Önder Apo’nun çağrısının ardından başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci devam ediyor. Meclis’te kabul edilen “Çerçeve Yasa” ile devlet tarafından ilk somut adım atılırken, Türkiye’deki halklar da bundan sonraki gelişmeleri takip ediyor.
Yürütülen barış süreci ve demokrasi çağrılarının halkların yararına olduğunu ve ülkenin geleceği açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirten Süryani Fırat Küçükaslan, bütün halkların sürece destek vermesi gerektiğini ifade etti.
Süryanilerin geçmişten bu yana maruz kaldığı baskı politikalarına da dikkat çeken Küçükaslan, geçmişte yaşananların tekrarlanmaması için toplumun tamamını kapsayan eşitlikçi adımlar atılması gerektiğini söyledi.
Küçükaslan, Türkiye, PKK, Kürt ve Türk halkları başta olmak üzere bölgede son dönemlerde artan gerilim, çatışma ve iç savaşların bölgenin gelişmesinin önündeki engellerden biri olduğunu belirtti. Küçükaslan, yarım asırdır çatışmalar nedeniyle gelişime kapalı kalan ve ağır bedeller ödeyen halkların ve ailelerin yaşadığı insanlık trajedisinin derin bir hüzün kaynağı olduğunu ifade etti.
Asuri, Süryani ve Keldani halklarının da dönemin politikalarının kapsayıcı olmaması nedeniyle farklı ülkelere göç etmek, sürgüne gitmek ve yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kaldığını belirten Küçükaslan, “Ağır göçlerin kervanında Asuri, Süryani ve Keldani halklarımız da o dönemdeki politikaların kucaklayıcı olmaması nedeniyle farklı devletlere göç etmek, sürgüne gitmek ve yaşadıkları yerlerden çıkmak zorunda kaldı” dedi.
Küçükaslan, sorunların diyalog ve diplomasi yoluyla, demokratik çözüm mekanizmalarının tesis edilmesiyle aşılmasını istediklerini belirterek, “Halkların bir arada, kendi kimliğiyle; inançsal, kültürel ve halksal değerleriyle eğitimde, sağlıkta ve politikada eşit koşullarda yaşayabilecekleri yasa tasarılarının toplumun genelini kapsaması gerektiğini düşünüyoruz. Barışçıl, demokratik ve özgürlük ilkelerini esas almaktayız” ifadelerini kullandı.
Asuri, Süryani ve Keldani halkları olarak yaşadıkları yerlerin insanlığa faydalı, doğaya yararlı ve geleceğe umutla bakılan bir şekilde gelişmesini temenni ettiklerini belirten Küçükaslan, geri dönüşlerin sağlanmasının yanı sıra istikrar, istihdam ve yatırımların güvenilir, huzurlu ve umutlu bir geleceğin inşa edilmesinin temel koşulları olduğunu vurguladı.
'GEÇMİŞTE YAŞANANLARIN TEKRARI OLMAMALI'
1915’te Osmanlı döneminde yaşananlara da dikkat çeken Küçükaslan, “Soykırım, Seyfo, Hristiyan uluslarına, planlı bir şekilde komşu halklarla gerçekleştiriliyor. Çok ağır bedeller ödeyenler oldu. Hristiyan halklar ve kendilerini İslamiyet dışında farklı inançlarla tanımlayan diğer halk grupları ülkede ölümlere, psikolojik baskılara, asimilasyona, tarihi hafızanın sıfırlanmasına, göçe, sürgüne ve manipülasyona maruz kaldı. Bu halklar yalnızlaştırıldı. Geçmiş tarihte yaşananların tekrarı olmadan atılacak adımların, toplumun genelini kapsayan demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi yasalarla desteklenmesi gerekiyor” dedi.
'BARIŞ, HALKLARIN BİR ARADA YAŞAMASININ UMUDU OLMALIDIR'
Farklı inanç ile kültürleri dayatma ve baskıyla sisteme entegre etmenin adalet anlamına gelmeyeceğini belirten Küçükaslan, “Bu, asimilasyonun kronikleşmesi, kutuplaşma, kıyım, inkar ve entegrasyondur. Barış sloganının demokratik ve özgürlükçü bir çözümle halkların bir arada yaşayabilecekleri bir umut olması temennimizdir. Süreci bu anlamda destekliyoruz. Her halkın kendi içinde örgütlenmesinin teşvik edilmesi gerekiyor. Bu, toplumun ve ülkenin geleceğini demokratikleştirir, ülke açısından bir kazanım olur” diye konuştu.
'KÜLTÜREL MİRASA SAHİP ÇIKILMALI'
Bölgenin ve şehrin kozmopolitik bir kültürel zenginliğe sahip olduğuna işaret eden Fırat Küçükaslan, “Burada Êzidî, Mihelmî, Kürt ve Süryani halkları yaşamaktadır. İslamiyet, Êzidîlik ve Hristiyanlık gibi farklı inançların yanı sıra bu etnik ve kültürel mirasa da sahip çıkılmalı. Ülkede nadir bulunan böyle şehirler vardır. Bu bağlamda sürecin halkların ve toplumun yararına evrilmesi için bunlar göz ardı edilmemeli” ifadelerini kullandı.
Küçükaslan, sözlerini “Savaşa hayır. Barış, demokrasiyle ve özgürlükle taçlandırılsın. Diyalog süreci ülkedeki halkların yararınadır” diyerek tamamladı.