Amed’de sanatçılar, gençleri hedef alan politikalara karşı mücadele başlatıyor

Amed’de sanatçılar, uyuşturucu, fuhuş ve yozlaştırma politikalarına karşı mücadele başlatıyor. Sanatçı Elvan Koçer, toplumsal hafızayı koruyan, direnişi büyüten ve yeni bir yaşamın inşasına katkı sunan temel alanlardan biri olduğunu belirtti.

SANATÇILARDAN TEPKİ

Toplumsal dokuyu hedef alan özel savaş politikalarının önemli araçları arasında değerlendirilen uyuşturucu, fuhuş ve yozlaştırma politikalarına karşı Amed’de sanatçılar harekete geçti.

Sanatın toplumsal direnişin ve hakikat mücadelesinin bir parçası olduğuna dikkat çeken sanatçılar, gençliği hedef alan bu politikalara karşı ortak bir mücadele hattı örmek amacıyla bir araya geldi. Sanatçılar, kültür ve sanat alanında kapsamlı çalışmalar yürüteceklerini duyurdu.

Sanatçı Elvan Koçer, uyuşturucu ve fuhuşa karşı yürütülecek çalışmalar ile sanatın toplumsal mücadeledeki rolüne ilişkin ANF’ye değerlendirmelerde bulundu.

‘ÖZEL SAVAŞ POLİTİKALARININ HEDEFİ TOPLUMSAL BAĞLAR’

Toplumsal mücadelelerde egemen güçlerin en fazla başvurduğu yöntemlerden birinin özel savaş politikaları olduğunu belirten Elvan Koçer, bu politikaların temel hedefinin toplumun kendisini var etmesini sağlayan bağları zayıflatmak olduğunu söyledi.

Kürdistan tarihine bakıldığında, savaş ve katliamlar yoluyla toplum üzerinde çeşitli sonuçlar alınmaya çalışıldığını ancak halkın bütün bu saldırılara rağmen topraklarını terk etmediğini ifade eden Elvan Koçer, özel savaş politikalarının özellikle kadınları ve gençleri hedef aldığını belirterek, şöyle konuştu:

“Temelde kadın ve gençleri hedefleyerek toplumsal mücadele, kültürel aktarım ve toplumsal devamlılık gibi toplumun yaşamasını ve devam etmesini sağlayan damarlar koparılmak isteniyor. Bireyi toplumsallıktan kopararak aynı zamanda toplumu kendi bireyleri üzerinden zehirlemeye çalışıyorlar. Kürdistan tarihine baktığımızda, savaşlar ve katliamlarla kısmi sonuçlar alınmış olsa bile bir yok etmeden ya da egemenler açısından kesin bir zaferden söz edilemez.

Bin yıllardır bu topraklarda yaşayan bu halk, son yüzyılda savaşın her boyutunu yaşadı. Büyük yıkım ve katliamlara rağmen topraklarını terk etmedi.”

‘TOPLUMSAL ÇÜRÜME DAYATILIYOR’

Günümüzde toplumsal yapının farklı yöntemlerle hedef alındığını dile getiren Elvan Koçer, şunlara dikkat çekti:

“Geldiğimiz son noktada toplumumuza mezar, mülteci olma ya da kalacaksa da çürüme ve yok olma dayatılıyor. Dolayısıyla etik ve ahlaki ilkelerden yoksun bir savaş pratiğinin sonuçlarından biri uyuşturucu, diğeri de fuhuş. Böylece gençlerimizin toplumla bağı koparılıyor; mecalsiz, kendinden utanan ve kendinden kaçan bireyler yaratılmaya çalışılıyor.

Gençlerimiz ilk başta toplumsallığından koparılmak isteniyor ama bu kadarla da sınırlı değil. Bu kopuş, kendinden ve hayattan kopuşu da getiriyor. Aynı zamanda toplumsal yapıyı da çürüten, farklı gündem ve sorunlarla hem bireyi hem de toplumu hastalıklı bir hale getirme çabasıdır.”

