GÖRÜNTÜLÜ

Demokratik Entegrasyon Konferansı: Demokratik dönüşüm ve eşit yaşam tartışılıyor

Zürih’te düzenlenen Demokratik Entegrasyon Konferansı’nda konuşan Veysi Aktaş ve Nazan Üstündağ, demokratik entegrasyonun Kürt sorununun çözümünün yanı sıra toplumsal ve siyasal yaşamın demokratik dönüşümünü hedeflediğini vurguladı.

Kürt Toplumsal Araştırmalar Derneği (Akademî Kurd) tarafından İsviçre’nin Zürih kentinde “Demokratik Entegrasyon” başlıklı bir konferans düzenleniyor. Zürih Kirchgemeindehaus’ta gerçekleştirilen konferansta, Önder Apo’nun Demokratik Komünal Toplum Manifestosu çerçevesinde demokratik entegrasyon kavramı farklı boyutlarıyla tartışılıyor.

Akademisyenler, siyasetçiler, hukukçular ve araştırmacıların katıldığı konferansta, demokratik entegrasyonun kuramsal temellerinin yanı sıra toplumsal, siyasal ve kültürel boyutları üzerinde duruluyor. Kürt sorununun demokratik çözümü açısından gerekli hukuksal düzenlemeler, eşit yurttaşlık, demokratik cumhuriyet ve demokratik komünal ekonomi de konferansın temel tartışma başlıkları arasında yer alıyor.

DİLAN ÇETİNKAYA: SÜREÇ HEPİMİZE ÖNEMLİ GÖREVLER YÜKLÜYOR

Devrim mücadelesi şehitleri anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan konferansın açılış konuşmasını CDK-S Eşbaşkanı Dilan Çetinkaya yaptı.

Kürt Özgürlük Mücadelesi şehitlerini anarak konuşmasına başlayan Dilan Çetinkaya, Kürt halkının yarım asrı aşan özgürlük mücadelesine dikkat çekti. Bu mücadelenin Kürt halkına önemli kazanımlar sağladığını belirten Dilan Çetinkaya, Önder Apo’nun öncülüğünde gelişen Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin tarihsel önemine vurgu yaptı.

İçinden geçilen sürecin yalnızca siyasal aktörlere değil, toplumun bütün kesimlerine önemli sorumluluklar yüklediğini ifade eden Dilan Çetinkaya, demokratik dönüşümün yaşamın her alanında karşılık bulması gerektiğini söyledi. Dilan  Çetinkaya, “Değişim sadece sözde değil, her alanda olmalıdır. Önder Apo’nun demokratik entegrasyon kavramını iyi anlamak ve ona göre yeniden inşamızı gerçekleştirmeliyiz” dedi.

VEYSİ AKTAŞ: DEMOKRATİK ENTEGRASYON BÜTÜN HALKLARIN DEMOKRATİK DÖNÜŞÜMÜNÜ ESAS ALIYOR

Açılış konuşmasının ardından konferansın “Demokratik Entegrasyonun Kuramsal ve Teorik Çerçevesi” başlıklı ilk oturumuna geçildi. Gülistan Arslan’ın moderötürlüğünde yapılan oturuma Kürt siyasetçi Veysi Aktaş ile sosyolog, akademisyen ve yazar Nazan Üstündağ konuşmacı olarak katıldı.

İlk olarak söz alan Veysi Aktaş, konferansın düzenlenmesinden dolayı Akademî Kurd’a teşekkür ederek konuşmasına başladı. Demokratik entegrasyonun Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin en temel kavramlarından biri olduğunu belirten Aktaş, bu kavramın yalnızca mevcut sorunların çözümüne değil, halkların eşit ve özgür koşullarda bir arada yaşayabileceği demokratik bir geleceğin inşasına işaret ettiğini söyledi.

