Newaya Jin’ın Eylül sayısı ‘Özgürlük bıraktıkları yolda yaşayacak’ manşetiyle yayımlandı

Kadın özgürlüğünden demokratik toplum tartışmalarına, Rojava’daki gelişmelerden jineolojiye ve özel savaş politikalarına uzanan geniş içeriğiyle Newaya Jin’ın Eylül sayısı yayımlandı.

NEWAYA JÎN

Newaya Jin gazetesinin Eylül sayısı, “Özgürlük bıraktıkları yolda yaşayacak” manşetiyle yayımlandı. Gazetenin manşetinde, savaş koşulları nedeniyle daha önce ilan edilemeyen ve bu dönemde gerçekleştirilen şehit taziye ve anmalarına yer verildi. Sayının genel içeriğinde ise kadın özgürlüğü, demokratik toplum, Rojava, jineoloji, doğa mücadelesi ve özel savaş politikaları gibi başlıklar öne çıkıyor.

ÇERÇEVE YASA VE ROJAVA’DA ENTEGRASYON

Sayının dikkat çeken yazılarından biri, Raperîn Munzur’un kaleme aldığı “Kök yasa mı, çerçeve yasa mı?” başlıklı değerlendirme. Munzur, Türkiye Meclisi’nde gündeme gelen çerçeve yasa ile Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni ele alırken, sürecin bundan sonraki aşaması açısından yeni yasal düzenlemelerin gerekliliğine işaret ediyor. Yazıda, sürecin ilerlemesi bakımından Önder Apo’nun özgürlüğünün ve başmüzakereci olarak sürece katılımının temel başlıklardan biri olması gerektiği vurgulanıyor.

Gazetenin Rojava’dan kaleme alınan yazılarından birinde ise Rojbîn Deniz, “Rojava denkleminde entegrasyon” başlığıyla bölgedeki gelişmeleri değerlendiriyor. Yazıda, Rojava’da özellikle kadınlar açısından yeni bir mücadele döneminin ortaya çıktığı belirtilirken, Ortadoğu’daki gelişmeler bağlamında savunma ve yeni toplumsal yapılanma konuları ele alınıyor. 

DEMOKRATİK TOPLUM İNŞASINDA ZİHNİYET  

Gazetenin bu ayki forum sayfasında, 24 Eylül 1993’te Önder Apo tarafından yapılan çözümlemelerden “Ne ucuz sevin ne de ucuz sevilin” başlığıyla seçilen değerlendirmelere yer veriliyor. Çözümlemelerde insanın kendi gerçekliğini tanıması, yanlış ve doğruyu ayırt ederek dönüşümü gerçekleştirmesi ve özgürleşme süreci üzerine değerlendirmeler bulunuyor.

“Tarihsel yaşam biçimi olarak komün” başlıklı yazısında Gulê Şehmuz ise komün düşüncesinin tarihsel köklerini ve günümüzdeki karşılığını tartışıyor. Yazı, toplumsal yaşamın örgütlenme biçimleri üzerinden komünal anlayışın tarihsel gelişimine odaklanırken, kentleşme ve uygarlık sisteminin yarattığı toplumsal yapılara ilişkin eleştirel bir perspektif sunuyor.

Gazeteci Nezahat Doğan’ın PAJK Koordinasyon üyesi Evîndar Ararat ile gerçekleştirdiği röportaj da sayının öne çıkan içerikleri arasında. Ortadoğu’daki gelişmeler, demokratik toplum ve özgür birey ekseninde gerçekleştirilen söyleşide Ararat, bölgedeki halkların ve ezilenlerin mücadelelerinin Ortadoğu’daki dengeler üzerindeki etkisini değerlendiriyor.

Şengal ve Rojava deneyimlerine dikkat çeken Ararat, özgür bireyin ancak kendi toplumsallığı içerisinde özgürce yaşayabileceği görüşünü dile getiriyor.

Pelşîn Tolhildan ise “Çözümlü olmak, özgürlük politikasını geliştirmektir” başlıklı yazısında kadınların özgürlük mücadelesinde politikanın ve örgütlenmenin önemini tartışıyor. Tolhildan, kadınları politik alanın dışına iten ve pasifleştiren yaklaşımlara karşı kadınların kendi yaşam alanlarında politika üretmesinin önemine dikkat çekiyor.

Mahallelerde kadınların ekonomik, sosyal, sağlık ve eğitim gibi sorunların çözümüne ilişkin politikaları birlikte tartışıp belirleyebilmesini, demokratik siyasetin somut bir örneği olarak değerlendiriyor.