‘SANAT DİRENİŞ ZEMİNİDİR’

Elvan Koçer, sanatın toplumun tarihsel ve kültürel birikimini geleceğe aktaran temel alanlardan biri olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

“Sanatın ve kültürün en temel özelliği, kök ve güçlü bir aktarıcı olmasıdır. Bin yılların kültürel, tarihsel ve sosyolojik yükünü estetikle buluşturup topluma bir nişane yapan sanatın rolü, endüstriyel olanın ötesinde bir direniş zeminini ifade eder. En azından toplumsal mücadele yürüten bizim gibi toplumlar için bu şekildedir.

Doğru olanı, toplumsal olanı ve geleceği geçmişle buluşturup toplumun köklerini derinleştiren ve güçlendiren misyon, sanatın rolüdür. Bunu böyle bilerek, böyle uygulamaya çalışarak toplumsal sorumluluklarımızı yerine getirmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla biz Kürt sanatçıları olarak önümüze koyduğumuz görevi bu şekilde tanımlıyoruz.”

‘KÜRTLERİN KOLEKTİF HAFIZASI GÜÇLÜ’

Kürt halkının kolektif hafızasının halen güçlü olduğunu belirten Koçer, “Kürt halkının ve sanatçısının kolektif hafızası henüz çok güçlüdür. Dolayısıyla kendi alanında yürüttüğü her çalışmanın toplumsal yapıdaki karşılığını çok hızlı görebilmektedir. Bunun en önemli dayanağı, Kürtlerin pratik yaşam faaliyetlerinin büyük oranda toplumsal ve kolektif olmasıdır.

Kapitalist modernitenin elinde yalnızlaştırılmış, sadece tüketen ve bireyselliğini yaşayan sanatçı ve bireylerden oluşmuyoruz. Biz; sanatçısıyla, işçisi ve emekçisiyle, kadını ve genciyle kolektif bir toplumuz. Bizi şimdiye kadar ayakta tutan ve mücadele ettiren en temel kök karakteristiğimiz de budur” diye konuştu.

‘SANATÇILAR ÇALIŞMALARINI YOĞUNLAŞTIRACAK’

Sanatçıların önümüzdeki dönemde özellikle Amed ve diğer kentlerde çalışmalarını yoğunlaştıracağını ifade eden Elvan Koçer, “Bu çerçevede özellikle Amed ve diğer illerimizde sanatın değiştiren, yenileyen ve topluma bağlayan gücünü açığa çıkaracak etkinliklerimizi artıracağız. Gençlerimizin kendini ifade edeceği alanların ötesinde, kendini göreceği etkinlik ve çalışmalar ortaya koyacağız. Sanat, yalnızca mevcut sorunları anlatan değil, aynı zamanda alternatif bir yaşam duygusunu ve düşüncesini yaratan alandır. Bu doğrultuda gençleri sanat alanında üretimin bir parçası haline getirmeliyiz” dedi.

‘SANAT YENİ PENCERELER AÇMALI’

Sanatın değişim ve dönüşüm süreçlerinde öncü bir rol üstlenebileceğine dikkat çeken Elvan Koçer, şöyle konuştu:

“Yeni dönemin dilini, estetiğini, yarına hangi tarzda aktarılacağının olanaklarını ve zeminini oluşturmak ve aynı zamanda kalıcılaştırmak, sanatın alanı ve sorumluluğudur. Toplum içerisinde estetik bir imgeye dönüşmesi, aynı zamanda zihnen yaşaması ve kalıcılaşması anlamına gelmektedir.

Değişim ve dönüşüme bağlı gelişen dinamizme en çok ihtiyaç duyan alan, sanat alanıdır. Bundan ötürü sanatın öncülük misyonu vardır. Yeni pencereler açmak, başka sözler ve fikirler kurmak ve yeni olanakları soyuttan somuta dönüştüren ilk alan, sanat alanıdır. Bu, doğası gereği böyledir.

Biz sanatçılar olarak inşa sürecinin estetiğini, dilini çeşitlendirmek ve kalıcılaştırmakla yükümlüyüz. Bunun sözünü halkımıza büyük bir gururla veriyoruz.”