Kayıp yakınlarından çağrı: Cizre'ye akın edin
Yakınları devlet tarafından kaybedilen/katledilenlerin aileler, bu hafta da hesap sormak için sokaktaydı.
Yakınları devlet tarafından kaybedilen/katledilenlerin aileler, bu hafta da hesap sormak için sokaktaydı.
Yakınları devlet tarafından kaybedilen/katledilenlerin aileler, bu hafta da hesap sormak için sokaktaydı. Ailelerin eylemlerinde Kuzey Kürdistan'daki soykırımcı saldırılar da protesto edilirken, direnişi sahiplenme çağrısı yapıldı. Amed, Batman, Hakkari'deki eylemlerde, devletin katlettiği kişilerin hikayeleri de anlatıldı.
AMED
Kayıp yakınları ve İHD Amed Şubesi üyelerinin "Kayıplar bulunsun, failler yargılansın" talebiyle ile her hafta düzenledikleri oturma eylemi, 364'üncüsü haftasında Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı sürdü. Kayıp fotoğraflarının taşındığı eyleme Barış Anneleri Meclisi üyeleri ve insan hakları aktivistleri de katıldı.
Şırnak'ın Cizre ilçesinde, 1993 yılında kendisine ait araç ile kaçırılan ve bir daha haber alınmayan Hüseyin Yeşilmen'in akıbetinin sorulduğu bu haftaki eylem öncesi, İHD Genel Başkan Yardımcısı ve Amed Şube Başkanı Raci Bilici konuştu. Bilici, kayıpların akıbetinin ortaya çıkarılıp faillerinin de bulunup yargılanmadan, bu ülkede adaletten ve hukuktan kimsenin bahsedemeyeceğini söyledi.
BİLİCİ: KATLİAMDAN VAZGEÇİN!
Cizre'de yaşananlara dikkat çeken Bilici, "Derhal Cizre'de uygulanan bu katliam politikasından vazgeçin. Orada yaralı olarak bulunan sivil yaralıların sağlığa erişimini sağlayın. Çünkü savaş ve çatışma ortamlarında devletlerin ve ülkelerin uyması gereken uluslararası sözleşmeler var. Cenevre Sözleşmesi, orada duruyor. Siz orada insancıl hukuku uygulamak zorundasınız. Keyfi davranamazsınız. Kim olursa olsun, bunun koşullarını yaratmak zorundasınız" diye konuştu.
Bilici, Sur ve Cizre ilçelerinde, hukuk dışı olarak sürdürülen kuşatmanın kaldırılması ve sorunların çözümü için tüm taraflara diyalog ve müzakere çağrısında da bulundu.
HÜSEYİN YEŞİLMEN'İN HİKAYESİ
Eylemde, kaçırıldığı günden bu yana geçen 23 yıldır kendisinden bir daha haber alınmayan Hüseyin Yeşilmen'in kaybediliş hikayesi, şöyle anlatıldı:
"Hüseyin Yeşilmen, Şırnak'ın Cizre ilçe merkezinden kendisine ait Renault marka aracıyla birlikte kaçırıldı. JİTEM'in korkunç cinayetlerine sahne olan ilçede, insanların hak arama konusunda çekindikleri bilinmektedir. Yeşilmen'in ailesi de bu nedenle, resmi kurumlar düzeyinde herhangi bir girişimde bulunmaktan çekindiler. Hüseyin Yeşilmen, kaçırıldıktan bir süre sonra, kendisiyle birlikte götürülen otomobili Cizre İlçesi Kuştepe mevkiinde, yol kenarında terk edilmiş halde bulundu. Aracının bulunması Yeşilmen ile ilgili son bulguydu. Kaçırıldığı tarihten itibaren kendisinden bir daha haber alınamadı."
BATMAN
Batman'da da kayıp yakınları ve İHD Batman Şubesi yöneticileri, Gülistan Caddesi'nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya gelerek kaybedilen yakınlarının akıbetini sordu.
Kayıp yakınları, eylemlerinde 'faili meçhul' cinayete kurban giden yakınlarının fotoğraflarını ve yine katledilen Amed Barosu Başkanı Tahir Elçi'nin fotoğraflarını taşıdı. İHD Şube Başkanı Mehmet Bağadır, 28 Kasım'da katledilen Diyarbakır Baro Başkanı'nın da 'faili meçhul' cinayete kurban gittiğini kaydederek, katledilmesinin üzerinden 2 ay geçmesine rağmen faillerin açığa çıkarılmamasına tepki gösterdi.
KAYI: HERKES CİZRE'YE AKIN ETSİN
Eylemde konuşan Barış Anneleri Meclisi üyesi Talia Kayı ise Cizre'de bir evin bodrum katında ölüme terk edilen yaralıların kurtarılması için herkese Cizre'ye akın etme çağrısında bulundu. Kayı, Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a da sert tepki gösterdi.
