Almanya’nın Bergisch Gladbach kentinde, PKK’nin öncü kadrolarından Seyfettin Zoğurlu ve Zoğurlu ailesinden farklı tarihlerde şehit düşen 19 şehit için anma etkinliği düzenlendi.
Anmanın gerçekleştirildiği salon Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile PKK'nin şehit düşen öncü kadrolarının fotoğraflarıyla donatıldı. Sahneye ise Seyfettin Zoğurlu ve Zoğurlu ailesinin şehit düşen bireylerinin resimleriyle donatıldı.
Saygı duruşu ve "Şehîd Namirin" sloganlarıyla başlayan anma programında, 1990’lı yıllarda Beka Vadisi’nde çekilen bir programın sinevizyon gösterimi yapıldı. Gösterimde, Seyfettin Zoğurlu’nun mücadele şehitlerine atfen yaptığı konuşma yayınlandı.
ZEKİ ZOĞURLU: ONLAR ÖNCÜYDÜ, İZ BIRAKTILAR
Sinevizyon gösteriminin ardından Zoğurlu ailesi adına Zeki Zoğurlu bir konuşma yaptı. Zoğurlu konuşmasında şunları belirtti: “Bir ömür geçti, biz onunla çok şey paylaştık. PKK’nin kuruluşunda, bir toplumun tarihi orada yazıldı ve biz bu tarihi birebir yaşıyoruz. Bedel ödeyen, acı çeken insanlar bu anları yaşıyor; bu bedeli ve acıları bilmeyenler ise ileri geri konuşuyor. Bu tarih, fedakarlık ve bedellerle geçen bir tarihtir. Bedel ve emek veren kesimler tarihe damga vurdu. Başlangıçta 23 kişiyle başladı bu tarih. Kürt halkının hakikati, her şeyi elinden alınmıştı. Böyle bir karanlıkta bu insanlar bir amaç edindi ve bu tarihe adım attılar. Seyfettin böyle bir durumda bizimle yaşadı. 1985’te Seyfettin ve bazı arkadaşlar birlikte ülkeye dönmüşlerdi, onu gördüm; daha sonra şehit düştü. Sürekli heval Egîd ile birlikteydi, Lübnan’a birlikte gittiler. İkisinin de şehadeti kısa aralıklarla üst üste geldi. Onlar öncü kişilerdi, bu halk ve tarih için yaşadılar, iz bıraktılar. Heval Egîdt, Sami ve Erdal arkadaşların cenazeleri Newala Qesaba’ya atıldı. Eğer barış olacaksa, bu barış onurlu bir barış olmalı. Onursuz bir barışı asla şehit aileleri olarak kabul etmeyiz. Bu konuda Önderliğimize ve Önderliğimizin stratejisine de güvenimiz var. Bu şekilde onurlu bir barış için çabalıyoruz."
DURAN KALKAN’DAN VİDEOLU MESAJ
Programda, Abdullah Öcalan Sosyal Bilimler Akademisi Üyesi Duran Kalkan’ın gönderdiği videolu mesaj da yayınlandı. Kalkan’ın Seyfettin Zoğurlu ve Zoğurlu ailesinden şehitlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Duran Kalkan’ın mesajı şöyle:
“Partimizin kurucularından, büyük devrimci, yurtsever dostumuz Seyfettin Zoğurlu yoldaşı, şehadetinin 40. yıldönümünde saygı, sevgi ve minnetle anıyorum. Amacını başarma ve anısını yaşatma sözünü yineliyorum. Seyfettin Zoğurlu yoldaş şahsında, Zoğurlu ailesinin şehitlerini anma törenine katılan herkesi saygıyla selamlıyorum.
