Mîna Qazî’den Şîrîn Elemhulî’ye Rojhilat’ın kadınları

Rojhilat’ta Kürt kadınları, Mîna Qazî’nin öncülüğündeki ilk örgütleme çalışmalarından Şîrîn Elemhulî’nin idam sehpasındaki direnişine uzanan mücadele hattında “Jin, Jiyan, Azadî” felsefesini toplumsal bir direniş çizgisine dönüştürdü.

KADIN DOSYASI

Rojhilatê Kurdistan, Eylül 2022’de “Jin, Jiyan, Azadî” sloganıyla ayağa kalktı. Kürt kadınları, bu sloganla hem kendi topraklarında hem de tüm İran’da geniş çaplı bir mücadelenin öncülüğünü üstlendi. Kadın özgürlüğünü ve yaşam hakkını bir bütün olarak ifade ederek, Kürt Özgürlük Mücadelesinin tohumlarını ektiği direnişi temsil ediyorlardı. Ancak bu direniş, Jîna Emînî’nin İran rejimi tarafından “başörtüsü kurallarına uymadığı” gerekçesiyle katledilmesinin ardından başlayan serhildanın sonucu değildi; aksine, tohumları yıllar önce atılan bir felsefenin ürünüydü.

Kürt kadınlarının Rojhilat’ta siyasal ve toplumsal alana katılımı, 20. yüzyılın ikinci yarısında başladı. 1946 yılında Qazî Muhammed öncülüğünde kurulan Mahabad Kürt Cumhuriyeti döneminde kadınlar ilk kez çalışmalara katıldı. Qazî Muhammed’in eşi Mina Qazî, bu süreçte Mahabadlı kadınları mahalle mahalle örgütleyerek kadın kimliği konusunda bilinçlendirdi; 14 Mart 1946’da Kürdistan Kadınları Birliği’ni (Yekîtiya Afratên Kurdistan) kurdu ve birliğin başkanlığını üstlendi. Ayrıca, kadın mücadelesinin gelişmesi için birçok bölgede toplantılar düzenleyerek sorunları parti yetkililerine iletti. Kadınlar örgütlü mücadelesini sürdürürken, Şah rejimi de bir yandan bu mücadeleyi baskı altına almaya çalışıyordu.

SİYASETTE ÖNE ÇIKANLAR

Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin aynı yılın son ayında Şah rejimi tarafından tasfiye edilmesi, Kürt halkı ve kadınlar için zorlu bir sürecin başlangıcı oldu. Sistematik saldırılar sürdü; dil, din, kimlik ve kültür tamamen yasaklandı. Ancak tüm olumsuzluklara rağmen kadınların özgürlük bilinci yok olmadı. 1945’te kurulan KDP-İ (İran Kürdistanı Demokrat Partisi) ve 1969’da kurulan Komala (İran Kürdistanı Devrimci Emekçiler Topluluğu) içinde Mina Xanim, Feryal Süleymani, Şehnaz Gholami, Süheyla Kadiri, Nesrin Ghassemi ve Nermin Mustafa Sultani gibi kadın siyasetçi ve aktivistler öne çıktı.

PJAK’TA EŞBAŞKANLIK SİSTEMİ

Kürt Özgürlük Mücadelesinin Kürdistan’ın diğer parçalarında gelişmesi, Rojhilat’ta da etkisini gösterdi. 2004’te Kürdistan Özgür Yaşam Partisi’nin (PJAK) kurulmasıyla kadınlar silahlı mücadelede yer alarak sadece Kürt kadınları için değil, Azeri, Beluç, Fars ve Arap kadınlar için de İran rejimine karşı savaştı.