Demokratik entegrasyonun farklı kimliklerin ve toplumsal kesimlerin kendi varlıklarını koruyarak ortak bir demokratik yaşam oluşturmasını esas aldığını ifade eden Aktaş, “Demokratik entegrasyon sadece Kürtlerin değil, bütün halkların demokratik dönüşümünü esas alan bir kavramdır. Farklılıklarla birlikte yaşamayı, eşitliği, yöntem olarak eşit müzakereyi ve demokratik katılımcılığı esas alır” dedi.

Demokratik entegrasyonun asimilasyon ya da farklılıkların ortadan kaldırılması anlamına gelmediğine dikkat çeken Aktaş, kavramın temelinde farklı kimliklerin tanınması, toplumsal çoğulculuk ve demokratik katılımın bulunduğunu belirtti. Bu yönüyle demokratik entegrasyonun yalnızca Kürtlerin siyasal ve toplumsal haklarının tanınmasını değil, bütün toplumun demokratik temelde yeniden yapılanmasını gündeme getirdiğini ifade etti.

‘TEMEL İLKE EŞİT YURTTAŞLIKTIR’

Demokratik entegrasyonun birçok temel ilkeye dayandığını belirten Aktaş, bunların başında eşit yurttaşlık ilkesinin geldiğini söyledi. Eşit yurttaşlığın yalnızca yasalar önünde biçimsel bir eşitlik olarak ele alınamayacağını ifade eden Aktaş, farklı kimliklerin ve toplumsal kesimlerin kendi özgünlükleriyle siyasal ve toplumsal yaşama katılabilmesinin önemine dikkat çekti.

Demokratik entegrasyonun demokratik cumhuriyet perspektifiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Veysi Aktaş, demokratik dönüşümün kalıcı hale gelebilmesi için hukuksal güvencelerin oluşturulması gerektiğini vurguladı.

Aktaş, “Demokratik entegrasyon aynı zamanda Demokratik Cumhuriyet'i esas alıyor. Bunun gerçekleşmesi de hukuksal sürecin hayata geçirilmesiyle mümkündür. Gerçek yaşamda karşılık bulabilmesi için bazı hukuki düzenlemelerin gerçekleştirilmesi gerekir” diye konuştu.

Demokratik entegrasyonun yalnızca teorik düzeyde tartışılmasının yeterli olmayacağını ifade eden Aktaş, eşit yurttaşlık, demokratik katılım ve farklı kimliklerin tanınması gibi ilkelerin somut hukuksal ve siyasal düzenlemelerle güvence altına alınmasının önemine işaret etti.

‘SÜREÇ SADECE SİLAHLARIN BIRAKILMASIYLA SINIRLI DEĞİL’

Konuşmasında neden demokratik entegrasyon kavramının tercih edildiği sorusuna da yanıt veren Aktaş, bu yaklaşımın Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin kapsamını anlamak açısından önemli olduğunu belirtti.

Sürecin yalnızca silahların bırakılması ya da çatışmaların sona erdirilmesiyle sınırlı değerlendirilemeyeceğine dikkat çeken Veysi, demokratik entegrasyonun Kürtlerin kendi kimlikleri, dilleri ve toplumsal varlıklarıyla siyasal yaşama katılabilmelerini de kapsadığını ifade etti.

Bu çerçevede demokratik entegrasyonun, Kürtlerin mevcut siyasal ve toplumsal sistem içerisinde kendi kimliklerinden vazgeçmeden demokratik mücadele yürütmelerinin koşullarını oluşturmayı hedeflediğini belirten Aktaş, bunun aynı zamanda devletin ve toplumun demokratik dönüşümünü gerekli kıldığını dile getirdi.

NAZAN ÜSTÜNDAĞ: KÜRTLER HER ALANDA ‘KAÇAKÇI’ OLARAK YAŞAMAK ZORUNDA BIRAKILDI

Veysi Aktaş’ın ardından söz alan sosyolog, akademisyen ve yazar Nazan Üstündağ ise demokratik entegrasyon kavramını Kürt halkının tarihsel deneyimleri, devletle ilişkileri ve toplumsal yaşamda karşılaştığı ayrımcılık üzerinden değerlendirdi.