Gerçekten de bir şehitler ordusu yarattı Önder Apo. Ve şimdi Hareket ve halk olarak Önder Apo ve Şehitler Ordusu öncülüğünde yürüyoruz. Öyle ki, bir avuç işbirlikçi hain dışında her aile şehitler ailesi haline geldi. Her gün şehitler günü bizim için. Her gün, yılın 365 gününün her birinde onlarca büyük şehidimiz var. Tabii bunlar içerisinde Zoğurlu ailesinin önemli bir yeri var. Bir kere Seyfettin Zoğurlu yoldaş, partimizin kuruluş kongresine katılmış, kuruluşundan itibaren yer almış, hep ön safta savaşmış bir yoldaş. Büyük bir devrimci, derin bir yurtsever, büyük bir mücadeleci. Gerçekten de Ali Haydar Kaytan çizgisini en etkili uygulayan ve yürütenlerden birisiydi. Ben buna kişi olarak tanık oldum. Tabii onunla birlikte abisi Alaattin Zoğurlu yoldaş da parti kuruluş kongremizde rol oynayan, görev yapan bir yoldaştı.
ZOĞURLU AİLESİ, HER ZAMAN ŞEREFLİ BİR YERE SAHİP OLARAK ANILACAK
Zoğurlu ailesi PKK’nin kuruluşuna ev sahipliği yaptı. Kuruluş kongresinin hazırlanması, yürütülmesi ve başarıyla gerçekleştirilmesinde rol oynadı. Herkesin emeği oldu. Seyfettin yoldaşın anasını, babasını, çocuklarını yakından tanıdık. Hepsi bu mücadeleye hizmet ettiler. Başta Ferzende yoldaş olmak üzere mücadeleye katıldılar. Değişik düzeylerde mücadele edip şehit düştüler. Büyük bir şehitler gücü yarattılar. Zoğurlu ailesi bir şehitler ailesi haline geldi. Şimdiden özgürlük mücadelemiz tarihinde belirgin bir yer edindiler. İnanıyoruz, bu yerleri her zaman var olacak.
Zoğurlu ailesi, Kürdistan özgürlük mücadelesi tarihinde her zaman değerli, şerefli bir yere sahip olarak anılacak.
Seyfettin Zoğurlu yoldaşı 1977’den itibaren tanıdım. Alaattin yoldaşı askerden kaçtıktan sonra tanıdım. Ferzende ve diğer aile üyelerinin birçoğunu da tanıdım. Birlikte çalışmışlığımız oldu. Derin bir yurtseverliğe sahip, mücadeleci, fedakâr, yiğit insanlardı hepsi. Seyfettin Zoğurlu yoldaş, tepeden tırnağa yurtsever bir kişilikti. Mücadeleciydi. Düşmana karşı öfkesi ve tepkisi çok yüksekti. Dedesini mücadelede şehit vermişti. Kürt halkının, Kürdistan’ın içinde bulunduğu duruma karşı derin bir öfkeliydi. Bu temelde mücadeleye katıldı, mücadele etti. 27 Kasım 1978 tarihinde kendi evlerinde yapılan PKK’nin kuruluş kongresine delege olarak katıldı. Amed delegesiydi. Daha sonra sivil direniş içerisinde yer aldı. Amed’de mücadelenin temellerinin atılmasını sağladı. Bugün Amed’de gelişen bu yurtseverliğin, direnişçiliğin temellerini atan, bunda en çok emeği olan yoldaş Seyfettin Zoğurlu yoldaştır. İki defa Lübnan-Filistin sahasına çıktı, yurt dışına çıktı. Birincisinde gördü, geri döndü.
Eylül 1980 darbesinden sonra genel geri çekilme temelinde Lübnan-Filistin sahasına yeniden çıktı. Filistin halkıyla omuz omuza mücadele etti, yaşadı. Nebatiye direnişinde, 1982 Haziranında Lübnan’a gelişen İsrail saldırısı karşısında direnişin en öncü militanlarından birisiydi. İsrail’in eline esir düştü. Yıllarca esaret altında kaldı. Türkiye’ye verilmek üzereyken, Yunanistan’dan Avrupa’ya götürülürken yoldaşlarıyla birlikte eylem yaptı. Kendilerini zincire vurdular ve bu temelde teslim edilmekten kurtuldular. Tekrar ülkeye döndü. Botan sahasında gerilla savaşına katıldı. 16 Ağustos 1986 günü Uludere’de düşmana büyük darbeler vuran eylem içerisinde kahramanca savaşarak şehit düştü.
