GÖRÜNTÜLÜ

Amanç: Çocukları çeteleşme ve madde kullanımına sürükleyen koşulları sorgulamalıyız

Lokman Amanç, Kürdistan kentlerinde çocuk ve gençleri etkileyen madde kullanımı ve çeteleşmenin bireysel tercihlerle açıklanamayacağını belirterek, “Çocukların yanlış seçimlerine değil, onları bu noktaya sürükleyen toplumsal koşullara bakmalıyız” dedi.

LOKMAN AMANÇ

Kürdistan kentlerinde gençleri ve toplumsal yaşamı hedef alan uyuşturucu, fuhuş, çeteleşme, kumar ve benzeri sorunların giderek daha görünür hale gelmesi, özel savaş politikalarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıyor. Özellikle çocukların ve gençlerin bu politikalardan daha fazla etkilendiğine dikkat çekilirken, toplumsal bağların zayıflatılması ve gençlerin yaşam alanlarının hedef alınmasının ciddi sosyal sonuçlar doğurduğu belirtiliyor.

Özel savaş politikalarının birey ve toplum üzerindeki etkilerini Sosyal Hizmet Uzmanı Lokman Amanç, ANF’ye değerlendirdi.


‘ÇOCUKLARIN BİR SEÇİMİ OLARAK GÖRMEMELİYİZ’

Çocuklar ve gençler arasında madde kullanımı ile çeteleşmenin giderek daha görünür hale geldiğine dikkat çeken Amanç, şunları aktardı:

“Gün geçtikçe çocuklar ve gençler arasında özellikle madde kullanımı ve çeteleşme gibi kavramlar gerçekten çok göz önünde. Bunlar, daha çok işlenmeye başlayan ya da daha çok denk geldiğimiz kronik vakalar olarak önümüze çıkıyor. Burada belki şuna dönüp bakmak gerekiyor: Bunları çocukların bir seçimi olarak değil, toplumsal bir eksikliğin, toplumsal bazı kavramların yerine getirilmemesi veya hizmetlerin yerine getirilmemesinin eksikliği olarak da görmeliyiz.

Bunun artmasının sebebi olarak birden fazla dinamik var. Sadece tek bir sebebe bağlayamayız. Toplumda çok sık, özellikle çocukların veya gençlerin çeteleşmeyi ve madde kullanımını seçtiği, bunun sadece çocukların seçimiymiş gibi bir yaklaşım söz konusu.  Özellikle bu noktada basının, yayıncılığın, basılı veya video şeklindeki tüm iletişim kanallarının üsluplarına ve yaklaşımlarına gerçekten dikkat etmesi gerekiyor.

Bu tarz yayınların hepsi çocuklara ve gençlere ulaşan şeyler. Çeteleşme ve madde kullanımı, rap şarkılarında veya ünlülerin uyuşturucu madde kullanımlarının basında ve yayında çok fazla işlenip bunların cezasızlık olarak ortada kalması da çocuklar ve gençler üzerinde etkili olabiliyor. Dinamikleri sadece tek bir sebebe indirgememek gerekiyor. Yani buna, çocukların seçimi olarak değil; toplumda var olan bazı durumların çocuklara ve gençlere yansıması olarak da bakmamız gerekiyor.”

‘SORUMLULUĞU SADECE AİLEYE VE ÇOCUĞA YÜKLEYEMEYİZ’

Ailenin bu süreçte önemli bir rolü olduğunu, ancak sorumluluğun yalnızca aileye yüklenemeyeceğini belirten Amanç, sosyal devlet anlayışının da bu noktada devreye girmesi gerektiğini söyledi.

“Evet, ünlüler kullanıyor. Ama bu meseleye çok temelden yaklaşacak olursak ailenin buradaki yaklaşımının, ailenin çocukları üzerinde durmasının veya sosyal devlet anlayışının yeterince topluma sirayet etmemesinin çok ciddi bir etkisi var” diyen Amanç, şöyle devam etti:

“Çocuklar veya gençler çeteleşmeyi seçiyor diyemeyiz. Çocuklar madde kullanımını seçiyor diyemeyiz. Burada bütünlükçü bir bakış açısıyla, bir sosyal hizmet bakışıyla baktığımızda çocukların hayatında neler eksik bırakıldı da çocuklar buraya evrildi veya gençler buraya evrildi, dönüp buraya bakmak lazım. Sorumlulukları sadece çocuklara veya çocukların ailelerine yüklemek yerine, toplum olarak, toplumun tüm yapı taşları olarak dönüp buraya bakmak gerekiyor.”

