Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sultan Özcan, Çerçeve Yasa’nın Kürt meselesinin çözümünü tek başına ortaya koyan bir düzenleme olmadığını, ancak yüz yıllık inkar ve çatışma siyasetinin ardından meselenin ilk kez Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde hukuki bir çerçeveyle ele alınması bakımından tarihsel bir önem taşıdığını belirtti.
ANF’ye değerlendirmelerde bulunan Sultan Özcan, kalıcı barışın eşit yurttaşlık, anadilde eğitim, demokratik katılım ve özgürlüklerin anayasal güvenceye alınmasından geçtiğini söyledi. Sultan Özcan, yeni süreçte Önder Apo’nun muhataplığının ve sürece işlevsel olarak dahil edilmesinin önemli olduğunu kaydetti.
Çerçeve Yasa’nın, Meclis’te hukuki bir çerçeve içerisinde ele alınması bakımından tarihsel önem taşıdığını belirten Sultan Özcan, düzenlemenin çatışma ikliminden demokratik ve siyasal zemine geçiş açısından önemli bir başlangıç olduğunu söyledi. Sürecin daha önce Meclis’te kurulan komisyonun çalışmalarıyla başladığını ve yaklaşık bir yılın ardından rapor yayımlandığını hatırlatan Sultan Özcan, devlet ve Meclis açısından sürecin ağır aksak ilerlediğini belirtti.
Sultan Özcan, “Yüz yıllık inkar siyasetinin hep güvenlik ve çatışma, bastırma politikalarıyla ele alındığı bir coğrafyada, ilk kez Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir hukuki çerçeveyle ele alınması bakımından tarihsel bir öneme sahip” dedi. Çerçeve Yasa’yı, “çatışma ikliminden demokratik ve siyasal ve hukuksal zemine geçiş için bir girizgah” olarak tanımlayan Sultan Özcan, yasanın yürürlüğe girmesi için gerekli koşulların da yerine getirilmesini beklediklerini ifade etti.
Çerçeve Yasa’nın Kürt halkının bütün beklentilerini karşılayan kapsamlı bir düzenleme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Sultan Özcan, yasanın esas olarak çatışmanın sona erdirilmesi ve sürecin hukuki-siyasal zemine taşınmasına ilişkin bir çerçeve sunduğunu söyledi. Kürt meselesinin demokratik çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından daha kapsamlı yasal ve siyasal adımların bundan sonraki süreçte gündeme gelmesi gerektiğini ekledi.
Dünyadaki çatışma çözümü deneyimlerinde sürecin farklı aşamalardan geçerek ilerlediğine dikkat çeken Sultan Özcan, Türkiye’de ise farklı bir yöntem izlendiğini belirtti. Bu noktada, Önder Apo’nun yıllardır çatışmanın çözümünün siyasal zeminde aranması gerektiğine ilişkin yaklaşımını hatırlatan Sultan Özcan, mevcut sürecin Önder Apo’nun ortaya koyduğu perspektif dikkate alınarak ele alınması gerektiğinin önemini vurgulayarak, “Sayın Öcalan'ın ifade ettiği ağırlıkla kavramak bizim temel yükümlülüğümüz, herkesin. Yani yanında duran, karşısında duran her kimse, bütün toplumsal dinamiklerin, siyasal dinamiklerin tam ne oluyor ve ne diyor diye bakması lazım” dedi.
Sultan Özcan, Önder Apo’nun sürecin temel muhataplarından biri olduğunu, bu muhataplığının sürecin vazgeçilmezi olduğunu ve hukuki durumunun da buna göre düzenlenmesinin önemli olacağını ifade etti.
Önder Apo’nun çağrıları doğrultusunda silahlı mücadeleden demokratik siyasete geçiş yönünde atılan adımların yeni bir dönemin başlangıcını oluşturduğunu belirten Sultan Özcan, Kürt meselesinin demokratik usullerle çözülmesi ve Türkiye’nin demokratikleştirilmesinin ise bu aşamanın ardından yürütülecek daha kapsamlı bir mücadelenin konusu olduğunu ifade etti.
Sultan Özcan, “Demokratik hakların iadesi, demokrasi alanının genişletilmesi, Kürt halkının bütün taleplerinin, dolayısıyla haklarının iadesinin sağlanmasıdır. Hepsini bu yasanın içine koymaya çalışırsak bu yasa öyle bir yasa değil” diye belirtti. Düzenlemenin temel işlevinin, çatışmayı hukuki ve siyasal zemine taşımak olduğunu vurguladı.
