Rojava Devrimi’nin başlangıcında, Rojava’da yaşayan birçok kişi toplumunun sesi olmak ve halka yönelik saldırıları, ihlalleri, halkın yaşadığı acıları duyurmak istiyordu. Ancak bu kolay bir çalışma değildi. Halkın durumuna ilişkin gerçekleri belgelemeye karar veren gazeteciler birçok zorluk ve tehlikeyle karşı karşıya kalıyordu. Bu gazetecilerin birçoğu bu uğurda hayatını kaybetti. Türk devletinin Kuzey-Doğu Suriye’ye yönelik işgal saldırıları sırasında, özellikle 2019 yılının Ekim ayında Serêkaniyê ve Girê Spî’ye yönelik saldırılarda yaşanan vahşeti belgelemek isteyen birçok gazeteci hedef alındı. Bu gazetecilerden biri de son anlarına kadar halkın sesi olmak ve bölgedeki gerçekleri kamuoyuna ulaştırmak isteyen şehit Vedat (Welat) Erdemci’ydi.
Gazeteci Zinar Cafer, ajansımıza verdiği röportajda gazeteci Vedat Erdemci’nin yaşamını, çalışmalarını ve 13 Ekim 2019’da Serêkaniyê’de gerçekleşen saldırılarda şehit düşmesini anlattı.

Özgür basın şehitlerini anlatmanın birkaç kelimeyle yeterli olmayacağını söyleyen Gazeteci Zinar Cafer, “Basın şehitleri hakkında kitaplar yazmak ya da programlarda konuşmak da tek başına yeterli değildir. Rojava Devrimi’nin başlangıcında Kürdistan’da da birçok insan toplumun sesi olmak istedi. Çünkü çok sayıda ihlalin ve saldırının gerçekleştirildiğini gördük. Kürdistan’ın Rojava bölgesinde, başka hiçbir yerde görülmemiş türden saldırılar yaşanıyordu. Birçok insan bu toplumun sesi olmak istiyordu. Elbette bu çalışma herkesin kolayca yapabileceği bir çalışma değildi. Gerçekleri açığa çıkarabilecek kişiler, daha çok basın çalışmaları içerisinde yer alıyordu. Ancak insan hangi çalışmayı yaparsa yapsın, bunun bir bedeli vardır. Bu vesileyle tüm özgür basın şehitlerini saygıyla anıyoruz. Rojava’da son anlarına kadar kalemleriyle, kameralarıyla gerçeğin ve toplumun sesi olmayı başaran gazeteciler oldu. Basın şehitlerinden söz ettiğimizde özellikle Ekim ayı şehitlerini anmak gerekir. 2019’da Serêkaniyê ve Girê Spî’ye yönelik saldırılar gerçekleşti. Bu saldırılar sırasında Welat Erdemcî de şehit düştü” dedi.
ŞEHİT WELAT ÊZİDÎ HALKININ ACILARINI TÜM DÜNYAYA DUYURMAK İSTİYORDU
2018 yılında şehit Welat Ekinci’yi tanıma fırsatı bulduğunu söyleyen Gazeteci Zinar Cafer, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “2018 yılında şehit Welat’ı tanıma fırsatı bulduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Onu ilk kez Dêrazor bölgesinde gördüm ve tanıdım. O sırada DAİŞ çetelerinin bölgeden çıkarılmasına yönelik operasyon süreci yaşanıyordu. Ben de orada özellikle basın alanında çalışıyordum ve Çira TV’nin çalışanıydım. Bu kanal, Êzidî toplumunun sesi olmak amacıyla faaliyet yürütüyordu. Özellikle Êzidî kadınların kurtarılması, Êzidî çocukların ve diğer Êzidîlerin kurtarılması süreçlerinde haber ve çalışmalar yapıyorduk. Şehit Welat’la tanıştığım dönemde herkes bir yarışın içindeydi: Kimin daha hızlı ve daha doğru bilgi ulaştıracağı konusunda bir rekabet vardı. Şehit Welat ile ben de adeta birbirimizle yarışıyorduk. Özellikle QSD savaşçıları tarafından iki Êzidî kız çocuğunun kurtarıldığı sırada, çocuklar ‘Biz Êzidîyiz’ dediklerinde ikimiz de oradaydık. Şehit Welat, Êzidî kız çocukları hakkında hazırlamak istediği belgesel için görüntüler çekmek istedi. Biz de bu olayla ilgili haber hazırlamak istiyorduk.