Abisi Alaattin Zoğurlu yoldaş askerden kaçmıştı. Seyfettin yoldaş gibi okul okumamıştı. Seyfettin arkadaş öğretmen okulunda, Dersim Öğretmen Okulu’nda okumuştur. Oradan katılanlardandı. Alaattin Yoldaş böyle değildi. Okumamıştı ama onun da derin bir yurtseverliği ve yiğitliği vardı. Kuruluş kongresinde askerden kaçmış olarak yer aldı. Kongre güvenliğini sağlamakla görevli oldu. Büyük bir görev yerine getirdi. Daha sonra profesyonel olarak harekete katıldı. Lübnan sahasına çıktı. Gerilla eğitimi gördü, Lübnan-Filistin ortamında yetişti. 1983’ten itibaren ülkeye geri döndü. Amed’e gitti. 1987’de Amed şehir merkezinde girdiği bir çatışmada kahramanca direnip şehit düştü.
Ferzende yoldaş da büyük bir gerillaydı. Ailenin diğer bütün üyeleri yurtseverdirler, mücadele ediyorlar. Değişik düzeylerde katılım gösterdiler. Seyfettin Zoğurlu yoldaşı en son 1985 Aralık başında Avaşîn’de gördüm. O ülkeye yeni geliyordu. Biz birkaç yıldır ülkedeydik ve savaşın sorunlarıyla uğraşıyorduk. Avaşîn hattında birkaç gün birlikte kaldık. Orhan ve diğer yoldaşlarla, Hüseyin Sarıçiçek ve diğer yoldaşlarla birlikte gelmişlerdi. Önder Apo göndermişti. Görev ve sorumluluk vererek göndermişti. Tartıştık, geçmişi değerlendirdik. Bu temelde Botan sahasına gerilla komutanı olarak gitti. Ertesi yıl, 1986’nın 16 Ağustosunda, 15 Ağustos Atılımı’nın ikinci yıldönümünde, yıldönümünü kutlamak üzere Uludere hattında Erdal arkadaşların geliştirdiği büyük eylemde kahramanca savaşarak şehit düştü.
Alaattin yoldaş, 1984 baharında Amed’e gitti. Mayıs’ta ayrıldık onunla da. İyi hazırlanmıştı. Etkili bir savaşçı haline gelmişti. Büyük bir coşkuyla, heyecanla Amed sahasına gidiyordu. Amed’in sesinin en az Botan kadar çıkacağı iddiasıyla bu yürüyüşe gitti. Amed sahasında iki yıl kaldı. Daha sonra şehir merkezinde, kırsalda savaşlar yürütürken 1987’de şehit düştü.
HER ŞEYLERİNİ KÜRT HALKININ ÖZGÜR YAŞAMI İÇİN ADADILAR
Seyfettin ve Alaattin yoldaşları ve ailelerini tanımaktan her zaman gurur duyduk. Şimdi de Seyfi Arya yoldaşlarla, ailenin diğer neferleriyle ortak mücadele saflarında olmaktan her zaman onur duyuyorum, memnuniyet duyuyorum. Çünkü gerçekten de ödünsüz, büyük bir cesaret ve fedakârlıkla, çıkarsız, tam bir komünar olarak mücadeleye katılıyorlar. Cesurlar, fedakârdırlar, yiğitler. Derin devrimci yurtsever bilinçle dolular. Her şeyi ülke ve halk için yapıyorlar. Kişisel olarak hiçbir şey istemiyorlar. Dahası, büyük direnç sahibidirler. Yani böyle maddiyat peşinde koşan, çıkar arayan bir yanları kesinlikle yoktur. Her şeylerini Kürt halkının özgür yaşamına, Kürdistan’ın özgürlüğüne adamış bir insan topluluğu diyebilirim. Dolayısıyla bu insanları tanımak lazım. Anmak gerekli.
