Komînal gazetesi, Kasım sayısında Önder Apo’nun kaleme aldığı “Demokratik Cumhuriyet Demokratik Entegrasyon” başlıklı belgeyi okuyucularıyla paylaştı. Gazete, aynı başlıkla manşetine taşıdığı belgeye 12 sayfa ayırdı.
Beş bölümden oluşan Demokratik Entegrasyon belgesinde şu başlıklar yer alıyor:
Kavramsal çerçeve
Demokratik Cumhuriyet ve inşa esasları
Türkiye Cumhuriyeti
Demokratik Entegrasyon
Ortadoğu’da Demokratik Entegrasyonist Çözüm ve Kürtler
Önder Apo, belgeye “Neden demokratik entegrasyon?” sorusuyla başlayarak kavramsal çerçeveyi ele alıyor. Demokratik entegrasyon, demokratik cumhuriyet ve demokratik toplum kavramlarının krizden çıkışın anahtarları olduğunu belirten Önder Apo, bu argümanların yalnızca bir kesime değil, bütün toplumsal bileşenlere yönelik çözüm araçları olduğuna dikkat çekiyor.
Demokratik entegrasyonun bu fikriyatın ürünü ve bir anlamda demokratik ulusun bedenleşmesi olduğunu ifade eden Önder Apo, demokratik cumhuriyeti ise demokratik entegrasyonu mümkün kılan devlet yapısı olarak tanımlıyor.
Önder Apo, savunduğu teoriyi de şöyle özetliyor:
“Demokratik entegrasyon ile demokratik cumhuriyet kavramlarını birlikte ele alıyor olmamızın nedeni de aralarındaki bu ilişkiselliktir. Bu ilişkisellik önemlidir çünkü demokratik entegrasyonun sadece bir bölge veya kimlikle sınırlı olmadığını, devlet ile toplum dolayısıyla da toplumsal kimlikler arasında yeni ve demokratik bir hukuk inşası olduğunu görünür kılar. Bu anlamda demokratik entegrasyonu Kürt-Türk ilişkilerine sıkıştırmak yanlıştır. Türkiye'de farklı düzeylerde de olsa kimlik sorunu yaşayan pek çok toplumsal yapı vardır.”
Belgede diyalog ve müzakereden kuvvetler ayrılığına, anayasal temelden parlamenter demokrasiye, düşünce özgürlüğünden kadın ve cinsiyet özgürlüğüne, ekolojik ilkeye kadar çok sayıda başlık altında kapsamlı çözümlemeler yer alıyor.
‘ÖNDER APO’NUN ÖZGÜR YAŞAR VE ÇALIŞIR KOŞULLARA KAVUŞMASI ZORUNLUDUR’
Gazetenin aylık siyasi değerlendirmesi ise Mustafa Karasu’nun kaleme aldığı “Süreç Türk devleti adım atarsa ilerler”başlıklı yazı oldu. Kürdistan ve Türkiye’deki siyasi gelişmelerin yanı sıra Avrupa kentlerinde düzenlenen protesto gösterilerini de ele alan Karasu, yazısında kapitalist sistemin çıkmazlarını değerlendirdi.
Kürt Özgürlük Hareketi’nin Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ilerlemesi için tarihi ve radikal adımlar attığını hatırlatan Karasu, bundan sonraki aşamada devletin adım atması gerektiğini belirtti. Türk devletinin gerekli siyasi ve hukuki adımları atmadığını, yeni talep ve yaklaşımlarla süreci çıkmaza sürüklediğini ifade eden Karasu, “Özcesi Önderlik özgürleşmeden ve özgürlük yasaları çıkmadan Türkiye’ye tek bir gidiş mümkün olmaz” dedi
Önder Apo’nun özgür yaşar ve çalışır koşullara kavuşmasının, demokratik siyaset ve örgütlenme özgürlüğünün yasal güvenceye alınmasının zorunlu olduğunu vurgulayan Karasu, Kürt sorununun çözümünün Türkiye’nin demokratikleşmesinden ayrı ele alınamayacağını belirtti. Karasu, sürecin geleceğinin artık Türk devletinin atacağı somut adımlara bağlı olduğunu ifade etti.
