Yüksekova’daki katliam Midyat’ta kınandı

Yüksekova’daki katliam Midyat’ta kınandı

Midyat’ta yaşayan Arap, Asuri, Süryani, Mıhallemi, Keldani Arami, Kürt ve Türk halkı Yüksekova’da iki sivilin katledilmesini basın açıklaması ile protesto etti. Basın açıklamasını okuyan Anadolu  Arap Birliği Başkanı Mehmet Ali Aslan, “Barış süreci sadece dil ile söylem ile yürümez, söylemler ancak eylemler ile yaşam alanı bulabilecektir. Bundan dolayı da TBMM de barışa has olağanüstü yasalar bir an önce çıkarılmalıdır” dedi.

Anadolu Arap Birliği Başkanı Mehmet Ali Aslan, Beth Nahrin Asuri Birliği Başkanı Oşene İde, Eş başkan Yaşar Kaygısız, Midyat Süryani Kültür Derneği Başkanı Yuhanna Aktaş Şemmikan Birliği Başkanı Bozo Bilal Acar, Engelliler Derneği Başkanı Abdulhakim Yıldız Midyat Eğitim Sen ilçe temsilcisi Halil İbrahim Efetürk’ün de aralarında bulunduğu yaklaşık 15 kişilik grup, Yüksekova’daki katliamı kınadı.

Midyat’taki Estel Köşk Meydanı’nda dün düzenlenen basın açıklamasını Anadolu Arap Birliği Başkanı Mehmet Ali Aslan yaptı. “Yüksekova’da keskin nişancı emniyet güçleri tarafından hedef gözetilerek şehit edilen Veysel İşbilir ve Reşit İşbilir’in sadece Kürtlerin şehidi değil tüm Bethnahrin, Beynehreyn ve Mezopotamya halklarının ve inançlarının ortak şehididir” diyen Aslan, bu kurşunların sadece Kürt halkına değil, Türk ve Kürt halkının kardeşliğine sıkıldığına da dikkat çekti.

Öldürücü kurşunların sadece Türk ve Kürt halklarına değil, Anadolu’da yaşayan Arap, Asuri, Süryani, Mihelmi, Ezidi, Ermeni, Laz, Çerkes ve diğer tüm halkların barış, huzur ve kardeşliğine sıkıldığı da vurgulayan Aslan, “Biz biliyoruz ki halkın çok önemli bir değeri ola mezarlıkların tahrip edilmesindeki amaç, mezarlıkları bozmak değil, tepki verecek halkı sindirmek ve öldürmek bunu üzerinden de bütün bir barış sürecini provoke edip halkları ve inançları bitirmektir” dedi.

Benzer bir mezarlık provokasyonunun da 9 Eylül 2013’de Midyat’a bağlı Bagok Dağında yapılmasının şer odaklarının mezarlıklar üzerinden halkları provoke ederek, barışı sindirme girişimlerini de aslında ayan beyan deşifre ettiğini Aslan kaydetti.

“Asuri, Süryaniler, Araplar, Mıhallemiler, Ezidiler, Türkler ve Kürtler olarak Bagok Mezarlıklarının tahrip edilmesinden sonra 9 Eylül 2013 te yaptığımız ortak basın açıklamasında hükümeti ve devleti bu konularda uyarmamıza rağmen hükümet ve devlet gerekli hassasiyetleri gösterip herhangi bir koruyucu tedbir almamıştır” diye devam eden Aslan, şunlara dikkat çekti: “Bırakın bir insan öldürmeyi, bir karıncayı bile öldürmenin vebalini çok iyi bilen Sayın Başbakan, İçişleri Bakanı, ve hükümet yetkilileri iktidarları boyunca Türkiyenin en kuzeyinden en güneyine, en doğusundan en batısına kadar öldürülen her canlının vebalinden sorumludurlar.”

Barış süreci denilen bu süreçte barışın selametle ilerlemesi için herhangi bir koruyucu yasal düzenlemeye dahil gidilmediğini de vurgulayan Aslan, “Barış süreci sadece dil ile söylem ile yürümez, söylemler ancak eylemler ile yaşam alanı bulabilecektir. Bundan dolayı da TBMM de barışa has olağanüstü yasalar bir an önce çıkarılmalıdır” dedi.

İnsan öldürerek, daha fazla kan dökülmesine sebebiyet verip, barış sürecini bitirmeye yönelenlere kısas uygulanması gerektiğini de belirten Aslan şöyle devam etti: “TBMM öncelikli olarak barışa kastedenler için kısas yasası hazırlayıp uygulamaya koymalıdır. Emri verenler de, emri uygulayanlar da kısas uygulanması durumunda, hiçbir öldürme eylemi gerçekleştiremiyecektir. Zira öldürdüğü için öldürüleceğini bilen bir insan asla bir canlının hayatına kastetmez, öldürmez.

Katiller barış sürecinin esnekliğini suistimal ederek ‘nasıl olsa barış sürecidir, ne öldürürsek yanımıza kar kalır’ mantığıyla cinayetler işliyorlar.”

Son bir yıllık barış sürecinde onlarca insanın meşru ve demokratik gösteriler sırasında yaşamını yitirdiği de vurgulayan Aslan, “İşin ilginç ve görünmeyen yanı ise, barış sürecinde, demokratik sokak eylemlerinde infaz edilenlerin sayısı, barış sürecinden öncekilerin sayısını geçmiştir. Öldüren katiller cezalandırılmadığından hatta terfi ettirilip ödüllendirildiğinden, yeni öldürmelerin yolu açılmış, seri ve serseri katiller gün be gün artmıştır.

Biz halklar ve inançlar olarak yüzyıllarca hasret kaldığımız barışı kimseye yedirtmeyiz. Canımız bedenimizi, varımızı yoğumuzu feda ederiz ama barışı, barış istemeyenlerin insafsız vicdanına terk etmeyiz. Barış istemeyenleri, barışa kastedenleri bu kadim ve kutsal coğrafyamızda istemiyoruz. Farklı halklar ve farklı inançlara mensup insanlar olarak, Anadolu’da yaşayan hakperest kardeş halklardan da istirhamımız Yüksekova’daki cinayetler nezdinde tüm haksızlıklarda ve cinayetlerde insan olmanın gereği olarak Egemen ve muktedir zihniyete karşı seslerini yükseltmeleri ve reflekse geliştirmeleridir” diye konuştu.

“Şehitlerimize Allah’tan rahmetle anıyoruz” diye devam Aslan, ailelere de başsağlığı dileklerini iletti. Açıklamada son olarak da katiallerin de bir an önce yakalanıp, kamu vicdanı ve yargı makamlar tarafından mahkum edilmesi talep edildi.

Açıklama boyunca Arapça, Kürtçe, Türkçe, Mihelmice, Süryanice “Barışa uzanan eller kırılsın”, “Katiller hesap versin”, “Ya barış ya barış”, “Barış istemeyenler buradalardan defolsun” sloganları atıldı.