Yazılı bir açıklama yapan her iki Alevi kurumu, “Dünyanın neresinde yaşanırsa yaşansın hiçbir halkın acısını diğerinden üstün görmüyoruz. Çünkü savaşın gerçek bir kazananı yoktur” dedi.
Açıklamada “Barış yalnızca silahların susması da değildir. Barış; halkların kendi kimlikleri, dilleri ve kültürleriyle özgürce yaşayabilmesi, bütün inançların eşit koşullarda var olabilmesi, kadınların özgür ve eşit bir yaşam kurabilmesi, çocukların savaş korkusu olmadan büyüyebilmesi ve doğanın talan edilmeden korunabilmesidir” denildi.
Önder Apo’nun çağrısıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin, yalnızca çatışmaların sona ermesiyle sınırlı kalmaması; halkların ve inançların eşit, özgür ve demokratik yaşam koşullarına kavuşmasını sağlayacak kapsamlı bir toplumsal dönüşüme evrilmesi gerektiği ifade edildi.
Açıklamada, “Çünkü savaşın sona ermesi tek başına barış değildir. Kalıcı barış; Kürtlerin, Türklerin, Arapların, Ermenilerin, Süryanilerin, Êzidîlerin, Dürzîlerin ve bütün halkların kendi kimlikleriyle; Alevilerin, Sünnilerin, Hristiyanların ve tüm inançların özgürce yaşayabildiği eşitlikçi bir toplumsal düzenle mümkündür” diye belirtildi.
FEDA ve DAKB, “Toplumsal düzende de anadilde eğitim hakkı güvence altına alınmalı, halkların kendi dillerini, kültürlerini ve kimliklerini özgürce yaşatmalarının önündeki engeller kaldırılmalıdır. Bütün inançlar eşit koşullarda özgürce yaşayabilmeli; hiçbir inanç diğerine üstün tutulmamalı ve hiçbir halk başka bir halk üzerinde egemenlik kurmamalıdır. İnanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık güvence altına alınmadan toplumsal barışın kalıcı hale gelmesi mümkün değildir” diye ekledi.
Kadınların eşit ve özgür olmadığı bir toplumda gerçek demokrasinin ve kalıcı barışın kurulamayacağının altını çize Alevi kurumlar, “bütün halkları, kadınları, gençleri, inanç topluluklarını, ekoloji hareketlerini ve demokratik güçleri savaş politikalarına karşı ortak mücadeleyi büyütmeye” çağırdı. Açıklamada “Barışı beklemeyeceğiz, barışı inşa edeceğiz” ifadeleriyle son buldu.