GÖRÜNTÜLÜ

Zorava'da HES'e karşı mücadele sürüyor: ‘Danıştay iptal kararını onasın’

Zorava Çayı’ndaki ikinci HES projesine karşı açılan davada üçüncü yargı süreci sürerken, köylüler ve avukatlar Danıştay’dan iptal kararını onamasını bekliyor. Köylülerden Şükrü Esen, “Elimizdeki son damla suya sahip çıkmamız gerekiyor” dedi.

Sêrt'in (Siirt) Dihê (Eruh) ilçesinde bulunan Zorava Çayı üzerinde yapılmak istenen Hidro Elektrik Santrali (HES) projesine ilişkin tartışmalar sürüyor. 1990'lı yıllarda yakılarak boşaltılan bölgede, köylüler 2006 yılından sonra köylerine dönerek yaşamlarını yeniden kurdu. Bu dönüşün ardından şirketlerin göz diktiği çay, Ilısu Barajı’nın yapılmasının ardından akarsu niteliğini kaybetti.

Bölgede 2015 yılından bu yana HES projelerine karşı mücadele yürütülüyor. Bu süreçte bir HES inşa edilirken, yapılmak istenen ikinci HES projesi ise köylülerin topladığı imzalar ve açtıkları dava sonucunda iptal edildi. Ancak şirketin yeniden başvuruda bulunmasının ardından mahkeme süreci yeniden başladı.

2015 yılında Zorava’nın yukarı kotlarında, köylülere danışılmadan ve projenin etkileri anlatılmadan inşa edilen HES, kısa sürede bölgenin doğasına zarar verdi. Köylülerin tepkilerine rağmen yapılmak istenen ikinci HES de açılan dava sonucunda iptal edildi.

Zorava Çayı üzerinde planlanan HES projelerine karşı çok sayıda hukuk mücadelesi kazanılırken, şirketlerin yeniden aldığı “ÇED olumlu” raporlarına karşı bölgede üçüncü mahkeme süreci yürütülüyor.

Projenin yapılmak istendiği alan, aynı zamanda yoğun endemik bitki türleri ile zengin canlı çeşitliliğine sahip bir bölge. Anadolu benekli semenderine ait kayıtların bulunduğu bölgede; kurt, ayı, tilki, çizgili sırtlan ve dağ keçisi gibi türler de yaşamını sürdürüyor.

Köylülerin geçimlerini sağladıkları bahçelerin bulunduğu bölgede, olası bir baraj yapımı durumunda 18 köy susuz kalacak. Bölgedeki ekosistemi ve biyolojik çeşitliliği tehdit eden projelerin bir an önce iptal edilmesi çağrısında bulunan köylüler ile dosyanın avukatı Fatma Elçiçek, “Suyumuza ve toprağımıza sahip çıkmamız gerekiyor” sözleriyle kamuoyuna dayanışma çağrısında bulundu.


'RAPORLARA RAĞMEN ŞİRKET LEHİNE KARAR VERİLDİ'

Zorava Çayı’nda yapılmak istenen HES projesine karşı yürütülen hukuki süreci değerlendiren dosyanın avukatı Fatma Elçiçek, mücadelenin 2019 yılından bu yana sürdüğünü belirtti. Süreç boyunca birçok davanın açıldığını ve önemli iptal kararlarının alındığını söyleyen Fatma Elçiçek, buna rağmen şirketin projeyi farklı idari yollarla yeniden hayata geçirmeye çalıştığını ifade etti.

Fatma Elçiçek, ilk davanın yerel mahkeme tarafından reddedildiğini, ancak Danıştay’ın bozma kararı sonrası dosyanın yeniden Siirt İdare Mahkemesi’ne gönderildiğini belirterek, “Siirt İdare Mahkemesi, projeye ilişkin işlemi iptal etti. Daha sonra şirket, yeni bir proje hazırlayarak yeniden Bakanlığın onayına sundu. Bu proje kapsamında hazırlanan ÇED raporuna karşı da dava açtık ve bu davayı da kazandık. Ancak son aşamada dosya yeniden Danıştay’a taşındı” dedi.

Danıştay’ın, üç ayrı iptal kararına, bilirkişi raporlarına ve yapılan keşiflere rağmen Zorava lehine verilen iptal kararlarını bozduğunu belirten Fatma Elçiçek, “Böylece yerel mahkemenin ve bilirkişi heyetinin tespitlerine rağmen karar şirket lehine sonuçlandı” ifadelerini kullandı.

'DANIŞTAY'IN KÖYLÜLER LEHİNE KARAR VERMESİNİ İSTİYORUZ'

Kararın ardından 2025 yılı Şubat ayında Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunduklarını belirten Fatma Elçiçek, başvurunun halen inceleme aşamasında olduğunu söyledi.