‘ÖCALAN’IN ÇAĞRISIYLA DÖNÜŞÜM SAĞLANDI’
Sultan Özcan, yeni sürecin önemli unsurlarından birinin Önder Apo’nun çağrıları ve bu çağrıların ardından atılan adımlar olduğunu vurguladı. Önder Apo’nun 1993’ten bu yana meselenin çatışma zemininden siyasal zemine taşınması için bir muhatap aradığını ifade ettiğini söyleyen Sultan Özcan, son dönemde yaşanan gelişmelerin de bu yaklaşım doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Örgütün ateşkes ilan etmesi, ardından kongresini gerçekleştirerek silahlı mücadeleyi sona erdirme yönünde karar alması ve sembolik silah bırakma töreninin gerçekleştirilmesini dönüşümün temel işaretleri olarak değerlendiren Sultan Özcan, bu gelişmelerin, çatışmanın devre dışı bırakılarak mücadelenin demokratik siyaset alanına taşınması açısından önem taşıdığını belirtti.
‘MECLİS’TEKİ TABLO TOPLUMDAKİ HAVANIN TAMAMINI YANSITMIYOR’
Çerçeve Yasa’nın Meclis’te görüşülmesi ve oylanması sırasında siyasi partiler arasında yaşanan tartışmalara da değinen Sultan Özcan, Meclis’te ortaya çıkan tablonun toplumdaki yaklaşımın tamamını yansıtmadığını söyledi. Yaklaşık bir buçuk iki yıldır toplumla yürüttükleri çalışmalar sırasında, çatışmaların sona ermesi, yeni ölümlerin yaşanmaması ve çatışma ikliminin ortadan kaldırılması yönünde daha farklı bir toplumsal hava gördüklerini belirten Sultan Özcan, toplumun geniş kesimlerinin meseleye Meclis’teki kadar keskin yaklaşmadığını ifade ederek, şunları söyledi:
“Çatışmaların yarattığı acıların, mağduriyetlerin onarılması ve çatışma ikliminin tedavülden kaldırılması konusunda en karşıtından en mutlaka olması gerekenine kadar o geniş yelpazenin, her türlü siyasal anlayışa sahip toplum kesimlerinin, siyaset alanına yansıttığı kadar keskin bir tartışma yaklaşımı olmadığını söyleyebilirim.”
Toplumda bir yandan uzun yıllardır biriken ve demokratik yollarla çözülmesi gereken sorunlar bulunduğunu, diğer yandan iktidar ve ortaklarına yönelik ciddi bir güvensizlik yaşandığını hatırlatan Sultan Özcan, bu iki durumun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Ülkenin demokrasiyle çözülmesi gereken katmerli, yelpazesi geniş, yakıcı, birikmiş ve ertelenemez sorunları var” diyen Sultan Özcan, iktidar ve ortaklarına yönelik güvensizlik nedeniyle bu birikmiş sorunların Çerçeve Yasa’nın önüne konulmasının da bir karmaşa yarattığını ifade etti.
Seçim ve seçmen tartışmalarının da sürece etki ettiğini belirten Sultan Özcan, buna rağmen Meclis’teki geniş kesimlerin, tüm eleştirilerine rağmen barışın karşısında durmamasını ve akan kanın durmasına yönelik öneri, çaba ve dilekleri anlamlı ve önemli bulduğunun altını çizdi.
Sultan Özcan, Meclis’teki tartışmaların nedenlerinden birinin de uzun yıllar boyunca oluşturulan ırkçı, ayrımcı, ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı söylemlerle biçimlenen zihniyet olduğunu, bununla birlikte yeni bir tartışma alanının açıldığını ifade eden Sultan Özcan, “Birbirini anlama, bu meseleyi Meclis’te tartışma, bunun üzerine konuşma, bunun üzerine sonuç olarak bütün eksik gördükleri şeyleri söyleseler bile bir kabul noktasına getirmeleri önemli” diye konuştu.
Bu alanın genişletilmesi, toplumdaki kaygıların azaltılması ve güvence ortamının doğru anlatılması gerektiğini belirten Sultan Özcan, bunun siyasi aktörlerin sorumluluğunda olduğunu söyledi.