Kimin görüntüleri daha önce göndereceği, kimin montajı daha hızlı tamamlayacağı konusunda bir rekabet vardı. Çalışma sırasında birbirimizi tanıdık. Görüntülerimizi çektikten sonra yoldaşlık ilişkimiz de gelişmeye başladı. Colî ve Suad ile olan yoldaşlığımız da bu süreçte başladı. Daha sonra görüntüleri birlikte çektikten sonra iç güvenlik güçlerinin merkezine geçtik. Birlikte sohbet ettik ve oturduk. Şehit Welat bir belgesel hazırlamak istiyordu. Êzidî toplumunun sesi olmayı hedefliyordu. Êzidî toplumunun yaşadığı acıları ve zorlukları, Êzidî kadınların çektiği acıları, Şengal’de gerçekleştirilen 73. Fermanı kamuoyuna ulaştırmak istiyordu. Hazırlayacağı belgesel aracılığıyla DAİŞ’in Êzidî toplumuna uyguladığı vahşetin nasıl gerçekleştiğini, ne şekilde yaşandığını ve insanların ne kadar büyük acılar çektiğini göstermek istiyordu. Amacı, bütün bunları ortaya çıkarmaktı. Bu belgeseli birlikte belli bir aşamaya kadar hazırladık. İki Êzidî kız çocuğu kurtarıldığında Hesekê’ye geçtik. Hesekê kentinin güneyinde bulunan Gumer köyünde Êzidîler yaşıyordu. Birkaç gün boyunca orada birlikte kaldık. Birbirimizi tanıdıktan sonra çektiğimiz görüntüleri paylaşmaya başladık ve birlikte çalışmalar yürüttük. Çünkü ikimizin de amacının ve isteğinin aynı olduğunu gördüm. Böylece hem görüntüleri hem de bilgileri birbirimizle paylaşmaya başladık. Çalışmalarımıza orada bu şekilde başladık.”
TÜRK DEVLETİ SİVİLLERİN OLDUĞU KONVOYA SALDIRDI
Zinar Cafer, konuşmasının devamında halka yönelik saldırılara, gerçeği kamuoyuna ulaştıran gazetecilerin rolüne ve şehit Welat’ın Serêkaniyê’ye ulaşma isteğine dikkat çekerek şunları söyledi: “İşgalci devletin bölgeye yönelik vahşi saldırıları başladı. Bilindiği üzere 9 Ekim 2019’da Serêkaniyê ve Girê Spî kentlerine yönelik saldırılar başlatılmıştı. Şehit Welat, gerçeğin sesi olmak istiyordu. Bu nedenle halktan kopmadı, Serêkaniyê halkından uzaklaşmadı. Daha önce de söylediğimiz gibi, bir gazeteci bir yere gitmek ve bir olayı belgelemek istediğinde, işe doğrudan halkın acılarından başlayabilir. Halkın yaşadığı acıları ortaya çıkarmaya çalışırken Serêkaniyê’ye doğru ilerleyen bir sivil konvoy gördük. Bu konvoy, Serêkaniyê’deki savaşçılara destek olmak ve aynı zamanda canlı kalkan oluşturmak amacıyla yola çıkmıştı. 12 Ekim’de Suriye’nin Geleceği Partisi Eş başkanı Hevrîn Xelef de vahşi bir şekilde katledilmişti. Şehit Welat, şehit düşmeden önce onun bulunduğu yere de ulaşmaya çalışıyordu.