Bakur ve Rojava’da pratiğe geçirilen eşbaşkanlık sistemi, Rojhilat dağlarında da vücut buldu. Heci Ehmedi’nin başkanlığını yürüttüğü PJAK, 4. Kongresi’nde radikal bir yapısal değişikliğe giderek eşbaşkanlığı kabul etti ve Evîndar Rênas, Siyamend Mûînî ile birlikte PJAK'ın ilk resmi kadın eşbaşkanı olarak seçildi. Evîndar Rênas’ın ardından Zîlan Vejîn, şu anda ise Peyman Viyan bu görevi yürütüyor. 2004’te ayrıca YJRK (Yekîtiya Jinên Rojhilatê Kurdistanê-Doğu Kürdistan Kadınlar Birliği) de eşzamanlı olarak kuruldu. Özgün ve özerk kadın örgütlenmesi için kadın odaklı perspektifle çalışmalara başlandı.

YJRK’DEN KJAR’A

Bundan 10 yıl sonra ise YJRK, KJAR (Komełgeya Jina Azad a Rojhilatê Kurdistanê-Doğu Kürdistan Özgür Kadın Topluluğu) adıyla dönüşüme gitti. Perspektifini, tabandan tavana doğru örgütlenen bir konfederalizm modeli üzerine kurdu. Kadınların köylerde, mahallelerde, ilçelerde ve kentlerde kendi "komün" ve meclislerini oluşturarak kendi sorunları hakkında bağımsız söz, karar ve irade sahibi olmasını amaçladı. Kürtçenin kullanımının sınırlı olduğu bir ortamda dil öğretimi ve kültürel etkinlikler, direnişin etkili bir parçası haline geldi. Zara Muhammedî gibi eğitimciler, Nojin Kültür Derneği bünyesinde Kürtçe kursları düzenledikleri için uzun hapis cezalarına çarptırıldı.

ŞÎRÎN, ZEYNEB, PEXŞAN, WERÎŞE…

Kadınlar, 1946’lardan bugüne kadar sürdürdükleri mücadelede ağır bedeller ödedi. Bu kadınlardan Şîrîn Elemhulî, PJAK savaşçısıydı. 1981’de Maku’da dünyaya gelen Şîrîn, 2006’da gerillaya katıldı. 25 Nisan 2008’de rejim tarafından tutuklandı; fiziki ve psikolojik işkencenin adından idama mahkum edildi. Ajanlığı kabul etmeyen Şîrîn, 9 Mayıs 2010’da idam edildi. Kürt şair Şêrko Bêkes’in Şîrîn’in idamından sonra kaleme aldığı şu şiir, Rojhilatlı kadınları mücadelenin etrafında kenetleyen bir manifesto oldu:

“Biz dağız, yer değiştirmeyiz / Biz şiiriz, kurumayız / Bizler rüzgarız, eğilmeyiz / Bizler doğum sancılarıyız, sonumuz gelmez / Bizler yaşamın kendisiyiz, erimeyiz. Rojhilat'tan Rojava'ya, Yukarı'dan Aşağı'ya / Dar ağaçları bugüne kadar devrimimizden ne eksiltti? İdam sehpaları gözümüzü mü korkuttu? / Dağlarımızı eğebildiler mi? / Pîremegrun'a çöktürebildiler mi? / İran idam rejimi hep ihtiyar / Ama bizler her daim genç / Bugün Sinê'nin en büyük caddesi Ferzad Kemanger oldu / Bu sabahtan sonra Mahabad'ın en büyük bahçesi Şirin Elemhulî oldu / Bu şafakta doğan tüm çocuklara Ferhad Wekili adı verildi / Bu şafakta Elî Heyderiyan Kirmanşan'ın Taxwestan'ı oldu / Hadi buyurun Sinê'yi darağacına götürün! / Bugünden sonra Şirin Elemhuli'nin gözlerinin aşığıyım / Bugün kaç tane şiirim varsa hepsini Şirîn Elemhuli'ye gül ve stran (ezgi) yapıyorum / Bundan sonra ben onun saçının bir teliyim / Bundan sonra ben onun tırnağıyım / Bundan sonra ben onun son defa giyip idama gittiği ayakkabısıyım / Bundan sonra Şîrîn Elemhulî'nin geride bıraktığı bileziğim.”