ŞEHİTLERİMİZİN İZİNDE EN GÜÇLÜ YÜRÜYEN, ŞEHİT AİLELERİMİZDİR
Zoğurlu ailesi bu biçimde aslında bir şehitler ailesi haline gelmiştir. Böyle ailelerimiz çoktur. Mücadelemiz bu şehitlerin, şehit ailelerinin omuzunda yükseliyor. Dün böyleydi. Bugün de böyle. Yarın da böyle olacak. Önderlik çizgisini en doğru anlayan, uygulayanları, Önderlik gelişmesinin gerçekleşmesinin sahipleri şehitlerimizdir. Şehitlerimizin izinden en güçlü yürüyen de şehit ailelerimizdir. Bugün bu gerçeği net olarak görüyoruz. Dikkat edelim; örgütümüzü feshettik, resmî örgütsel ilişkilerimiz yok ama örgüt yürüyor, mücadele sürüyor. Hem de yeni yöntemlerle, çok daha gelişerek yürüyor. Bu anlamda Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde mücadele daha da gelişmiş durumda. Yeni yöntemlerle zenginleşmiş, yayılmış durumda. Biz gerilemedik bu süreçte. Tersine, daha fazla geliştik. Gün geçtikçe daha da gelişiyoruz.
Peki bütün bunlar ne sayesinde oluyor? Önderlik sayesinde oluyor kuşkusuz. İkinci olarak şehitlerimiz sayesinde, şehit ailelerimiz sayesinde oluyor. Bu gerçeği hepimiz her zaman çok iyi bilmeliyiz. Özellikle de şehit ailelerimiz, üzerlerine düşen görev ve sorumlulukların derin bilincinde olmalıdır.
Şehit ailesi olmak ne demektir? Şehitleri daha doğru anlamak demektir. Önderlik gerçeğini daha doğru anlamak demektir. Önderliğin ve şehitlerin izinde daha doğru, etkili, çıkarsız, fedakârca ve cesurca yürümek demektir. Şehitlerin anılarını yaşatmanın, amaçlarını başarmanın temel gücü ve öncü gücü olmak demektir. Bu bilincin Zoğurlu ailesinde olduğuna inanıyorum. Bu temelde de aileyi ve Seyfettin Zoğurlu yoldaşın anma törenine katılanları bir kere daha selamlıyorum. Şehadetinin kırkıncı yıldönümünde, büyük devrimci, ölümsüz yoldaşımız Seyfettin Zoğurlu yoldaşı bir kere daha derin saygı, sevgi ve minnetle anıyorum, “şehîd namirin” diyorum.”
Konuşmanın ardında Duran Kalkan’ın sesinden bir şiir dinletisi sunumu yapıldı.
SEYFETTİN ZOĞURLU’NUN OĞLU RÊDAR’IN MESAJI: YOLUMUZU AYDINLATTI
Seyfettin Zoğurlu’nun gerilla saflarında bulunan oğlu Rêdar (Seyfettin Zoğurlu) da anmaya bir mesaj gönderdi. Mesajda şu ifadeler yer aldı:
“Seyfettin Zoğurlu yoldaş, 40 yıl önce, 12 Ağustos 1986’da Qilaban’da gerçekleştirilen bir eylemde şehit düştü. Kendisini saygı, sevgi ve minnetle anıyoruz. Seyfettin Zoğurlu, 1955 yılında Fis köyünde dünyaya geldi. Dersim’de Öğretmen Okulu’nda eğitim gördüğü yıllarda Apocu hareketle tanışarak Kürdistan özgürlük mücadelesine katıldı. 1975-1976 yıllarında arkadaşlarıyla birlikte bir öğrenci grubu oluşturdu ve kısa sürede grubun içerisinde öncü bir devrimci olarak öne çıktı. Dersim’in ardından eğitimini Amed’de sürdürdü. Ancak daha sonra kendisini tamamen devrimci çalışmalara adadı. PKK’nin kurucuları arasında yer aldı ve yaşamı boyunca emek, fedakârlık ve sorumluluk anlayışıyla mücadelenin ön saflarında yer aldı. Amed, Dersim, Êlih, Riha, Mêrdîn ve Botan’ın yanı sıra Lübnan ve Filistin’de de mücadele yürüttü. Özellikle askeri alanda pratik ve taktik yetenekleriyle öne çıktı. Yoldaşları, komutanlık özellikleri nedeniyle ona “General Sami” adını verdi. Devrimci kişiliğiyle örnek gösterilen bir isim oldu. Zoğurlu ailesi de köklü bir yurtseverlik geleneğiyle mücadelede yer aldı. Baba Hacı Abdurrahman ve anne Raziye Zoğurlu, yurtseverlik ve mücadele değerlerini çocuklarına ve torunlarına aktardı. Dört oğulları şehit düştü. Aile, düşmanın baskı ve zulmü karşısında direndi. Aileden Alaattin, Ferzende ve Lokman Zoğurlu ile kuzenleri Hamdullah ve Zana Zoğurlu da mücadele içerisinde şehit düştü. Onlar, Seyfettin Zoğurlu, Baba Hacı ve Anne Raziye’nin yükselttiği mücadele bayrağını sürdürdüler.
