Akademisyenlerden gezegenin geleceği için eşitlikçi plan

Dünya Eşitsizlik Laboratuvarı tarafından hazırlanan yeni rapor, insanlığın yaşam standartlarını yükseltirken eşitsizliği azaltabileceğini ve küresel ısınmayı 2 derecenin altında tutabileceğini ortaya koydu.

AKADEMİSYENLERDEN ÇEVRECİ PLAN

Dünya Eşitsizlik Laboratuvarı’nın yayımladığı Küresel Adalet Raporu, iklim krizi, politik aşırıcılık, ekonomik gerilimler ve toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği bir dönemde, gezegenin yaşanabilir geleceği için kapsamlı bir yol haritası sundu.

The Guardian’dan Jonathan Watts’ın haberine göre rapor, milyarderlerden yüksek servet vergisi alınması, çalışma saatlerinin ciddi biçimde azaltılması, kırmızı et tüketiminin düşürülmesi ve yatırımların sanayi ile madencilik gibi yüksek maddi tüketim gerektiren sektörlerden eğitim ve sağlığa kaydırılması gibi öneriler içeriyor.

Rapora göre bu politikalar hayata geçirilirse, 2100 yılına kadar dünya nüfusunun yüzde 89’unun geliri iki katına çıkabilir ve küresel ısınma sanayi öncesi döneme göre 2 derecenin altında tutulabilir.

EŞİT VE YAŞANABİLİR BİR DÜNYA MÜMKÜN

Rapor, iklim yıkımı, fosil yakıtlara bağımlılık ve artan eşitsizliği kaçınılmaz gelecek olarak sunan sağcı teknokratik ve milliyetçi yaklaşımlara karşı alternatif bir vizyon geliştirmeyi amaçlıyor.

Dünya Eşitsizlik Laboratuvarı Eş Direktörü ve Paris Ekonomi Okulu Profesörü Thomas Piketty, bugün büyük bir kültürel, entelektüel ve politik mücadelenin sürdüğünü belirtti. Piketty’ye göre, Donald Trump ve benzeri sağ popülist çizgilerin sunduğu politikalar ne iklim krizine ne de toplumsal sorunlara çözüm üretebilir.

Piketty, kaynakların ve iktidarın daha adil paylaşılmasına dayalı işbirlikçi bir yeniden dağıtım modelinin zorunlu hale geleceğini, aksi halde hem çevresel hem de toplumsal açıdan yıkıcı sonuçlarla karşılaşılacağını vurguladı.

ÇALIŞMA SÜRESİ AZALTILSIN, KAYNAKLAR SAĞLIĞA VE EĞİTİME AYRILSIN

Raporun merkezinde “yeterlilik” kavramı yer alıyor. Buna göre insanlar, sürekli daha fazla tüketim ve birikim peşinde koşmadan da sağlıklı, müreffeh ve anlamlı bir yaşam sürebilir.

Bu hedef için üç temel adım öneriliyor. İlk olarak yıllık ortalama çalışma süresinin 2 bin 100 saatten 1000 saate düşürülmesi, yani yaklaşık iki buçuk günlük çalışma haftasına geçilmesi öngörülüyor.

İkinci olarak, ormansızlaşma ve ekolojik yıkımın temel nedenlerinden biri olarak gösterilen kırmızı et tüketiminin azaltılması öneriliyor. Üçüncü olarak ise ekonomi, düşük maddi tüketim gerektiren alanlara yönlendiriliyor. Raporda kişi başı eğitim harcamalarının 8 bin 400 euroya, sağlık harcamalarının ise 14 bin 400 euroya çıkarılması gerektiği belirtiliyor.

Piketty, eğitim ve sağlık alanına aktarılan her ek euronun, imalat sektörüne yapılan aynı düzeydeki harcamaya göre üç-dört kat daha düşük enerji ve madde tüketimi yarattığını belirtti. Bu nedenle ekonomik sektörler arasındaki dönüşümün kritik önemde olduğu ifade edildi.

MİLYARDERLERİN SERVET PAYI AZALTILACAK

Raporun temel hedeflerinden biri de küresel eşitsizliği azaltmak. Önerilen plana göre yüzyılın sonuna kadar dünya genelinde kişi başına ortalama brüt milli gelir aylık 5 bin euroya çıkarılabilir. Bu artıştan özellikle küresel güneydeki nüfusun büyük bölümü yararlanacak.