Şirketin daha sonra farklı bir yöntem izlediğine dikkat çeken Fatma Elçiçek, şunları belirtti: "Bakanlık ve şirkete karşı açtığımız ÇED davalarında lehimize kararlar çıkmasının ardından şirket, Siirt İl Özel İdaresi aracılığıyla Nazım İmar Planı kararı aldırdı. Biz de bu işleme karşı iptal davası açtık. Siirt İdare Mahkemesi bu kararı da lehimize iptal etti. Ardından Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi de yerel mahkemenin kararını onadı.

Davalı taraf bu dosyayı da Danıştay'a taşıdı. Dosya halen Danıştay 6'ncı Daire’de bekliyor. Beklentimiz, Danıştay'ın da bu kararı köylüler ve Zorava lehine onamasıdır.

Ayrıca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile şirkete karşı yaptığımız bireysel başvuru hakkında da henüz bir sonuç alınmış değildir."

'YAPILAN İLK HES BÖLGEDE KURAKLIĞA NEDEN OLDU'

Bölgenin ekolojik önemine işaret eden Fatma Elçiçek, köylülerin ikinci bir HES projesini kesinlikle istemediğini belirterek şunları aktardı:

"2013 yılında yapılan HES, Zorava'yı besleyen kollardan birinin büyük ölçüde kurumasına neden oldu. Zorava çok zengin bir doğal yaşam alanıdır. Bölgede nesli tehlike altında bulunan yaban keçileri yaşıyor. Ayrıca köylülerin ekonomik olarak faydalandığı yabani bıttım ağaçları bulunuyor.

Zorava Deresi boyunca insanlar tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlıyor. Aynı dere üzerinde ikinci bir HES yapılması kümülatif etki ilkesine de aykırıdır. Nitekim daha önce verilen iptal kararlarının gerekçelerinden biri de buydu. Su varlığının daha da azalması halinde yalnızca insanlar değil; balıklar, kuşlar ve bölgedeki tüm canlı yaşamı geri dönülmez biçimde zarar görecektir."

'TOPRAĞIMIZDA YAŞAMAK İSTİYORUZ'

Şêwira (Koçdalı) köyünde yaşayan 68 yaşındaki Şükrü Esen ise, yıllar sonra yeniden köyüne dönerek yaşam kurduğunu anlattı. HES projesinin hayata geçirilmesi halinde köyün geleceğinin tehlikeye gireceğini belirten Esen, şunları söyledi:
"Bu evi yakın zamanda yaptım. Köyümüz yakıldıktan sonra bütün köylüler Sêrt’e ya da başka yerlere göç etmek zorunda kaldı. Ben yeniden köyüme dönerek burada yaşam kurdum. Yaz kış burada yaşadım. HES yapılacağını duyunca da toprağıma sahip çıkmak için mücadele etmeye başladım.

Bu HES'in yapılmasını istemiyoruz. Burada suyumuz, meyvemiz ve sebzemiz var. Bunları bırakıp başka bir yere gitmek istemiyoruz."

'18 KÖY SUSUZ KALACAK'

İlk HES'in dereye büyük zarar verdiğini söyleyen Esen, ikinci projenin uygulanması halinde yaşamın tamamen değişeceğini belirterek, "İlk HES zaten çaya büyük zarar verdi. Şimdi ikinci HES'i yapmak istiyorlar. Bu baraj yapılırsa ne ağaçlarımız kalacak ne de yaşamımız. Bu doğa bizim ruhumuz ve yaşamımızın kendisi. Burayı bir inat haline getirmişler. Eğer bu baraj yapılırsa 18 köy susuz kalacak. Sadece insanlar değil, hayvanlar ve bahçeler de susuz kalacak" dedi.

'ELİMİZDE KALAN SON DAMLA SUYU KORUMALIYIZ'

Doğanın korunmasının herkesin ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayan Şükrü Esen, şu çağrıyı yaptı: "Bu doğa bizim için her şey. Daha önce yapılan barajın olduğu yerde artık su akmıyor, dere kupkuru kaldı. Şimdi Zorava'yı da aynı hale getirmek istiyorlar. Bu barajı asla istemiyoruz.

Kendi toprağımda yaşamak ve burada ölmek istiyorum. Bu davanın peşini bırakmayacağız. Herkes kendi doğasına sahip çıksın. Burada baraj yapılırsa yalnızca köyler değil, Siirt şehir merkezi de etkilenecek. İnsanlar artık ne sebze ne de meyve yetiştirebiliyor. Elimizde kalan son damla suyumuza da sahip çıkmamız gerekiyor.

Yeni bir HES projesi, insanların yeniden göç etmek zorunda kalmasına neden olacaktır. Tarımsal üretim sürdürülemez hale gelecek. Zorava'nın zarar görmesi yalnızca davacı köylüleri değil, Sêrt'te yaşayan tüm halkı etkileyecek ciddi sonuçlar doğuracaktır."