14 Temmuz 1982, gücünü Mazlum Doğan'ın ateşinden ve 18 Mayıs gecesinde Ferhat Kurtay ile "Dörtler"in bedenlerini ateşe vermesinden alan özgür ruh ve düşüncenin birleşmesidir. Amed Cezaevi gerçeği, direnişle alevlenmiş bir ateş halkasıdır ve bu ateş, 44 yıldır hiç sönmeden varlığını daha da büyütmektedir. 14 Temmuz 1982'de Amed Cezaevi'nde, Apocu hareketin öncüleri Kemal Pir, Mehmet Hayri Durmuş, Ali Çiçek ve Akif Yılmaz öncülüğünde ölüm orucu eylemi başlatıldı. Bu eylem, tarihe damgasını vurdu, yaşamın bir parçası haline geldi ve her zaman başarılarla anılan bir direniş çizgisi oldu.
Özgürlük gerillaları Deniz Mêrdîn ve Zafer Dutax, 14 Temmuz direnişinin önemine ilişkin konuştu.
Gerilla Deniz Mêrdîn, değerlendirmesinde direniş eylemlerine dikkat çekerek şunları söyledi: "14 Temmuz'u değerlendirebilmek için önce heval Mazlum'un şehadetini, onun direnişini ve 21 Mart'taki eylemini ele almak gerekir. Aynı şekilde Ferhat Kurtay, Eşref Anyık, Mahmut Zengin ve Necmi Öner'in 18 Mayıs gecesindeki Dörtlerin eylemi de değerlendirilmelidir. 1982'de Kemal Pir, Mehmet Hayri Durmuş, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek'in başlattığı 14 Temmuz eylemi, bize direniş ruhunu ve amaçlarından vazgeçmeyen bir hareketin yolunu gösterdi. Amed Cezaevi'nde harekete yönelik ağır baskı ve işkenceler uygulanıyordu. Birçok örgüt Amed Cezaevi'nde tasfiye edildi. Esat Oktay Yıldıran'a karşı dimdik duranlar ise PKK'nin öncü kadrolarıydı. Bunu da Mazlum Doğan, Ferhat Kurtay, Dörtler ve 14 Temmuz ruhunu ortaya çıkaran o yoldaşlar başlattı. 14 Temmuz, Apocu hareket için direnişin temeli, teslimiyete karşı ise zaferin yolu oldu.
Kemal Pir'in 'Biz yaşamı uğruna ölecek kadar seviyoruz' sözü sıradan bir söz değildir. Çünkü yaşamı böylesine seven biri, onun uğruna ölümü göze almıştır. İşte bu, inancın, kararlılığın ve ısrarın ruhudur. Aynı şekilde Mehmet Hayri Durmuş'un 'Eğer şehit düşersem mezarıma, halkına borçlu olarak öldü diye yazın' sözü de büyük bir anlam ve felsefe taşımaktadır. Apocu hareketin yeni kuşak kadroları olarak bu sözleri kendimize esas almalı ve onlara layık olmalıyız. 14 Temmuz'da ortaya çıkan ruh, 2015'ten sonra yürütülen savaşın da temelini oluşturdu. Zap ve Metîna tünellerinde sergilenen direnişler, Apocu hareketin 14 Temmuz'da yarattığı ruhun somutlaşmış halidir. Biz de bu ruhla sonuna kadar direneceğiz. Bu, Apocu hareketin bütün kadroları için geçerlidir. Aradan 44 yıl geçti ama bu ruh yaşamaya devam edecektir."
BU DİRENİŞ MİRASINA SAHİP ÇIKMAK TEMEL GÖREVİMİZDİR
Kemal Pir, Ali Çiçek, Hayri Durmuş ve Akif Yılmaz'ı saygıyla anan gerilla Zafer Dutax da 14 Temmuz direnişinin sıradan bir direniş olmadığını belirterek, “Aslında biz bu günü ne kadar anlatmaya çalışsak da bütün yönleriyle ifade edemeyiz. Ancak insan bu direnişi hissedebilir ve ağırlığını kavrayabilir. Bu öncü yoldaşların eylemi bizim için büyük bir onur kaynağıdır. Onların şahsında bütün şehitlerimizin yerinin halkımızın yanında ne kadar belirleyici olduğu açıkça görülmektedir. Bugün bize düşen görev, onların bize bıraktığı mirasa sahip çıkmak; onların yürüdüğü çizgiyi başarıya ve zafere ulaşıncaya kadar sürdürme sözünü yerine getirmektir” ifadelerini kullandı.