Botan direnişini selamlayan Barış Anneleri Meclisi üyesi Halime Avcı ise Kürt halkına yönelik sürdürülen savaşa şu sözlerle tepki gösteri: "Yüzyıllardır beraberiz, daha ne zamana kadar bu savaşı sürdüreceksiniz yeter artık. Türkiye kimsenin babasının malı değil, Kürt ve Türkiye halklarının devletidir. Kimsenin kanını ve hakkını gasp etmiyoruz, kendi hak ve hukukumuzu istiyoruz. Erdoğan, Türkiye halklarının ve Kürt halkının kanında boğulacaktır. Dünya senin olsun, artık yeter. Kendi çocuklarını gönder savaşa, polis asker sivil insanları katlettiğin yeter."
AV. YILDIZ: YARIN GEÇ OLABİLİR!
Kayıp yakınları adına basın açıklamasında bulunan İHD yöneticisi Av. Devran Yıldız, devletin '90'lı yıllarda da uyguladığı soykırım politikaları karşısında mücadele edeceklerini ifade etti. "Yarın çok geç olabilir, barış hemen şimdi" diyen Yıldız, AKP hükümetine çözüm masasına dönülmesi çağrısında bulundu.
HAKKARİ
Hakkari'nin Yüksekova (Gever) ilçesinde ise kayıp yakınları ve İHD üyeleri yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle düzenledikleri eylemin 93'üncü haftasında Sanat Sokağı'nda bir araya geldi.
Çok sayıda STK yöneticisinin de katıldığı eylemde, Nisan 1995'te Yüksekova'ya bağlı Yêkmala Jor (Yukarı Ölçek) mezrasında askerler tarafından gözaltına alındıktan sonra kurşuna dizilip cenazesi mayınla parçalanan çoban Nezir Tekçi'nin (24) akıbeti soruldu.
'KÜRT ASKERLERDEN ATEŞ ETMELERİNİ İSTEDİ AMA...'
Saygı duruşunda bulunulmasının ardından konuşan Tekçi'nin babası Halit Tekçi, oğlunun katlediliş hikayesini şöyle anlattı:
"Gözaltına alındıktan sonra bir daha kendisinden haber alamadık. Oğlumun akıbetini örenmek için yıllarca uğraştıktan sonra oğlumun kaybolduğu tarihlerde Yüksekova Tabur Komutanlığı'na geçici görevle gelen er Yunus Şahin'e ulaştım. Yunus Şahin ifadesinde, görev yaptığı bölükten başka bir bölüğün Nezir Tekçi adında bir şahsi yakaladığını daha sonra düzenledikleri operasyonda PKK kamplarının ve silahlarının yerini göstermesi için bu şahsı yanlarında götürdüklerini, Nezir Tekçi'nin bu konuda bir şey bilmediğini söylemesi üzerine operasyonda görevli askerlerden Yüzbaşı Ali Osman Akın'ın Nezir Tekçi'yi öldürmekle tehdit ettiğini, sonrasında operasyonda görevli askerlere hangilerinin Kürt olduğunu sorduğunu, el kaldıran yaklaşık 20 kişiden Nezir'e ateş etmelerini istediğini, kimse ateş etmeyince bu işi yapmaya gönüllü olan Teğmen Kemal Alkan'ın Ali Osman Akın'ın izniyle 2 el ateş ederek Nezir'i vurduğunu anlattı."
Er Yunus Şahin'in anlatımları da aktaran baba Tekçi, "Bu sırada yine Ali Osman Akın'ın emriyle herkesin Nezir'e doğru ateş ettiğini, sonrasında bedenin mayın ile patlatıldığını ve Teğmen Kemal'in Nezir'in gövdesinden kopmuş başını saçlarından tutarak görevli askerlere gösterdiğini anlattı" diye konuştu.
YARGI SÜRECİ
Daha sonra Ali Osman Akın ve Kemal Alkan hakkında 'canavarca hisle ve işkenceyle adam öldürme' suçundan Hakkari Ağır Ceza Mahkemesi'nce dava açıldığını belirten Tekçi, yargılanın seyrine dair kimi bilgiler paylaştı. Tekçi, "Mahkeme, ilk duruşmada dosyaya 'güvenlik' iddiasıyla Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi'ne göndermesinin ardından dava süresi uzayacak ve sonucu da etkilenecektir. Sanıklar haklarındaki iddiaları reddetti ve yargılama devam ediyor. Mahkeme son duruşmada, başvurular üzerine olayın meydana geldiği yerde keşif kararı aldı. 22 Kasım 2013'te yapılan keşif kazısında bulunan insan kemikleri, mermi kovanları ve kıyafet parçaları Adli Tıp Kurumu'nda inceleniyor" dedi.
AİHM'nin, 10 Aralık 2013'te Nezir Tekçi ile ilgili olayda, Türkiye'nin AHİS'in yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesini usul ve esastan ihlal ettiği kararını hatırlatan baba Tekçi, Türkiye'nin tazminata mahkum edildiğini söyledi. Kayıp yakınlarının buluşması 5 dakikalık oturma eylemiyle sona erdi.