ANALİZ

Toplum öğretmeni olarak Önderlik

Önder Apo’nun en önemli özelliği toplum öğretmeni olmasıdır... Bugün kadınlar, yaşlılar, gençler, din adamları, çocuklar, herkes bu Önderliği seviyorsa en önemli nedeni budur.

Kürt Halk Önderi şahsında Kürt Özgürlük Hareketi’ne yönelik komplonun 19. yılına giriliyor. Kürt Halk Önderi 18 yıldır en ağır tecrit koşullarında tutulmaktadır. Sadece birkaç yıldır haftada birkaç saat görüşebileceği bir iki tutsak İmralı’ya götürülmüştür. Bu gerçeklik bile Türkiye’de Kürtlere yaklaşımın ne olduğunu gözler önüne sermektedir. Bir halkın Önderine yaklaşım o halka yaklaşımdır. Dünyada böyle olan gerçeklik Kürdistan’da daha fazla geçerlidir. Türk devleti soykırımcı sömürgeci bir devlettir. Kürt Halk Önderinden bu amacın önünde engel çıkardığı ve halkı mücadeleci kıldığı için intikam alınmaktadır. Bu Önderliğe karşı tutum değişmeden de Kürt halkına yönelik politika ve tutumlar değişmeyecektir. Ne zaman ki Önderliğe yaklaşım değişirse o zaman bu devletin Kürt politikasında değişim olacaktır. Bu, Türkiye’deki Kürt sorununun kanunu ve diyalektiğidir. Bunu anlamayan Kürt ne Türk devletini anlamıştır, ne de Kürt’ün özgür yaşam kanunu!

Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürt halkı 18 yıldır Önder Apo’nun özgürlüğü Kürt halkının özgürlüğüdür yaklaşımıyla mücadele etmektedir. Kürt halkının özgürlüğüyle Önder Apo’nun özgürlüğünü birbirinden ayırmamaktadır. Bu iki konuyu birlikte ve bütünlüklü ele almaktadır. Zaten böyle ele almayan bir yaklaşım Kürt halkının özgürlük mücadelesini tasfiye sürecine sokmuş demektir. Kürt halkının özgürlük mücadelesine 45 yıldır damgasını vuran bir Önderlikten söz ediyoruz. Kürdistan’ın dört parçasını etkileyen bir Önderlik gerçeğinden söz ediyoruz. Düşüncesi, çabası ve mücadelesiyle Kürt halkının yaşamını derinden etkilemiştir. Belki bazı güçler ve çevreler bu Önderliğin Kürt halkı ve Ortadoğu halkları üzerindeki etkisini örtmek istemektedirler; ancak bu Önderliğin yaptıkları o kadar kapsamlıdır ki, mızrak çuvala sığmamaktadır. Bu Önderliğin Kürt halkına ve Ortadoğu halklarına kazandırdıklarını mitolojideki zalim tanrılar bile inkar edemezler. 

Önder Apo Kürt halkının sadece siyasi ve askeri mücadeleyle özgürlüğünü kazanmayacağını görmüştür. Kürt’ün üzerinde öyle bir sömürgecilik uygulanmıştır ve uygulanmaktadır ki, ideolojik, toplumsal ve kültürel alanda çalışma yapmadan; bu alanlarda köklü değişimler yaratmadan Kürt halkının ağır saldırılar karşısında direnmesi ve özgürlüğüne kavuşması mümkün değildir. Bu nedenle her şeyden önce yurtseverlik ve özgür yaşam ölçülerini yükseltecek bir ideolojik, kültürel ve toplumsal çalışma yürütmüştür. Yine özgürlük savaşçılığı ve militanlığı ölçülerini de yükseltmiştir. Dünyanın başka yerindeki örgüt anlayışı ve militan ölçüleriyle Kürdistan’da soykırımcı sömürgeciliğin yenilgiye uğratılıp özgür ve demokratik yaşamın kazanılamayacağını vurgulamıştır. 

Bu Önderlik, Kürt’ün egemenlik altında tutulmasına neden olan Kürt’e ait tüm eksikleri şiddetle eleştirmiş, özgür ve demokratik yaşamın ilk önce Kürt’teki bu olumsuzlukları giderme temelinde kazanılacağını vurgulamıştır. Bu açıdan Kürt tarihine, Kürt toplumsal yapısına, Kürt egemen sınıflarına, Kürt adına siyaset yapanlara o kadar kapsamlı eleştiriler geliştirmiştir ki, bu eleştiri tarzı kabul edilip sindirilmemiştir; aykırı bulunmuştur. Tüm gerilikler eleştirildiği için bu gerilikleri kendi toplumsal ve kişisel gerçeğinde yaşatanlar tarafından tepkiyle ve öfkeyle karşılanmıştır. Arı kovanına çomak sokar gibi yanlışlıklar, eksiklikler, yetersizlikler, düşmanlıklar, işbirlikçiler kovanına çomak sokunca bu önderliğe öfke duyanlar, tepki gösterenler az olmamıştır. Önderlik eleştirileri nedeniyle gerçeklikleri ortaya çıkarılanlar hala da Önderliğe öfkelidirler. Çünkü bu Önderlik gerçeği aynasında tüm gerilikler, çirkinlikler, sahtelikler, işbirlikçilik, ihanet kendini gizleyememektedir. Önder Apo’nun en önemli karakteri; siyasal, toplumsal, kültürel, ekonomik tüm sorunları çözümleyip aydınlattığı için doğrular da, yanlışlıklar da net ortaya çıkmaktadır. Özcesi bu Önderlik gerçeği karşısında hiçbir gücün ve hiç kimsenin kendini gizlemesi mümkün değildir. 

