitim sorunu, sağlık sorunu; birçok sorunu burada da yaşıyorlar. Ama yönlerini Kürdistan’a dönmüş durumdalar. Yol açılır, yasa çıkarsa ülkeye dönmeleri de önemli. Yani yüzünü ülkeye dönmek her zaman için iyidir.”
Tuncel, son olarak şunları kaydetti:
“Esasta mücadele yürütenler, demokratik, ekolojik, kadın özgürlük paradigmasını kendi yaşamında bir ilke olarak geliştirmek zorunda. Demokratik sosyalist kişiliği, komünal kişiliği ilke olarak geliştirmek zorunda. Yani mekânlar önemli değil.”