Toğan: Yüzde 96 engelli tutsak İrfan Yılmaz ölüme terk edilmek isteniyor!

Yüzde 96 engelli İrfan Yılmaz’ın infazının ertelenmesi talebinin, ATK’nin raporuna rağmen, bu kez de tutulduğu Marmara 2 Nolu Hapishanesi’nin İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı tarafından “Bağımsız koğuşa gitmediği” gerekçesiyle reddedildiği ortaya çıktı.

İRFAN YILMAZ

Askeri vesayetin katı ve despot yönetimini eleştirerek 25 yıl önce iktidara gelen AKP, kendi gibi düşünmeyenin, eleştirenin hem yargı sopasıyla hem de insan haklarına aykırı infaz sistemiyle sadece özgürlüklerini değil, yaşama hakkını da elinden almaya çalışıyor. Bu ceberut pratiğin son örneği Silivri’deki Marmara 2 Nolu L Tipi Hapishanesi’nde tutsak edilen, yüzde 96 engelli siyasi tutsak İrfan Yılmaz’a yaşatılan yargı-polis-hapishane idaresinin bürokratik eziyetinde yaşandı. Yılmaz hakkında Adli Tıp Raporu’nun “Cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen, Açık Ceza İnfaz Kurumu’na ayrılmasına bir ret cevabının da Marmara 2 Nolu L Tipi Kapalı İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı tarafından verildiği ortaya çıktı.

ANF’ye konuşan İrfan Yılmaz’ın vasisi Hasan Toğan, tekerlekli sandalyeye mahkum olan ve hayatını tek başına idame ettiremeyen Yılmaz’ın resmen ölüme terk edilmek istendiğini vurguladı.

SARIYER EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ VE HAPİSHANE İDARE VE GÖZLEM KURULU ATK RAPORUNUN ÖNÜNE GEÇTİ!

Yüzde 96 engelli, serebral palsi hastası olan ve Adli Tıp Kurumu (ATK) 11. İhtisas Kurulu’nun hakkında verdiği “Cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen, İrfan Yılmaz’ın açık hapishaneye ayrılmasına bir ret cevabının da hukuksuzca tutulduğu Marmara 2 Nolu Hapishanesi’nin İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı tarafından verildiği ortaya çıktı.

Yılmaz, Halk Okulu dergisinin kağıt üzerindeki yazı işleri müdürü olduğu için 30.01.2025 tarihinde İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, “Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek” iddiasıyla 2 yıl 1 ay hapis cezasına mahkum edilmişti.

Yılmaz’ın sağlık sorunları nedeniyle infazının ertelenmesi, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Taşra İlamat ve İnfaz Bürosu’nun ret kararı vermesiyle engellenmişti. Bu karara gerekçe olarak, ATK raporu yerine, Sarıyer Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Büro Amirliği’nin tekerlekli sandalyede olan ve hayatını yalnız idame ettiremeyen Yılmaz hakkında, “Cezasının ertelenmesi halinde toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturabileceği” şeklindeki tutanağı gösterilmişti.

Bu keyfi uygulamaya karşı elleri tutmadığı için koğuş arkadaşlarının aracılığıyla bir itiraz dilekçesi yazdıran Yılmaz’a bir ret cevabı da bu kez hapishanenin İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı tarafından verildi. İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı’nın Yılmaz hakkında verdiği ret cevabını, “Taraflı koğuşta herhangi bir pişmanlık belirtisi taşımaksızın taraflı örgüt mensuplarıyla birlikte kalma iradesi gösterdiği, herhangi bir tarafsızlık dilekçesi vermediği” şeklinde gerekçelendirmesi hukuksuzluğun vardığı noktanın somut göstergesi oldu.

‘SIRF BAĞIMSIZ KOĞUŞA GEÇMEK İÇİN DİLEKÇE VERMEDİĞİNDEN İNFAZINI YAKTILAR!’

Siyasi tutsak İrfan Yılmaz’ın vasisi Hasan Toğan, Yılmaz’ın hapishanede ısrarla tutularak ölüme terk edilmek istendiğine işaret etti.

Marmara 2 Nolu L Tipi Hapishanesi’nin İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı’nın ret kararının kendisine yeni tebliğ edildiğini belirten Toğan, “Burada esas ilginç olan nokta, İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı verdiği ret kararında, İrfan abinin örgüt üyeleriyle herhangi bir telefon görüşmesi, eşya alma ve ziyaret edilme durumu olmadığının tespitine ver verilmiş ama sırf bağımsız koğuşa gitmek için dilekçe yazmadığı için infazı erteleme talebini reddediyorlar” dedi.