Seyfettin Zoğurlu kısa, ancak anlamlı ve dolu bir yaşam sürdü. Yaşamı, mücadelesi ve bağlılığıyla sonraki kuşaklara bir yol gösterdi. “Şehitler yolumuzu aydınlatır” sözünde olduğu gibi, Seyfettin Zoğurlu da mücadelenin yolunu aydınlatanlardan biri oldu. Şehitlerin emeğini ve fedakârlığını koruyacak, onların amaçları doğrultusunda mücadeleyi sürdüreceğiz. Şehadetinin 40’ıncı yıl dönümünde Seyfettin Zoğurlu’yu saygı ve minnetle anıyor, Zoğurlu ailesine ve Kürt halkına başsağlığı diliyoruz. Anma etkinliğine katılan herkese de teşekkür ediyoruz.”
Anma etkinliği, Seyfettin Zoğurlu ve aile şehitlerinin mücadelesinin anlatıldığı bir sinevizyon gösterimi ile devam etti.
Anmada Şehit Aileleri Derneği (KOMAW) adına Ali Konkurt ve Cahide Goyî, siyasetçi Selahattin Soro ve Civaka Îslamî ya Kurdistanê adına Hafız Ahmet Turhallı birer konuşma yaptı.
Konkurt, Zoğurlu ailesi şahsında tüm şehitleri anarak, Seyfettin Zoğurlu’nun döneme damgasını vuran şehitlerden biri olduğunu ve böylesi kahramanların hayatının bir ders olarak okutulacağını söyledi.
Siyasetçi Selahattin Soro ise “Şehitler bu mücadelenin ve bu halkın gerçeğidir. Onların sayesinde, başımız dik bir şekilde biz varız ve bu mücadeleyi yürütüyoruz. Zoğurlu ailesi şehitleriyle, mücadelesiyle PKK’nin ve Kürdistan’ın manzarası, mücadele karakteri olmuştur. Önder Apo ve arkadaşları Kürdistan mücadelesi için karar verirken Zoğurlu ailesi evini açtı, mücadelenin başlangıcı oldu. 50 yıllık mücadelede 27 bin şehit ve 27 bin kahraman sayesinde Kürdistan’ın dört parçasında; sanatı, kültürü, dili ve siyasal dünyayı etkileyen büyük bir mücadelenin sahibi olduk. Bugün Önder Apo yeni bir süreç başlattı. 'Kürdistan işgal altındadır' diyerek büyük yokluklar içinde başlayan mücadele, bugün bu 27 bin şehit ile yeni bir sürece evrilmiştir. Mücadele; büyük bir emek, fedakarlık, şehitlerin ve Önder Apo’nun öncülüğünde yeni bir aşamaya geçmiştir” dedi.
Etkinlikte Seyfettin Zoğurlu’nun yeğeni Sökeyna Bilen, aile şehitleri için kilam seslendirirken, son dönemde şehadetleri açıklanan şehitler için Seyfettin Zoğurlu şahsında hazırladığı şiiri okudu.
Daha sonra anma etkinliği TEV ÇAND sanatçısı Hozan Comerd’in şehitler için okuduğu şarkılarla ve ‘Şehîd namirin’ sloganlarıyla son buldu.

