Dilek Öz: Direniş mirasını geleceğe taşımak görevimiz

Amed’de 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Direnişçilerinin anıldığı etkinlikte konuşan 30 yıllık tutsaklığının ardından tahliye edilen Dilek Öz, “14 Temmuz'a karşı borcumuzu, üzerimize düşen görevleri yerine getirerek ödeyebiliriz" dedi.

Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma Dayanışma Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER), Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUHAY-DER) ile 78'liler Girişimi öncülüğünde, 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Direnişi'nin yıl dönümü dolayısıyla anma programı düzenlendi.

ÇandAmed Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen anmaya, 14 Temmuz Direnişi'nin tanıkları, sivil toplum örgütleri ve siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı.

Saygı duruşuyla başlayan programda ilk konuşmayı direniş tanıklarından Mehmet Şirin Tunç yaptı.

Tunç, 14 Temmuz Direnişi'nin Kürt özgürlük mücadelesinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, "14 Temmuz'da ortaya konulan irade Kürt halkına bir ışık oldu ve o günden bugüne mücadeleyi aydınlatmaya devam ediyor" dedi.

‘BİZİ AYAKTA TUTAN KOMÜNAL YAŞAM OLDU’

14 Temmuz Direnişi tanıklarından Gani Alkan ise Amed Zindanı’ndaki koşulları anlattı.

Hapishanenin "bir esir kampı" olarak işletildiğini söyleyen Alkan, "Amed Zindanı'nın amacı Kürtleri yok etmekti. Bizi o süreçte ayakta tutan komünal yaşam oldu. Mazlum Doğan ilk üç kibrit çöpüyle mücadelenin ateşini yaktı, Dörtler bu ateşi büyüttü, 14 Temmuz direnişçileri ise bayrağı devraldı" ifadelerini kullandı.

‘DİRENİŞ MİRASINI GELECEĞE TAŞIMAK GÖREVİMİZ’

Otuz yılı aşkın tutukluluğun ardından tahliye edilen Dilek Öz de konuşmasında, Kürt halkının tarihinin direniş tarihi olduğunu söyledi.

14 Temmuz Direnişi'nin ve zindan direnişinin sonraki kuşaklara önemli bir miras bıraktığını belirten Öz, "Direnişin Zindanlarla ve şehitlerle ilgili konuşmak çok zor. Böylesi anlarda cümle kurmak gerçekten kolay değil. Bu cümleleri kurarken onları yürekten hissetmek, onlarla olmak ve hayallerini geleceğe taşımak büyük bir görevdir. Yakınında şehit olmayan, ailesinde cezaevinde bulunan ya da sürgünde olmayan neredeyse kimse yoktur. Kürdün realitesi budur. Bizi ayakta tutan da budur. Tıpkı Hayri hevalin dediği gibi son nefesimize kadar bu borcu yerine getirmeye çalışacağız. 1990’lı yıllarda cezaevine girerken bize direniş mirası bırakıldığını söyledik. Amed Zindanı’nda büyük işkenceler yaşandı. Bu nedenle Hayriler, Akifler, Kemaller çok özeldir. Bugün de onların huzurunda minnetle ve saygıyla eğiliyorum. Cezaevlerini faşizme karşı nasıl bir akademiye dönüştürebileceğimizi hep düşündük. Siz dışarıda, biz içeride bunun mücadelesini vermeye çalıştık. İmralı Adası’ndan sahaya coşku ve mücadele yansıdı. Süreçlerin tanığıyım. Bugün bir süreçten bahsediyorsak bunu hep birlikte yarattık. Eğer 14 Temmuz’da kendimizi borçlu hissediyorsak, bu borcu ödemeye denk düşen görevlerimizi yerine getirmemiz gerekiyor” dedi.

Anma programı, Temmuz ayında yaşamını yitirenleri konu alan sinevizyon gösterimiyle sona erdi.