PKK’NİN 49. YILI
Bu ay 32 sayfa olarak yayımlanan gazetenin diğer sayfalarında ise PKK ve yarattığı değerler ile mücadele mirası ele alındı. Komînal, bu kapsamda Demokratik Komünal Toplum Manifestosu’nun “PKK’nin tarihteki yeri ve rolü” bölümünü okuyucularıyla paylaştı. Gazetede ayrıca Duran Kalkan, Şerda Mazlum Gabar, Şiyar Amed ve Sinan Şahin’in PKK temalı yazıları yer aldı.
PKK’nin 49. yılı kapsamında Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi üyesi Duran Kalkan, “Sönmeyen bir ışık” başlıklı bir yazısında, yarım asırlık özgürlük mücadelesinin Kürt toplumunda yarattığı bilinç, zihniyet ve toplumsal dönüşümü değerlendirdi.
PKK’nin son kongresinde alınan fesih kararının bir son değil, yeni bir başlangıcın önünü açtığını belirten Kalkan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni değişim, dönüşüm ve yeniden yapılanma süreci olarak tanımladı. Yarım asırlık mücadelenin yarattığı değerlerin demokratik siyasi mücadele temelinde yeniden yapılandırılacağını vurgulayan Kalkan, Önderlik ve Şehitler gerçeğinin yeni dönemde de toplumsal yürüyüşe ışık tutmaya ve yön vermeye devam edeceğini ifade etti.
‘ÖZGÜRLÜK UĞRUNA HARCANAN EN KÜÇÜK EMEK BİLE DEĞERLİDİR’
Şerda Mazlum Gabar, “Kadınların mücadeleye aktif katılımı yenilmezliğin teminatıdır” başlıklı yazısında Kürt kadını etrafında doğan yeni dünyaya odaklandı.
“Kadına özgürlük yolunu açan PKK’nin kuruluşu, özgür Kürt kimliği açısından bir milat olduğu kadar özgür kadın kimliği açısından da bir milattır” diyen Şerda Mazlum Gabar, sistemin kadın emeğini, söylemini ve eylemini küçümsemesinin ardında bu dönüşümden duyulan korkunun bulunduğunu belirtti.
Kadın sorunlarının daha fazla ele alınmasının, çözüm için çalışmalar yürütülmesinin ve projeler üretilmesinin demokratik siyasetin en stratejik yönlerinden biri olduğunu vurgulayan Şerda Mazlum Gabar, “Kadının özgürlük uğruna harcadığı en küçük bir emek bile, söylenmiş bir cümle bile çok değerlidir, anlamlıdır” ifadelerini kullandı.
‘PKK AŞKTIR’
Şiyar Amed de “PKK sonu gelmemiş bir roman, bir şiir, bir türkü…” başlıklı yazısında 49 yıllık PKK tarihini edebi bir anlatımla ele aldı. PKK’yi “bir aşk” olarak nitelendiren Amed, bu aşkın sorgulamayla kurulan ilişkisine dikkat çekti.
Amed, “Aşktan daha büyük bir kelime yoktur ki aşkı anlatsın, PKK de öyledir” sözleriyle başladığı değerlendirmesinde, PKK’de sorgulama olmadan aşkın mümkün olmadığını belirtti. Aşkın yolunun temizlenmesi ve ruhların arındırılması gerektiğini ifade eden Amed, Mevlana’nın “Aşk sandığın kadar değil, yandığın kadardır” sözünün PKK’de hem ruhsal hem de fiziksel olarak gerçekleştiğini kaydetti.
Gazetenin yazarlarından Sinan Şahin ise “Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nde enternasyonalizm” başlıklı yazısında PKK’nin enternasyonal kimliğini ele aldı. Şahin, dünya devrimleri ve sosyalist hareketler üzerinden Kürdistan özgülünde sosyalizm ve enternasyonalizmi değerlendirdi.
Komînal gazetesi, arka kapağında ise Cegerxwîn’in “Kîme ez” şiirine yer verdi.