Sanchez’den Türkiye mesajı: AB’ye dronlarla değil, demokrasiyle girilir

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, Türkiye’nin askeri kapasitesi ve İHA’larla değil ancak demokrasi ile Avrupa Birliği’ne girebileceğini belirtirken, Kürtlerin haklarının güvence altına alınması gerektiğini kaydetti.

Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen Kürt Konferansı’nın öğleden sonra saat 15.00’te başlayan ilk oturumunda, Avrupa Parlamentosu milletvekili ve Sosyalistler ve Demokratlar İlerici İttifakı Üyesi Nacho Sánchez Amor konuştu. 

SANCHEZ: MESELE İHA’LAR DEĞİL, DEMOKRASİ

Moderatörlüğünü siyasetçi Hişyar Özsoy’un yaptığı oturumda, Türkiye’nin durumu ve bu bağlamda Kürt meselesinin durumunu İspanyalı Sanchez’e soruldu. 

Türkiye raportörlüğü yapan Sanchez Amor, “Türkiye’de demokrasinin içinde bulunduğu korkunç durumu tekrar tekrar anlatmakta ısrar etmeme gerek yok. Siz yalnızca bu durumu bilmiyorsunuz; aynı zamanda demokratik gerilemenin bir parçası olarak bunun acısını yaşıyorsunuz” dedi.

“Peki, benim şu anki mücadelem nedir?” diye soran Sanchez Amor, şunları ekledi:

“Şu anda mücadelem, Saray’ın Türkiye’deki kamuoyuna yönelik propagandasına karşı çıkmak. Saray, kamuoyuna şu mesajı veriyor: ‘Biz çok önemliyiz. Ordumuz çok güçlü. O kadar çok insansız hava aracı üretiyoruz ki Brüksel’deki bu insanlar Avrupa Birliği üyeliğinin kapılarını bize açıyor.’

Onlara şunu söyleyin: Avrupa Birliği üyeliği hala çok uzakta.

Mesele insansız hava araçları değil. Mesele askeri güç değil. Mesele ticaret de değil. Mesele demokrasidir.

Son beş yıldır aynı şeyi tekrarlıyorum: Bu mesele demokrasidir.

Demokratik ilerleme sağlanmadığı sürece Avrupa Birliği üyeliğini unutun. Türkiye ile birçok alanda iş birliği yapabiliriz. Komşu olarak, adil bir ülke olarak, belki de bir ortak olarak ilişkilerimizi sürdürebiliriz. Ancak üyelik meselesi, demokratik ilerleme olmadan gündeme gelemez. Çünkü Avrupa Birliği bir demokrasi kulübüdür.

‘MACARİSTAN HATASINI BİR DAHA YAPMAK İSTEMİYORUZ’

Türkiye’den bazıları buna itiraz ederek şöyle diyor: ‘Ama sizin Birliğinizde Macaristan da var.’

Macaristan örneği, aynı hatayı bir kez daha yapmamamız gerektiğini gösteren bir derstir. Bu örnek, neden daha dikkatli olmamız gerektiğinin de bir nedenidir.

Biz daha olgun, mümkünse geri döndürülemez nitelikte demokrasiler istiyoruz. Trump sonrasında ‘geri döndürülemez demokrasi’ kavramını kullanmak biraz karmaşık hale gelmiş olabilir. Ancak yine de demokrasilerimizin daha olgun ve sağlam olmasını güvence altına almalıyız.”

Sanchez Amor, “Benim bütün çabam, Türkiye kamuoyuna şu mesajı ulaştırmak: Avrupa Birliği’ne katılım süreci hâlâ demokrasiyle ilgilidir. Demokratik standartlarda ilerleme sağlanmıyorsa Türkiye’nin üyelik beklentisi de karşılık bulamaz” diye konuştu. 

Sanchez Amor şunları da ekledi: “Ancak aynı zamanda şunu da söylüyorum: Türkiye ile ilişkilerimizi sürdürmek zorundayız. Türkiye ile bir komşu olarak ilişkiler kurmalıyız. Ticaret, güvenlik ve savunma konularında iş birliği yapmalıyız. Euro meselesini ve Türkiye’deki insanlar için gerçekten önemli bir sorun olan vize konusunu da ele alabiliriz. Türkiye ile pek çok konuda görüşebiliriz.

Ancak lütfen, Türkiye’nin Trump’la ilişkileri ya da başka güç unsurları sayesinde Avrupa Birliği’ne gireceği yönündeki propagandaya inanmayın.

Muhataplarıma her zaman şu örneği veriyorum: Karadağ küçük bir ülke. Özellikle güçlü bir ülke değil; büyük bir ordusu ya da önemli askeri kapasitesi de bulunmuyor. Buna rağmen Karadağ, Türkiye’den çok daha önce Avrupa Birliği üyesi olacak.”

SAYIN ÖCALAN’IN ATTIĞI İLK ADIMDIR

Dronlarla Avrupa Birliği’ne girilemeyeceğini ve bunun bir demokrasi meselesi olduğunu ifade eden Sanchez Amor, Kürt meselesi konusunda ise şunları söyledi:

“Sayın Öcalan’ın attığı ilk adımdır. Belki Bahçeli’nin arabuluculuğunun ardından gelen bu adımda, Öcalan’ın ülkeye sunduğu öneri oldukça açıktı.

Ben Sayın Öcalan’ın bir destekçisi değilim; bunu açıkça söylemeliyim.

Öcalan’ın vurguladığı temel nokta şuydu: Bu süreç, ülkenin genel demokratikleşmesinden tamamen ayrı düşünülemez.

Ben de görüştüğüm kişilere şunu söylüyorum: Kürt halkının hakları, Kürtçe eğitim ve diğer haklar konusunda elde edebileceğiniz her türlü kazanımı elde etmeye çalışmanız elbette doğru. Bu hakları almanız gerekiyor.

Ancak ülke genelinde demokratikleşme sağlanmazsa, Kürtlerin elde ettiği kazanımlar bir gecede ortadan kaldırılabilir. Bir cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle ya da başka bir gerekçeyle bütün bunlar geri alınabilir ve yeniden başlangıçtaki duruma dönülebilir.

KÜRTLERİN HAKLARI GÜVENCE ALTINA ALINMALI

Dolayısıyla çözüm konusunda umutluyuz ve bir uzlaşmaya ulaşılmasını istiyoruz. Fakat temel meselenin ne olduğu konusunda açık olmak zorundayız.

Mesele yalnızca Kürt halkının kültürel hakları, kimlik hakları veya siyasi hakları değildir. Mesele, Kürtlerin bu haklarını güvence altında kullanabilmelerini sağlayacak genel bir demokratik çerçevenin oluşturulmasıdır.

Böyle bir çerçeve kurulursa Kürtler de haklarını diğer yurttaşlar gibi güvence altında kullanabilir. Sürecin riskli olduğunun farkındayım.”  

AB’NİN TUTUMU NEDİR?

Sanchez, AB’nin sürece ilişkin tutumu konusunda şunları ifade etti: “AB, ‘süreci destekliyoruz ama bizden yardım talep edilmiyorsa müdahale etmiyoruz’ diyor.  Parlamento bir karar çıkarabilir mi? Emin değilim. Açıkçası Avrupa Parlamentosu bir karar çıkarırsa, bir tavır sergilerse, ters etki de yaratabilir. ‘Sömürgeciler yine çıktılar, bize buyurgan bir şekilde ne yapmamız gerektiğini söylüyor’ şeklinde tepki verebilirler.”