Buna karşılık, iklim krizinden en fazla sorumlu olan en zengin kesimlerin yüksek vergilerle sınırlandırılması öneriliyor. Dünya nüfusunun yalnızca yüzde 0,001’ini oluşturan milyarderlerin küresel servetteki payının yüzde 6’dan yüzde 0,05’e düşürülmesi, en yoksul yüzde 50’nin servet payının ise yüzde 2’den yüzde 30’a çıkarılması hedefleniyor.

Rapora göre servet vergileri ve küresel yeniden dağıtım mekanizmaları, yalnızca sosyal adalet için değil, iklim krizine karşı adil bir dönüşüm için de zorunlu.

KÜRESEL ISINMA 1,8 DERECEYLE SINIRLANDIRILABİLİR

Rapor, iklim risklerinin azaltılması için emisyonların mümkün olduğunca sıfıra yaklaştırılması gerektiğini belirtiyor. En iddialı senaryoda, dünyanın en zengin bireylerinin sermayesi rüzgar, güneş ve diğer yenilenebilir enerji teknolojilerine yönlendirilecek.

Bu yolla enerji arzının 2050’ye kadar tamamen karbonsuzlaştırılması ve elektrifikasyonun hızlandırılması hedefleniyor. Çalışma saatlerinin azaltılması, beslenme biçimlerinin değişmesi ve ekonomik faaliyetin daha düşük tüketimli sektörlere kaydırılması da ek emisyon tasarrufu sağlayacak.

Rapora göre bu adımlar, yüzyıl sonunda küresel sıcaklık artışını 1,8 dereceyle sınırlayabilir. Bu oran, yavaş karbonsuzlaşma ve sürekli artan maddi tüketim senaryolarında öngörülen 4 ila 4,5 derecelik yıkıcı ısınmanın oldukça altında kalıyor.

KÜRESEL ADALET FONU ÖNERİSİ

Raporun uygulanması için en önemli araçlardan biri olarak küresel adalet fonu öneriliyor. Bu fonun, enerji dönüşümünü finanse etmesi ve eğitim ile sağlık harcamalarının dünya gayri safi hasılası içindeki payını bugünkü yüzde 13 seviyesinden yüzde 38’e çıkarması hedefleniyor.

Buna ek olarak, kamu ve özel servetin küresel dağılımını daha dengeli hale getirecek bir dünya egemenlik fonu da öneriliyor. Rapora göre teknik olarak eşit ve yaşanabilir bir 21. yüzyıl mümkün; bunun önündeki engel teknik imkansızlık değil, politik tercih ve bu tercihin arkasında kurulacak toplumsal koalisyon eksikliği.

Raporun yazarlarından Cornelia Mohren, çalışmanın “vizyoner ve belki de ütopik” görülebileceğini ancak başka yolların mümkün olduğunu göstermek için buna ihtiyaç olduğunu söyledi.

İKLİM POLİTİKASI EŞİTSİZLİKTEN AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ

Piketty’ye göre iklim politikalarının başarılı olabilmesi için eşitsizlik meselesi merkeze alınmak zorunda. Aksi halde Fransa’daki Sarı Yelekliler protestolarında olduğu gibi, karbon vergisi benzeri uygulamalar zenginlerden çok işçi ve orta sınıfları etkileyerek toplumsal tepki yaratabilir.

Raporda, iklim adaleti ile sosyal adaletin birbirinden ayrı ele alınamayacağı vurgulanıyor. Çevre politikalarının soyut biçimde savunulmasının yeterli olmayacağı, dönüşümün ancak gelir, servet ve güç dağılımını değiştiren politikalarla mümkün olacağı belirtiliyor.

Küresel Adalet Raporu, 4-6 Haziran tarihlerinde Paris’te düzenlenecek Dünya Eşitsizlik Konferansı’nda tartışılacak. Konferansa Ha-Joon Chang, Jean Drèze, Jayati Ghosh, Mariana Mazzucato, Branko Milanović, Lea Ypi ve Gabriel Zucman gibi isimler de katılacak.

Barselona Özerk Üniversitesi’nden Jason Hickel, raporu önemli ve zamanında yapılmış bir müdahale olarak değerlendirdi. Hickel’e göre herkes için iyi bir yaşamı gezegenin sınırları içinde kurmak teknik olarak mümkün; ancak bunun gerçekleşmesi örgütlü politik mücadeleyi gerektiriyor.