‘ÖCALAN, ÇÖZÜME VE DEMOKRATİK DÖNÜŞÜME GÖTÜRECEK MUHATAPLARDAN BİRİ’
Yeni süreçte Önder Apo’nun rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sultan Özcan, çözüm ve demokratik dönüşüm sürecinin birden fazla aktörün dahil olduğu bir zeminde ilerlediğine dikkat çekti. Bu aktörlerden birinin Önder Apo olduğunu ifade eden Sultan Özcan, Önder Apo’nun sürecin muhataplarından biri olarak devlet tarafından da görüşmeler ve heyetler aracılığıyla muhatap alındığını söyledi.
“Bu çözüme, demokratik dönüşüme bizi götürecek sürecin muhataplarından biri Sayın Abdullah Öcalan’dır” diyen Sultan Özcan, Önder Apo’nun silahlı mücadeleye son verilmesi ve mücadelenin demokratik siyaset alanına taşınması yönündeki çağrılarını hatırlattı.
Sürecin klasik çatışma çözümü modellerinden farklı ilerlediğini belirten Sultan Özcan, silahlı mücadelenin sona erdirilmesiyle birlikte hak ve özgürlüklerin demokratik siyaset yoluyla kazanılmasının önünün açılmasının doğrudan gündeme geldiğini söyledi. Sultan Özcan, bu yaklaşımı “Önce silahlara veda, silahlı mücadeleye veda, demokratik siyasetle hakların kazanılması mücadelesinin yolunu açma” sözleriyle ifade etti.
Sultan Özcan, Önder Apo’nun çağrılarının ardından örgütün ateşkes ilan etmesi, kongresini gerçekleştirerek silahlı mücadeleyi sona erdirme yönünde karar alması ve sembolik silah bırakma töreni düzenlemesinin de bu dönüşüm sürecinin adımları olduğunu belirtti.
‘ÖCALAN’IN ÇALIŞMA KOŞULLARI GENİŞLETİLMELİ’
Sultan Özcan, Önder Apo’nun sürecin baş müzakerecisi olarak kabul edildiğini işaret ederek, bundan sonraki aşamada sürece daha etkin biçimde dahil olabilmesinin koşullarının oluşturulması gerektiğini söyledi. Önder Apo’nun çağrıları doğrultusunda PKK’nin attığı adımlara dikkat çeken Sultan Özcan, “Kürt tarafı, örgüt, baş müzakereci olarak Sayın Abdullah Öcalan’dır demiş. Ondan gelecek öneriler, ondan gelecek çağrılara riayet ediliyor. Bunun için sürece daha etkin bir biçimde müdahil olmalıdır. Bunun koşulları mutlak süratle oluşturulmalıdır” diye vurguladı.
Çerçeve Yasa’da Önder Apo’nun statüsü ile yaşam ve çalışma koşullarında herhangi bir değişiklik öngörülmediğine dikkat çeken Sultan Özcan, bu konuda daha önce de ilgili heyetlere ve kamuoyuna taleplerini ilettiklerini belirtti. Zaman içerisinde Önder Apo’nun çalışma koşullarının genişletilmesi ve umut hakkının yasal güvenceye kavuşturulması gerektiğini ifade etti.
Yasanın uygulama aşaması için biri Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın da yer aldığı, diğeri ise Meclis’te oluşturulacak geniş tabanlı izleme komisyonu olmak üzere iki mekanizma öngörüldüğünü belirten Sultan Özcan, bu yapıların altında gerekli çalışma mekanizmalarının da oluşturulması gerektiğini söyledi. Uygulama sürecinin herhangi bir nedenle akamete uğramaması için Önder Apo’nun da işlevsel olarak dahil olduğu bir mekanizmanın kurulmasını önerdiklerini belirten Sultan Özcan, “Sayın Öcalan’ın da dahil olduğu bir mekanizmanın kurulması gerekliliği bizim heyetimiz tarafından iletildi” dedi.