Önder Apo’nun en önemli özelliği toplum öğretmeni olmasıdır. Sadece kadrolarını değil, tüm toplumu eğiten bir Önderlik olarak tarihe geçmiştir. Bugün kadınlar, yaşlılar, gençler, din adamları, çocuklar, herkes bu Önderliği seviyorsa en önemli nedeni budur. Siyasi önderlik olma yanında toplumu etkileyen böyle önemli bir karakteri vardır. Toplumu bu temelde güçlendirmeyi esas almıştır. Toplumu güçlendirmeden, sadece örgüt kurarak, siyasal program ortaya koyarak toplumu ayağa kaldırmak mümkün değildir; toplum bir talep için bir süre ayağa kaldırılsa da uzun süre ayağa kaldırmak ve saldırılar karşısında dirençli kılmak mümkün değildir. Bu açıdan toplumsal değişim ve toplumsal devrimi en temel devrim olarak görmüştür. Tarihteki en büyük toplumsal devrimin bu Önderlik tarafından yapıldığını söylemek yanlış olmayacaktır. 

Bu karakteri nedeniyle bu Önderlikle kalan, bu Önderlikle ilişki kuran hiç kimse bu Önderliği unutmaz, yaşamı boyu hatırlar. Bu gerçeklik halk, örgüt, kadroları ve dostları için geçerli olduğu gibi, siyasi rakipleri ve düşmanları da bu Önderliği unutmazlar. Hatta siyasi rakipleri ve düşmanlarının bu Önderlikten çok şey öğrendikleri kesindir. Öyle ki, önderliğe en fazla düşman olanların bazılarının bu Önderliği taklit ettikleri görülmektedir. Bu Önderliğin eğitimciliği ve etkileyiciliği bu düzeydedir. 

Bu Önderliğin öngörüleri de çok güçlü ve keskindir. Uzak görüşlülüğü hiçbir siyasi liderde görülmemiştir. Kuşkusuz bu topluma, karşıtlarına ve düşmanlarına çok hakim olduğundadır. Sadece bugünkü kapitalist modernist sistemi değil, beş bin yıllık iktidarcı devletçi sistemi de çözümlemeye tabii tutmuştur. Tarihsel toplumun tüm kıvrımlarına kadar hakimdir. Bu nedenle kimin, kimlerin ne zaman, nasıl tepki vereceğini, ne yapacağını önceden bilmektedir. Tarih ve güncel üzerinde o kadar yoğunlaşmaktadır ki, her şeyi önceden sezmekte ve öngörmektedir. Zaten kendisi bazen yoğunlaşmaktan çatlayacak gibi oluyorum demektedir. Bu çerçevede bu önderlik kadar kendini halka ve tarihteki tüm topluma ve ezilenlere veren başka bir önderlik olmamıştır. Tüm yaşamının her anını insanlık, toplum ve kendi içinden çıktığı halk için vermiştir. Zaten kendi toplumu için bu düzeyde sorumluluk duymasaydı, insanlık ve tarihsel toplum için bu düzeyde yoğunlaşmasaydı, insanlık ve toplum için bu düzeyde yoğun çözümlemeler ve tespitler yapmazdı. 

Bu Önderliğin vicdan, ahlak, adalet, eşitlik ölçüleri de en yüksek düzeydedir. Tüm insani değerleri kendi beynine ve yüreğine sığdırmıştır. Hiçbir kimseye ve halka haksızlık yapması mümkün değildir. Milliyetçi değildir. Kendisini tüm insanlığa ve halklara ait görmektedir. Sadece içinden çıktığı için Kürt toplumunun sorunlarına, özgür ve demokratik yaşamına karşı yüksek sorumluluk duymaktadır. Bu toplumun kendini yaratmada verdiği emek ve kazandırdığı kültür vardır. Emeğe ve değere saygısı olduğundan buna da, bu toplumu özgür ve demokratik yaşama kavuşturarak karşılık vermek istemektedir. 

Bu Önderlik tarihin tüm bilincini, toplumsal değerlerini kendinde somutlaştırmıştır. Bu nedenle tüm insanlığa karşı kendini sorumlu duymaktadır. Çünkü kendisi tüm tarihin ve insanlığın ürünüdür. Her şeyini oradan almıştır. Bu tarihi ve tarihsel toplumu çözümleyerek bugünkü bilince ve kişiliğine kavuşmuştur. Bu nedenle kendisini tüm insanlığa karşı sorumlu hissetmektedir. Bu açıdan bu Önderliğe bakarken sadece bir Kürt Önderliği olarak görmek bu Önderliğe ve tarihsel toplumsal değerlere yapılmış en büyük haksızlık olur. 

Eğer bugün sadece Kürtler değil tüm halklardan insanlar bu Önderliğe sahipleniyorsa nedeni, bu Önderliğin bu gerçekliğidir. Zaten bu Önderlikle tanışan herkes bu gerçekliği görmektedir. Bu Önderliğin kitaplarını okuyanlar, bu Önderliğin bu karakterini hemen hissederler. Zaten bu Önderliğin felsefi, ideolojik, teorik ve paradigmatik görüşleri yayıldıkça tüm ezilenlerin ve insanlığın felsefi, ideolojik Önderliği olacaktır. Zaten bugünden tüm Ortadoğu halklarının ideolojik ve siyasi Önderliği olmuştur. İdeolojik ve teorik yaklaşımı bugün Ortadoğu’nun sorunlarını çözecek tek yol haline gelmiştir. Devletçi sisteme karşı ortaya koyduğu demokratik konfederalizm de tüm insanlığın kurtuluşunun yolu olacaktır. 

KAYNAK: YENİ ÖZGÜR POLİTİKA