GÖRÜNTÜLÜ

Şehitler korkuyu direnişe dönüştürdü

MEBYA-DER Amed Şube Eşbaşkanı Ramazan Dengiz, onlarca yıllık mücadeleyle oluşan sahiplenme kültürüne dikkat çekerek, şehitlerin toplumda oluşan korkuyu ortadan kaldırdığını ve bunu “direnme sosyolojisine” dönüştürdüğünü söyledi.

Hepsi oradaydı. Bizimle birlikte hem duygulanıyor hem de halkıyla gurur duyuyorlardı. Armanç, Şervan, Bêrîvan, Çiya, Berxwedan, Zerdeşt, Argeş, Zilan ve diğer kahramanlar, ülkenin gökyüzünde bizi izliyorlardı. Biz ise Koşuyolu Parkı’nda kurulan dev ekranda onların hikayesini tek tek dinledik, seslerini duyduk ve güzel güzlerini gördük…

Amed’de farklı yerler ve tarihlerde şehit düşen özgürlük gerillalarının anma töreninde konuşan Çetin Arkaş, “Evlatlarımız, bu halkın en değerli evlatlarıydılar. Bir aile içinde en zeki olanlar, en yiğit olanlar bu işe el koydularsa bilin ki bu evlatlar sayesinde mutlaka her şey güzel olacak” demişti. Kuşkusuz öyleydiler. Üç gün boyunca binlerce kişiyi bir parka dolduran, sorgusuz sualsiz tek yürek yapan irade, sadece şehitlerin yarattığı mücadeleydi.

MEBYA-DER Amed Şube Eşbaşkanı Ramazan Dengiz, “Şehitler o an sadece ailelerinin evlatları olmaktan çıkıp, tüm Kürt halkının evladı oldu. Herkes onları kendi evladı gibi görüp taziyeye akın etti” diyor.

Kürdistan’ın farklı şehirlerinde şehit taziyeleri kuran, ailelerle dayanışma gösteren ve halkı mücadele etrafına kenetleyen MEBYA-DER, Amed’de de üç gün boyunca büyük bir titizlikle anma sürecini yönetti. Peki, böylesi bir sorumluluğun altından kalkmak için nasıl bir hazırlık yapıldı, ailelere durum nasıl aktarıldı ve beklentiler neler?

ANF’nin sorularına yanıt veren Ramazan Dengiz, "PKK’nin 12. Kongresi’nden sonra, 'Tüm şehitlerimizi açıklayacağız' denildi. Bu yüzden biz de beklemedeydik. ‘Şehitler açıklandığında nasıl karşılayacağız, bunu toplu halde mi verecekler yoksa nasıl olacak?’ diye. Hazırlıksız değildik” dedi.

25 KOMİSYON KURULDU

Hem aileleri hazırlamak hem de taziye sürecini yürütmek için 25 komisyon kurduklarını ifade eden Dengiz, şöyle devam etti: “Komisyonlarımızı ailelere göndermeden önce, psikolojik açıdan ve bazı konular hakkında bilgili olmalarını istedik. Bu alanda uzman olan arkadaşlardan yardım istedik. Komisyonları topladığımızda onlara eğitim verdik. Elbette büyük bir duygusallık ve şok yaşandı. Şok atlatıldıktan sonra onlara birlikte taziye kurmamız gerektiğini söyledik. Amed'de ilk defa birlikte taziye kurulacaktı ve geniş bir yer gerekiyordu. Çünkü bunları taziye evinde ağırlamak mümkün değildi. Koşuyolu Parkı'nda üç çadır kurduk. Her bir çadır sanırım 600-700 kişiyi rahat alıyordu, 2 binin üzerinde bir yer ayırdık.”

HALK, SÜRECİ SAHİPLENDİ

Dengiz, halkın bu sürece sahip çıktığının altını çizerek şunları belirtti: “Taziye kurulduktan sonra, halkımız adeta nehir gibi Koşuyolu Parkı'na aktı. Son 10 yılda görmediğimiz bir kalabalık vardı. Çok çok mutlu olduk. Sadece halk değil, sivil toplum kuruluşları, baro, sanayi odası da destek oldu. Batman, Mardin, Semsûr ve Urfa gibi yerlerden de büyük bir sahiplenme oldu. Ailelerimiz bu kadar büyük bir ilgi ve alakayı gördükçe, üzerlerindeki o şok yavaş yavaş kalktı. Zaten ailelerimiz siyasi açıdan bilinçli ailelerdir. Ailelerin hisleriyle halkın hisleri bir oldu. Çocukları sadece kendi ailelerinin evladı olmaktan çıkıp, tüm Kürt halkının evladı oldu. Herkes onları kendi evladı gibi gördü. Çünkü Amed halkı onların ne için gittiğini, nasıl bedeller ödediğini, Kürt halkının önceden ne durumda olup şimdi hangi aşamaya geldiğini biliyordu.”

KORKUYU YIKIP ATTILAR

Bu örgütlenmenin bir günde değil 50 yılı aşkın mücadelede verilen bedeller sayesinde oluştuğunu dile getiren Dengiz, “Önceleri şehitlere sahip çıkmak çok zordu. Şehit düşüyorlardı; dağda, nerede olursa olsun kimse gidemiyordu, büyük bir vahşet vardı. Ancak son 40 yılda büyük bir sahiplenme oluştu ve bizim açımızdan bir kültür haline geldi. Yani bir kültür oluştu. Şimdiye kadar devlet bizi hep ölümle korkuttu, her şeyi bir ‘ölüm sosyolojisi’ olarak kullandı. Bize göre şehitler bu ‘ölüm sosyolojisini’ ortadan kaldırarak ‘direnme sosyolojisine’ dönüştürdü. Korkuyu ortadan kaldırdı. Bu korkunun kaldırılması aile üzerinde de çok büyük bir etki yarattı” şeklinde konuştu.

HERKESİN SORUMLULUĞU

Dengiz, bundan sonraki süreçlerde şehit ailelerin yanında durulması gerektiğini ifade ederek, şöyle devam etti: “MEBYA-DER olarak güçlü bir arşiv oluşturduk. Yaklaşık 2 bin 500 ailemizi ziyaret ettik ve arşivlerini aldık. Her bir şehidimiz için mutlaka bir arşiv oluşturmalı, gidip aileyle röportaj yapmalıyız. İleride de yanı başlarında olacağız, birlikte olacağız. Ancak şehitler tüm halkın, ailelerin yanında olmak hepimizin sorumluluğu.”

‘ÇERÇEVE YASA’ BÜYÜK KAZANIM

Ramazan Dengiz, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlattığı “Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin sonucunda Türk Meclisi’nde kabul edilen “Çerçeve Yasa”nın büyük bir kazanım olduğunu söyledi ve ekledi: “Eskiden, Kürtleri kabul etmiyorlardı. Eğer başarılı olsalardı, yani o dille, ‘terör yasası’ ile başarılı olsalardı, masa etrafında toplanmaya ve yasal bir düzenleyemeye ihtiyaç duymazlardı. Savaşla, öldürmeyle, silahla bu işin olmayacağı anlaşıldı. Bu seviyeye gelinmiş olması büyük bir memnuniyettir. Umut ediyoruz ki zamanla süreç daha da güzelleşecek ve daha da gelişecektir.”