Toğan, ATK’nin Yılmaz hakkında verdiği, “Cezaevinde kalamaz” raporu ortadayken, bu rapor yerine Sarıyer Emniyet Müdürlüğü’nün tutanağının ve İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı’nın kararının esas alınmasının skandal bir uygulama olduğunu hatırlattı.

Bağımsız koğuşa geçmek istemediği için İrfan Yılmaz’ın infazının yakıldığını aktaran Toğan, “İrfan abinin normal koşullarda 17.10.2025 tarihinde tahliye olması gerekirdi. Ancak o içerideyken bağımsız koğuşa gitmek istemediği için infazını yakarak şartlı tahliye tarihini 15.11.2027’ye ertelemişler. İyi de bağımsız koğuşta tek başına nasıl hayatını idame ettirecek? O koğuştaki kişiler, şu an bulunduğu siyasi koğuştaki gibi ihtiyaçlarını karşılayabilecekler mi? Yatması, kalkması, yemeğini yemesi, bulaşığını yıkaması, banyosunu yapması, temizliğini yapması, bunlar İrfan abinin tek başına yapacağı şeyler değil. Bağımsız koğuşta da hiç kimse bu konuda önayak olmaz. Onun için de İrfan abinin öyle bir koğuşta yatma koşulu yok zaten” diye konuştu.

‘BACAKLARI VE KOLLARI TUTMUYOR, SÜREKLİ YARDIM MUHTAÇ!’

İrfan Yılmaz’ın şu anda çok zor koşullarda hapishanede tutulduğuna dikkat çeken Toğan, şunları kaydetti: “İrfan abi tekerlekli sandalyeye mahkum. Ayaklarını ve kollarını hiçbir şekilde kullanamıyor. İdrar kaçırma sorunu nedeniyle sonda kullanıyor. Dışarıda kullandığı sonda devlet tarafından pahalı bulunduğu için hapishanede kendisine daha ucuz olan silikon bir sonda verilmiş, ancak bu sonda sürekli kaçak yaparak sık sık kıyafet değiştirmesine neden oluyor. İrfan abi yataktan kalkma, tuvalete gitme, yemek yeme, banyo yapma ve genel temizlik gibi temel ihtiyaçları için sürekli yardıma muhtaçtır. Büyük tuvaleti için tuvalete götürülüyor. Gündüz kendisine bez takılıyor, geceleri çıkarılıyor. Görüş alanına merdivenlerden taşınarak getiriliyor. Çünkü tekerli sandalye için gereken mimari koşullar yok hapishanede. Yine gözleri görmediği için kitap okuyamıyor, elleri tutmadığı için de mektup yazamıyor, tek başına yemek yiyemiyor. Dışarda otomatik tekerlekli sandalye kullandığı için oraya buraya gidebiliyordu. Ama hapishanede o tekerlekli sandalyeyi içeri almayıp yerine manuel tekerlekli sandalye verdikleri için kendi kullanamıyor. Hareket edemediği için vücudunda ödem oluşuyor.

‘BUNLAR KENDİ YASALARINA DAHİ UYMAYARAK SUÇ İŞLİYORLAR!’

Sarıyer Emniyet Müdürlüğü, yüzde 96 engelli ve hareket edemeyen bir insanın nasıl ‘Toplum için tehlike oluşturduğunu’ öne sürebiliyor? 60 yaşına kadar böyle tehlike oluşturmayan bir insan 60 yaşından sonra mı tehlike oluşturuyor? Biz bunu anlamış değiliz. Kimse de anlamıyor. Yani resmen İrfan abiyi, İrfan Yılmaz’ı ölüme terk ediyorlar. Biz buna izin vermeyeceğiz, onun tahliye edilmesi için ne gerekiyorsa onu yapacağız. İrfan abinin bir gün bile hapishanede tutulmaması gerekiyor. Hasta mahpusların salıverilme yasası da var. Ama bunlar kendi yasalarına bile uymuyorlar. İrfan abi kendilerine göre örgütlü insanların yanında kaldığı ve bağımsız koğuşa geçmediği için tahliye edilmiyor. ATK raporunun bile yok sayıldığı bir ülkede yaşıyoruz. Polisin niyet okumasıyla, insanlar zorla içeride tutuluyor. Hapishane idaresi de, infaz savcısı da ATK’nin raporunu değil, emniyetin hiçbir bilimsel dayanağı olmayan tutanağını baz alarak suç işliyor.”