Îştar Meclisi, 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle Şehit Rûstem Cûdî (Maxmûr) Mülteci Kampı’nda “Kadınlar Manifesto Aydınlığında Komünal ve Demokratik Toplumu İnşa Ediyor” sloganıyla meşaleli yürüyüş düzenledi.
Îştar Meclisi yöneticileri ve üyeleri, sivil toplum kurum ve kuruluşları ile çok sayıda yurttaş yürüyüşe katıldı.
Şehit Aileleri Kurumu önünde başlayan yürüyüş, Şehit Delîla Parkı’na kadar devam etti. Önder Apo’nun posterleri ve İştar Meclisi bayraklarının yanı sıra “Dem Dema Îştarê ye” yazılı pankartların taşındığı yürüyüşte, “Bijî Serok Apo”, “Bê Serok Jiyan Nabe”, “Jin Jiyan Azadî ve “Bijî Aştî” sloganları atıldı.
Yürüyüşe katılan genç kadınlar yöresel kıyafetler ve erbaneleriyle yürüyüşe renk kattı.
Şehîd Delîla Parkı’na kadar süren yürüyüş sonrası bir açıklama yapıldı.
Kürdistan Özgürlük Hareketi şehitleri için yapılan bir dakikalık saygı duruşundan sonra, açıklamayı Genç Kadın Meclisi üyesi Kajîn Özek okudu.
İkinci Dünya Savaşı’nın getirdiği büyük yıkım ve milyonlarca insanın yaşamını yitirmesinden sonra 1 Eylül’ün birçok ülkede anma ve barış çağrısı günü haline geldiği belirtilen açıklamada, “1 Eylül sadece savaşta hayatını kaybedenleri anma günü değil. Savaşın sonuçları üzerine bir kez daha düşündüğümüz ve toplumların sorunlarının silah ve şiddetle çözülemeyeceğini söylediğimiz bir gün. Savaş hayatları mahveder, aileleri parçalar, insanları evlerinden uzaklaştırır ve toplumda yıllarca süren yaralar bırakır” denildi.
Açıklamanın devamında, “Savaşın toplumlarımız üzerindeki etkisi de derindir. Biz, Şehîd Rûstem Cûdî Kampı halkı olarak, savaşın yol açtığı bu gerçeğin en çarpıcı örneklerinden birini oluşturuyoruz. Maxmûr tarihi, tarihsel sorunların yerinden edilme, baskı ve susturma yoluyla değil, siyasi ve demokratik çözümlerle çözülebileceğini göstermektedir.
Gerçek barışın sadece silahların susmasıyla sağlanamayacağına inanıyoruz. Barış, diyalog, eşitlik, adalet ve tüm halkların haklarına saygı üzerine kurulmalıdır. Bu nedenle, Türkiye'deki Barış ve Demokratik Toplum süreci, tarihsel sorunların çözümüne önemli bir kapı açabilir. Yıllardır savaş ve baskı yoluyla çözülemeyen sorunlar, konuşma, diyalog ve demokratik yollarla çözülmelidir” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada kadınların barış sürecinde yerini alması gerektiği vurgulanarak, “Kadınlar sadece savaşın acısını ve yıkımını hissetmekle kalmaz; aynı zamanda toplumu korumada, örgütlenmede ve yaşam kurmada da önemli bir rol oynarlar. Kadınların özgürlüğü ve karar alma süreçlerine katılımı olmadan kalıcı barış zordur.
Bu nedenle, tüm siyasi ve sosyal güçleri diyaloğa yol açmaya ve demokratik çözümlere doğru adımlar atmaya çağırıyoruz. Savaş ve çatışma dili, barış, saygı ve eşit bir arada yaşama diline yerini bırakmalıdır” diye kaydedildi.
Açıklama sonunda şunlara yer verildi: “1 Eylül, savaşa hayır, barışa evet; zulme hayır, diyaloğa evet; yerinden edilmeye ve yıkıma hayır, hayata, özgürlüğe ve halkların bir arada yaşamasına evet dediğimiz gün olsun.
Barış; sadece savaşın sona ermesi değil, güvenli, özgür ve eşit bir yaşamın yaratılmasıdır. Bu nedenle, 1 Eylül'de barış, kadın özgürlüğü ve demokratik bir yaşam için çalışma sözümüzü yeniliyoruz.”