Önder Apo için umut hakkının uygulanması ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne özgür koşullarda katılabilmesi amacıyla yürütülen uluslararası çalışmalar yeni bir aşamaya taşındı.
“Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Kürt Sorununa Siyasi Çözüm” uluslararası kampanyası kapsamında Avrupa Konseyi (AK) Bakanlar Komitesi Başkanlığı’na bir mektup gönderildi. Kampanya organizatörlerinin verdiği bilgiye göre mektup, dünyanın 29 ülkesinden 620 imzacının desteğiyle hazırlandı.
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 1-3 Aralık 2026 tarihlerinde gerçekleştireceği insan hakları toplantısı öncesinde gönderilen mektupta, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Önder Apo hakkında 2014 yılında verdiği kararın uygulanması istendi.
Mektubun yalnızca merkezi olarak değil, imzacıların bulundukları ülkelerden de Avrupa Konseyi’ne ayrı ayrı iletildiği belirtildi. Aralık toplantısına kadar Avrupa Konseyi nezdindeki ülkelerin daimi temsilcileriyle görüşmeler yapılması da planlanıyor.
29 ÜLKEDEN SİYASETÇİLER, AKADEMİSYENLER VE HAK SAVUNUCULARI
Kampanya organizatörlerinin paylaştığı bilgilere göre yeni mektuba destek verenler arasında 58 seçilmiş temsilci bulunuyor. İmza çalışmasının 30 siyasi partiyle bağlantılı isimleri, 90 sivil toplum örgütünü ve 16 sendikayı kapsadığı ifade edildi.
Avusturya, Almanya, İtalya, Fransa, Belçika, Danimarka, Norveç, İsveç, İsviçre, İspanya, Kanada, ABD ve diğer ülkelerden siyasetçiler, akademisyenler, hukukçular, sendikacılar, kadın örgütleri temsilcileri ve insan hakları savunucuları mektupta yer aldı.
İmza listesinde 2022 Nobel Fizik Ödülü sahibi Anton Zeilinger, filozof Slavoj Žižek, Avrupa Parlamentosu üyesi Özlem Alev Demirel, İtalya’dan Nicola Fratoianni ve Maurizio Acerbo, Norveç’ten Bjørnar Moxnes, İsviçre’den Carlo Sommaruga, İsveç’ten Kadir Kasırga ve Bask ülkesinden EH Bildu temsilcisi Mertxe Aizpurua gibi isimler bulunuyor.
Listede ayrıca çok sayıda eski ve mevcut parlamenter, belediye meclisi üyesi, hukukçu, akademisyen, sendika temsilcisi ve Kürt kurumlarıyla dayanışma çalışmaları yürüten örgütlerin temsilcileri yer alıyor.
‘UMUT HAKKININ UYGULANMASI BARIŞ SÜRECİNİN BAŞARISI İÇİN BELİRLEYİCİ’
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Başkanlığı’na hitaben hazırlanan mektup, “Türkiye’nin umut hakkını uygulaması, barış sürecinin başarısı açısından belirleyicidir” başlığını taşıyor.
Mektubun girişinde, Önder Apo hakkındaki AİHM kararının uygulanması ve Gurban dava grubu kapsamında Türkiye’nin yükümlülüklerini yerine getirmesi talep edilerek şu ifadelere yer verildi:
“‘Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Kürt Sorununa Siyasi Çözüm’ uluslararası kampanyası adına, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne, Öcalan/Türkiye (No. 2) kararı ve ilgili Gurban dava grubundaki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları doğrultusunda Türkiye’nin umut hakkını uygulamasını sağlaması çağrısında bulunuyoruz.
9 Ekim 2024 tarihinde toplumsal hareketlerin, sendikaların, Nobel ödülü sahiplerinin, hukukçuların, akademisyenlerin, gençlik ve kadın örgütlerinin, sivil toplum kuruluşlarının, seçilmiş temsilcilerin ve diğer kesimlerin katılımıyla başlayan uluslararası kampanyamız, barış sürecinin başarısı için Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması yönündeki taleplerini yineliyor.”
‘ABDULLAH ÖCALAN’IN SÜRECE ETKİN KATILIMININ ÖNÜ AÇILMALI’
Mektupta, umut hakkının uygulanmasının yalnızca bireysel bir hukuki mesele olmadığı, devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci açısından da belirleyici olduğu vurgulandı.
Önder Apo’nun müzakere sürecindeki rolüne dikkat çekilen mektupta, özgür iletişim ve çalışma koşullarının oluşturulması gerektiği belirtildi:
“Bu, Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyesi bir devlet olarak yükümlülüklerini yerine getirmesini desteklemek ve Abdullah Öcalan tarafından başlatılan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni ilerletmek açısından belirleyici bir andır.
Umut hakkının uygulanması, Abdullah Öcalan’a son 27 yıldır dayatılan ağır tecrit rejiminin sona erdirilmesi ve kendisinin baş müzakereci olarak barış sürecine etkin biçimde katılabilmesi yönünde atılması gereken temel hukuki adımdır.”
Açıklamada, umut hakkının hayata geçirilmesinin Önder Apo’nun hukuki statüsünün belirlenmesi bakımından da öncelikli olduğu kaydedildi.