Kürt halkının tarihsel olarak siyasal, kültürel ve toplumsal alanlarda çeşitli yasaklamalar, inkâr politikaları ve ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığını belirten Nazan Üstündağ, bu durumun Kürtlerin gündelik yaşamlarını ve devletle kurdukları ilişkileri de doğrudan etkilediğini ifade etti.

Kürtlerin kendi kimlikleriyle var olabilmek için çoğu zaman resmî sistemin sınırları dışında yaşamaya zorlandığını anlatan Nazan Üstündağ, bu tarihsel durumu “kaçakçı” kavramıyla tanımladı.

Kürt halkının yalnızca sınırlar arasında değil, dilini konuşurken, kültürünü yaşatırken ve siyasal kimliğini ifade ederken de çeşitli engellerle karşılaştığına dikkat çeken Nazan Üstündağ, Kürtlerin birçok alanda adeta “kaçakçı” olarak yaşamak zorunda bırakıldığını söyledi.

Nazan Üstündağ, demokratik entegrasyonun en önemli boyutlarından birinin, Kürtlerin kendi kimlikleriyle var olabilmek için bu tür zorunluluklarla karşı karşıya kalmadığı bir toplumsal ve siyasal düzenin oluşturulması olduğunu belirtti. Bu açıdan demokratik entegrasyonun, Kürtlerin mevcut düzene koşulsuz biçimde uyum sağlaması olarak değerlendirilemeyeceğini ifade eden Nazan Üstündağ, asıl meselenin Kürtlerin kendi kimlikleriyle eşit ve özgür biçimde yaşayabilecekleri demokratik koşulların yaratılması olduğunu vurguladı.

‘DEMOKRATİK ENTEGRASYONU DEVLETLE MÜCADELE ETMEK OLARAK ANLIYORUM’

Demokratik entegrasyonun günümüzde her zamankinden daha fazla önem kazandığını söyleyen Nazan Üstündağ, kavramın yalnızca hukuksal düzenlemeler ya da siyasal uzlaşmalar üzerinden ele alınmaması gerektiğine dikkat çekti.

Demokratik entegrasyonun aynı zamanda devlet ile toplum arasındaki ilişkilerin yeniden tanımlanmasını gündeme getirdiğini ifade eden Nazan Üstündağ, bu sürecin demokratik mücadeleden bağımsız düşünülemeyeceğini söyledi. “Demokratik entegrasyonu devletle mücadele etmek olarak anlıyorum” diyen Nazan Üstündağ, demokratik entegrasyonun mevcut güç ilişkilerinin sorgulanmasını ve toplumun demokratik haklarının genişletilmesini içeren bir süreç olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Demokratik entegrasyonun Kürtlerin tarihsel olarak maruz kaldığı dışlanma ve ayrımcılığın aşılması açısından taşıdığı önem öneme dikkat çeken Nazan Üstündağ, “Bu çerçevede demokratik entegrasyon, Kürtlerin kendi kimlikleriyle kamusal ve siyasal yaşamda yer alabilmelerinin yanı sıra devlet-toplum ilişkilerinin demokratik temelde dönüşmesiyle bağlantılıdır” dedi.

Konferans, Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Mazlum Abdi, Paris 8 Üniversitesi’nden sosyolog Engin Sustam, TJK-E üyesi Zîlan Diyar, DEM Parti MYK üyesi Derya Arslan, İmralı Heyeti üyesi Avukat Özgür Erol, Avukat Hüsnü Yılmaz, araştırmacı ve ekonomist Ahmet Pelda ile sosyolog ve antropolog Neşe Özgen’in konuşmacı olarak katılacağı oturumlarla devam edecek. Oturumlarda demokratik entegrasyonun siyasal, sosyolojik, kültürel, hukuksal ve ekonomik boyutları ile Kürt sorununun demokratik çözümü ele alınacak.