Çünkü Şîrîn Elemhulî, Kürdistan Özgürlük Mücadelesi tarihinde Leyla Qasim’dan sonra idam edilen ikinci kadındı.

Aynı yıl PJAK üyesi ve aktivist Zeyneb Celaliyan da tutuklanarak idama mahkum edildi, daha sonra müebbet hapse çevrildi. Halen Yezd Cezaevi’nde rehin tutulan Zeyneb, İran’ın en uzun süreli kadın siyasi tutsaklarından biri. Yine 2023’te tutuklanan aktivist Pexşan Ezîzî’ye idam cezası verilirken, 2023’te tutuklanan KJAR üyesi Werîşe Muradî’ye de önce idam cezası verildi, ardından bu ceza 2025’te bozuldu. Kürt kadın siyasi tutsaklar, rejimin cezaevlerinde ajanlık dayatmalarına, işkence ve baskıya karşı bir adım geri atmıyor.

JIN, JIYAN, AZADÎ SERHILDANI

Mücadeledeki en önemli dönüm noktalarından biri, 2022 Eylül’ünde Tahran’da "ahlak polisi" tarafından gözaltına alınan 22 yaşındaki Jîna Emînî’nin rejimin “ahlak polisleri” tarafından katledilmesinin ardından başlayan serhildan oldu. O dönem, Seqizlı Jîna’nın cenaze töreni Rojhilat’ta kitlesel protestolara dönüştü. Kimi kadın başörtüsünü yakarken, kimileri de çıkarıp atarak “Jin, Jiyan, Azadî” sloganını attı. Sokaklara taşan bu slogan, kısa sürede Sinê, Mahabad, Bokan, Merîwan, Cîwanro gibi Rojhilat kentlerinden Tahran’a ve dünyanın dört bir yanına yayıldı. Protestolar, kadınların öncülüğünde öğrencileri, anneleri ve toplumun farklı kesimlerini kapsadı. Özellikle Rojhilat’ta yoğunlaşan protestolarda kadınlar, kamusal alanda başörtüsü yasağına karşı sivil itaatsizlik eylemleriyle öne çıktı. Saç kesme, başörtüsü yakma ve kamusal alanlarda örtüsüz bulunma gibi eylemler hem bireysel hem kolektif direnişin simgesi haline geldi.

Kadınlar, Rojhilat ve İran’ın yanı sıra diasporada da kampanyalar ve farkındalık çalışmaları yürütüyor. Kürt siyasal grupları arasında diyalog ve ortak hareket girişimleri arttı. Kadınlar, karar alma mekanizmalarında daha fazla temsiliyet hakkına sahip oldu. Rojhilat’taki mücadele, zorunlu örtünme, ekonomik ayrımcılık, kültürel kısıtlamalar ve güvenlik politikalarının birleştiği çok katmanlı bir baskı ortamına karşı gelişti. Kadınlar, tüm bu baskılara rağmen eğitimde, ekonomide ve toplumsal yaşamda varlıklarını güçlendirmeye çalışıyor.

DEMOKRATİK BİR İRAN’IN TEMEL TAŞI

Kısacası, “Jin, Jiyan, Azadî” sloganı, kadınların yaşamın her alanında eşit ve özgür katılımını savunan bir perspektifi özetliyor. Bu mücadele, Rojhilat’ın yerel taleplerini daha geniş bir toplumsal dönüşüm arayışıyla birleştiriyor. Kadınların kararlılığı, gelecekteki siyasal ve toplumsal gelişmelerin şekillenmesinde önemli bir etken olmaya devam ediyor. Tarihsel deneyimler sonucu ortaya çıkan bu direniş, demokratik İran’ın kurulmasının en belirleyici dinamiklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Yarın: Başûr’da egemen sistem kadınları katlediyor