Sultan Özcan, Önder Apo’nun yalnızca sürecin sembolik bir muhatabı olarak değil, kararları ve çağrılarıyla sürece etkili biçimde dahil olabileceği bir mekanizma içerisinde yer alması gerektiğini vurguladı. Önder Apo’nun toplumun farklı kesimleriyle görüşebildiği, kendi örgütüyle ve devletle temas kurabildiği bir mekanizmanın oluşturulmasının sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından gerekli olduğunu vurgulayan Sultan Özcan, şunları söyledi:
“Sayın Öcalan’ın içinde yer aldığı, siyasal ya da toplumsal, adı ne olduğundan bağımsız olarak, işlevsel olarak dahil olduğu, muhataplık olarak yer aldığı, toplumun çeşitli kesimleriyle de görüştüğü, sesini de duyurduğu, kendi örgütüyle de devletle de bu sürecin yürütücü mekanizmalarından birinin kurulması gerekliliği tartışmasız.”
Bu gerekliliğin, yaklaşık 50 yıldır faaliyet gösteren silahlı bir örgütün silahlı mücadeleyi sona erdirerek demokratik siyasete geçiş yönünde aldığı kararın niteliğinden kaynaklandığını belirten Sultan Özcan, söz konusu dönüşümün Türkiye halkları açısından önemli bir olanak oluşturduğunu söyledi. Bu olanağın heba edilmemesi gerektiğini vurgulayan Sultan Özcan, sürecin sağlıklı biçimde ilerletilmesinin Türkiye siyaseti, Kürt halkı ve bölge açısından önemli sonuçlar doğuracağını ifade etti.
‘KALICI BARIŞ, EŞİT YURTTAŞLIK VE TANINMA ADALETİNDEN GEÇER’
Çerçeve Yasa’nın kabul edilmesinin ardından asıl tartışmanın uygulama ve kalıcı barışın sağlanması aşamasında başlayacağına işaret eden Sultan Özcan, çatışmanın sona ermesinin tek başına kalıcı barış anlamına gelmeyeceğini söyledi. Barışın kalıcılaşması için Kürt meselesinin Türkiye’nin demokratikleşmesiyle birlikte ele alınması gerektiğini, temel hakların güvence altına alınmasının zorunlu olduğunu ifade etti.
“Barışın kalıcılaşması, eşit yurttaşlığın tanınmasından, bir tanınma adaletinden geçer” diyen Sultan Özcan, anadilde eğitimin tanınması ve hukuki güvenceye kavuşturulmasının da bu sürecin temel başlıklarından olduğunu söyledi.
Sultan Özcan, sosyal adaletsizliğin ortadan kaldırılması, siyasal katılım kanallarının açılması, düşünce ve ifade özgürlüğünün güvence altına alınması gerektiğini belirterek, “Barışın kalıcılaşması, sosyal adaletsizliğin ortadan kaldırılmasına, katılım adaletinin, düşünme, ifade özgürlüğünün yollarının açılmasından ve hukuki güvenceye kavuşturulmasından geçer” diye konuştu.
Bütün bu adımların sonunda özgürlükçü ve demokratik bir anayasal güvenceye ulaşılması gerektiğini belirten Sultan Özcan, bunun uzun soluklu bir mücadele olacağına dikkat çekti.
‘İLK ADIM MECLİS’TE ATILDI, ŞİMDİ BÜYÜK BİR MARATON VAR’
Yeni sürece ilişkin kaygılarının bulunduğunu ancak bunun umutsuzluk anlamına gelmediğini belirten Sultan Özcan, önlerindeki dönemi uzun bir mücadele olarak tarif ederek, “Kaygılarımız elbette var. Kaygılarımızı umuda, ülkemizi müzakereye, örgütlenmeye ve etrafımızda bütün demokrasi güçleriyle ortak bir kalıcı barışın yol temizliğini ve onun nihai tanınma adaletine götüren yol, hem uygulama aşamasıyla hem sonrasında devam edecek büyük bir maraton bizi bekliyor” değerlendirmesinde bulundu.
Sultan Özcan, Çerçeve Yasa’nın Meclis’e getirilmesini ve meselenin hukuki güvence ile siyasal alan içerisinde ele alınmasını önemsediklerini belirterek, “Sayın Öcalan'ın dediği gibi, bin metrelik yolun ilk adımı olarak değerlendiriyoruz. Meclis'te olmasını önemsiyoruz. Biz hukuki güvence ve siyasal alanın müdahiliyetiyle ele alınmasını önemsiyoruz. Ama mücadele bizi çağırıyor” dedi.