‘ARALIK TOPLANTISI TARİHİ BİR FIRSAT’
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Aralık ayında yapacağı toplantının önemine dikkat çekilen mektupta, Avrupa Konseyi’nin insan hakları ve hukukun üstünlüğü alanındaki ilkelerini somut kararlara dönüştürmesi istendi.
Mektupta şöyle denildi:
“Aralık 2026’da yapılacak Bakanlar Komitesi toplantısı, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye ve insan haklarına bağlılığın somut adımlarla yeniden ortaya konulması açısından önemli bir fırsat sunmaktadır.
Umut hakkının uygulanmasını destekleyen güçlü bir karar, Türkiye’nin bu temel meselelerde içinde bulunduğu tıkanıklığı aşmasına yardımcı olurken, Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümüne yönelik uluslararası desteği de gösterecektir.”
İmzacılar, Avrupa Konseyi’nin yalnızca kararların uygulanmasını izlemekle yetinmemesini, Türkiye’nin yükümlülüklerini yerine getirmesi için etkili mekanizmaları devreye koymasını talep etti.
27 ŞUBAT ÇAĞRISININ ETKİSİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
Mektupta, Önder Apo’nun 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın Türkiye’de ve bölgede önemli etkiler yarattığı ifade edildi.
Çağrının çatışmaların azaltılmasına ve demokratik diyalog imkanlarının yeniden gelişmesine katkı sunduğu belirtilerek şu değerlendirmede bulunuldu:
“Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde açıkladığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, Türkiye’de ve daha geniş bölgede önemli etkiler yaratmıştır. Bu çağrı, şiddetin azaltılmasına katkı sağlamış ve onlarca yıllık çatışmanın ardından demokratik diyalog ile barış içinde bir arada yaşama konusunda umutları yeniden canlandırmıştır.
Ancak bu umutların somutlaşabilmesi için ülke içinde önemli değişikliklerin yapılmasına ve uluslararası toplumun desteğine her zamankinden daha fazla ihtiyaç bulunmaktadır.”
‘YASAL GELİŞMELER AİHM KARARLARINI KARŞILAMIYOR’
Mektupta, Türkiye’de son dönemde yaşanan hukuki gelişmelere rağmen Önder Apo’nun temel haklarının ve dış dünyayla iletişiminin ciddi biçimde kısıtlandığı savunuldu.
Yeni hukuki düzenlemelerin demokratikleşme ihtiyacını karşılamadığı belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“Son dönemdeki yasal gelişmelere rağmen Abdullah Öcalan, temel haklarını ve dış dünyayla iletişimini ciddi biçimde kısıtlayan koşullar altında tutuklu bulunmaktadır.
Bazı hukuki reformlar yapılmış olsa da bunlar gerçek bir demokratikleşme için yeterli değildir ve AİHM kararlarının uygulanmasını sağlamamaktadır.
En önemlisi de bu düzenlemeler, barış sürecinin baş müzakerecisinin hukuki statüsünü ve çalışma koşullarını ele almamaktadır. Bu mesele, sürdürülebilir herhangi bir barış sürecinin başarısı açısından hayati önemde kabul edilmektedir.”
‘2014 TARİHLİ KARAR TAM OLARAK UYGULANMALI’
AİHM, 18 Mart 2014 tarihinde verdiği Öcalan/Türkiye (No. 2) kararında, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının serbest bırakılma olasılığı ve cezayı gözden geçirme mekanizması bulunmaksızın uygulanmasını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3’üncü maddesine aykırı bulmuştu.
Abdullah Öcalan dosyası, benzer ihlal kararlarının bulunduğu Gurban dava grubu kapsamında Bakanlar Komitesi’nin denetiminde bulunuyor.
Mektupta bu kararın tam olarak uygulanması istenerek şöyle denildi:
“Bu nedenle Bakanlar Komitesi’ne, Abdullah Öcalan’ın davasında AİHM’in 2014 yılında verdiği kararın tam olarak uygulanmasını sağlaması, umut hakkını tanıması ve hayata geçirmesi çağrısında bulunuyoruz.
Bu, Abdullah Öcalan’ın hukuki statüsünün çözüme kavuşturulması ve Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümüne anlamlı biçimde katkıda bulunabilmesinin sağlanması açısından vazgeçilmez ilk adımdır.”
‘AVRUPA KONSEYİ İLKELERİNİ SOMUT EYLEME DÖNÜŞTÜRMELİ’
Mektubun sonuç bölümünde Avrupa Konseyi’nin demokratikleşme ve insan hakları konusundaki sorumluluğuna dikkat çekildi.
İmzacılar, Aralık ayındaki toplantıda açık ve etkin bir karar alınmasını isteyerek mektubu şu sözlerle tamamladı:
“Avrupa Konseyi, üye devletlerinden birini gerçek demokratikleşme yolunda desteklemek açısından tarihsel bir fırsatla karşı karşıyadır. Aralık toplantısında açık ve etkin bir karar alarak Konsey’in ilkelerini eyleme dönüştürmenizi istiyoruz.
Ayrıca Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması ve devam eden barış sürecine anlamlı biçimde katılabilmesi için tam, özgür ve hiçbir kısıtlamaya tabi olmayan koşulların sağlanması çağrısında bulunuyoruz.”