ÖZEL SAVAŞLA MÜCADELE VE DEMOKRATİK TOPLUM

“Têkoşîna li dijî ‘Şerê Taybet’: Platforma Şiyar Be!” başlıklı röportajda, uyuşturucu, fuhuş ve çeşitli özel savaş yöntemlerine karşı mücadele amacıyla oluşturulan Platforma Têkoşîna li Dijî Hişbirê ya Şiyar Be’nin çalışmaları ele alınıyor.

26 Nisan 2025’te kurulan ve başta Amed olmak üzere birçok kentte çalışmalar yürüten platformun eş sözcüsü Avukat Gülşen Demir, platformun kuruluş gerekçeleri, özel savaş politikaları ve “Rabin İnisiyatifi" hakkındaki soruları yanıtlıyor.

Gülşen Demir, Kürt toplumuna yönelik politikaların fiziksel saldırıların yanı sıra kültürel ve ahlaki aşındırma üzerinden de yürütüldüğünü belirterek, kadınların ideolojik olarak güçlenmesi, bilinçlenmesi ve örgütlü mücadelesinin özsavunmanın temel unsurlarından biri olduğunu ifade ediyor.

KADIN KIRIMINA KARŞI MÜCADELE

Suna Tunç’un “Başûrê Kurdistan: Ger ez ji te veqetim, ma divê ez bimirim?” başlıklı yazısı ise ilişkiler, ayrılık ve kadınlara yönelik şiddet konularına odaklanıyor. Yazıda, kontrolcü ilişkilerin kadınların yaşamını nasıl sınırlandırdığı ve ayrılık sürecinde ortaya çıkan şiddetin toplumsal boyutları ele alınıyor. Kadının kendi yaşamı üzerindeki karar hakkı ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği yazının temel tartışma başlıkları arasında yer alıyor.

DEMOKRATİK TOPLUM İNŞASINDA KÜLTÜR

Azê Botan’ın yazısında kültür, kimlik ve demokratik toplum ilişkisi ele alınıyor. Demokratik toplum tartışmasının kültür ve sanat alanlarını da kapsadığı belirtilen yazıda, toplumsal örgütlenmenin güçlendirilmesinin kültürel ve sanatsal üretim açısından yeni olanaklar yaratacağı savunuluyor.

BİR ANNENİN İNSAN TİCARETİNE KARŞI MÜCADELESİ

Fidan Yıldırım’ın sayfalara taşıdığı “İnsan kaçakçılığıyla mücadeleye adanmış bir ömür: Susana Trimarco” başlıklı yazı ise Arjantinli bir annenin kızının kaçırılmasının ardından başlattığı mücadeleyi konu ediyor. Trimarco’nun yıllara yayılan mücadelesinin, cinsel istismar ve insan ticareti ağlarının yanı sıra bu ağlarla bağlantılı yolsuzluk ve cezasızlık sorunlarını da kamuoyunun gündemine taşıdığı aktarılıyor.

Yazıda, bu mücadelenin Arjantin’de insan ticaretinin federal suç olarak tanınmasını sağlayan yasal düzenlemelerde de etkili olduğu belirtiliyor.

'ORMAN KİMİN?’

 Menekşe Kızıldere ise “Orman kimin” başlıklı yazısında giderek ağırlaşan iklim koşulları ve orman yangınlarını ele alıyor. Kuraklık ve sıcaklık artışlarının yangınların yayılmasını kolaylaştırdığına dikkat çekilen yazıda, ormanların yalnızca doğal varlıklar olarak değil, toplumsal hafızanın ve geleceğin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiği savunuluyor. Yazı, doğanın korunmasında gençlerin ve kadınların örgütlü mücadelesine vurgu yapıyor.

JİNEOLOJİ DENEYİMİ VE KADINLARIN ÖZGÜRLÜK POLİTİKASI

Gazetenin jineoloji sayfasında, Avrupa’da on yılı aşkın süredir devam eden jineoloji deneyimi ele alınıyor. Berfin Güneş’in “Kadın hakikatinden toplumsallaşmaya uzanan bir arayışın izleri” başlıklı yazısında, jineolojinin kadınların kendi yaşamlarını, tarihlerini ve toplumsal ilişkilerini yeniden sorgulamalarına açtığı alanlar değerlendiriliyor.

Yazıda, beden, aile, aşk, emek, doğa, göç ve kimlik gibi başlıkların birbirinden kopuk değil, bir bütün olarak ele alınması gerektiği vurgulanıyor.

 Farklı konu başlıklarını kadın özgürlüğü ekseninde bir araya getiren Newaya Jin’in Eylül sayısı, güncel siyasal gelişmelerin yanı sıra tarih, toplum, doğa, kültür ve kadın mücadelesine ilişkin yazılarıyla geniş bir içerik sunuyor.

Gazetenin tamamına newayajin.net online adresinden ulaşılabilir.