Ancak güvenlik koşulları nedeniyle oraya ulaşamadı ve bu durum onu oldukça üzmüştü. O sırada bekleyiş içerisindeydik. Serêkaniyê halkına yönelik saldırılar başladığında, şehit Welat Serêkaniyê’ye geçmeden önce konuştuk ve elimizdeki bilgileri birbirimizle paylaştık. Onun Çira TV’ye katılmasını istedim; kendisi de bunu istiyordu. Ancak internet bağlantısının olmaması ve teknik sorunlar nedeniyle katılamadı. Qamişlo kentinden yola çıkan konvoy, Rojava Kürdistanı’nın bütün kentlerinden gelen insanların Serêkaniyê’de canlı kalkan olmak istemesiyle oluşmuştu. Bilindiği üzere 13 Ekim’de sivil konvoylara yönelik saldırılar gerçekleştirildi. Sivillerden oluşan konvoylar ve basın emekçisi yoldaşlarımız vahşice hedef alındı. Şehit Mihemed ve Şehit Seed’in de aralarında bulunduğu onlarca sivil, Serêkaniyê’deki bu vahşi saldırılar sonucunda şehit düştü. Şehit Welat da bu saldırıları belgelemek istiyordu.”
ÖZGÜR BASIN ÇALIŞANLARI GERÇEKLERİ BELGELEDİKLERİ İÇİN SALDIRILARIN HEDEFİ OLUYOR
Welat Ekinci’nin şehit düşmesinin ardından yoldaşları belgesel çalışmasını tamamlama, hayallerini ve isteklerini gerçekleştirme kararı aldı. Yönetmen Ararat Sûveyda’nın desteğiyle daha önce çekilmiş görüntüler kullanılarak “Hêvî” (Umut) adlı belgesel tamamlandı. Zinar Cafer, belgeselde bazı görüntüler eksik olmasına rağmen şehit Welat’ın çalışmasını sürdürebildiklerini ve belgeseli son aşamaya ulaştırmayı başardıklarını belirtti. Cafer, belgeselin tamamlanmasının kendileri için yalnızca bir gazetecilik çalışmasını sürdürmek anlamına gelmediğini, aynı zamanda Şehit Welat’ın uğruna çalıştığı bir amacı gerçekleştirme anlamına da geldiğini ifade etti. Özgür basın şehitlerinin hayallerini ve isteklerini gerçekleştirmek, onların belgelemek istedikleri gerçekleri kamuoyuna ulaştırmak istediklerini dile getiren Zinar Cafer, kamera ve kalemleriyle ihlalleri belgeleyen, halkın içinde bulunduğu duruma ilişkin gerçekleri anlatan gazetecilerin çoğu zaman saldırıların hedefi hâline geldiğinin altını çizdi.
Gazetecilerin amacının halkın durumunu, sivillerin yaşadığı acıları ve onlara karşı işlenen suçları kamuoyuna ulaştırmak olduğunu kaydeden Cafer, ancak bu önemli sorumluluğun beraberinde birçok tehlikeyi de getirdiğini vurguladı. Gazeteci Zinar Cafer, aralarında şehit Welat Erdemcî, şehit Dilovan Gever, şehit Nazim Daştan ve şehit Cîhan Bîlgîn’in de bulunduğu özgür basın şehitlerini bir kez daha anarken, özgür basın çalışanlarının bütün tehdit ve saldırılara rağmen gerçekleri belgelemek ve halkın sesi olmak için çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. 13 Ekim 2019’da sivil konvoyların hedef alındığı sırada saldırılar sonucunda çok sayıda sivil ve gazeteci hayatını kaybetti. Welat Ekinci de bu saldırıları belgelemek ve halkın durumuna ilişkin gerçekleri kamuoyuna ulaştırmak istiyordu. Ancak aynı süreçte kendisi de şehit düştü.