‘ÇOCUK MAHALLEYE ÇIKTIĞINDA KORUNACAK MEKANİZMALAR OLMALI’

Çocuğun ilk sosyalleştiği alanın aile olduğunu, ancak bununla sınırlı kalmadığını ifade eden Amanç, şöyle konuştu:

“Çocuklar ilkin aile içerisinde sosyalleşmeye ve öğrenmeye başlar. Çocuklar aile içerisinden çıkıp mahalleye çıktığında, eğer bizler, yerel yönetimler, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları veya yetişkinler olarak gençlere ve çocuklara temiz bir mahalle veya farklı alternatiflerin olduğu mahalleler sunamıyorsak, burada dönüp çocuğu suçlamak veya aileleri suçlamak işin kolaycılığına kaçmayı gösterir. Çocuk mahalleye çıkmaya başladığında, çocuğu koruyacak, kollayacak mekanizmaların veya çocuğun vakit geçirebileceği farklı alternatif alanların çoğaltılması gerekiyor.

Okul süreçleri içerisinde Milli Eğitim Bakanlığı’ndan tutun, taşra teşkilatına, okul müdürlüklerine, sınıf öğretmenlerine veya rehber öğretmenlere kadar, bu çocukları ne kadar koruyup kollayıp gözetiyorlar? Gençlere ne kadar yol yordam gösterebiliyorlar? Çevrelerindeki risklerden çocukları ve gençleri ne kadar uzaklaştırmak için çaba veya alternatifler üretme içerisindeler? Dönüp buraya bakmak gerekiyor.”

‘KÜRDİSTAN KENTLERİNDE SÜREKLİ KRİZ DURUMLARI YAŞANIYOR’

Kürdistan kentlerinde yaşanan sorunların bölgenin özgün koşulları içerisinde ele alınması gerektiğine dikkat çeken Amanç, şunları belirtti:

“Bölgemiz açısından baktığımızda, ne yazık ki uzun yıllardır devam eden, sürekli krizlerin olduğu bir bölge. Her yerle karşılaştıramayız. Diyarbakır ve yakındaki diğer illerde sürekli olağanüstü durumlar söz konusu. Diyarbakır’da aslında sürekli kriz durumları söz konusu ve bunların hepsinin insanların hayatına bir yansıması var. Özellikle Kürdistan’da çeteleşen veya madde kullanan bireylere, gençlere, çocuklara baktığımızda, birincisi, kendi bedenlerine verdikleri zarar söz konusu. Bir sosyal izolasyona, sadece belli bir kitleyle iletişim kurmaya ve sadece o kitle içerisinde kalmaya, diğer kalan dış dünyayla tanışmamaya veya bir üretim ortamına girmemelerine sebep oluyor.

Aile açısından da değerlendirmek gerekiyor. Aile içi ilişkilerin zayıflamasına, aile içerisinde daha kaotik veya baş edilemez bir duruma evrilmesine sebep olabiliyor Çeteleşmeler, dikkat ederseniz, Amed’de çok ileri bir noktaya gelmiş durumda. Üreten, hizmet sunan yerlere de çocuklar ve gençler kullanılarak tehditler savrulabiliyor.”

‘GENÇLER KİMLİK VE AİDİYET ARAYIŞINDA’

Çocuk ve gençlerin içinde bulunduğu sürecin bir kimlik ve bağ kurma arayışıyla da bağlantılı olduğunu ifade eden Amanç, şunlara dikkat çekti:

“Bu çocukların hepsi veya gençlerin hepsi aslında toplumda kimlik arayışı içerisindeler ve bir bağ kurmaya, kendilerini tanımaya dair bir arayış içerisindeyken yeterli imkanların olmayışından kaynaklı buralara evrilmiş bireyler.  Toplum içerisindeki bazı bağların, güven bağlarının, sevgi bağlarının da kopmasına sebep olabiliyor. Toplumun karşılıklı bir güven çatısının oluşmasını da ne yazık ki zedeliyor. Bir çocuğun, özellikle madde kullanan bir bireyin destek alması çok önemliyken bizim asıl odaklanacağımız kısım koruyucu ve önleyici çalışmalar. Yani daha hiç maddeyle tanışmamış, madde nedir bilmeyen çocukların tanışmasını engellemek ve bunun için güvenli bir ortam oluşturmak.

Çocuğun düzenine dair ailenin sürekli bir takipçi olması, çocuğa doğru bir şekilde rehber olabilmesi lazım. Çocuk sadece aile ortamında değil; çocuğun karakterini şekillendiren aynı zamanda mahalledir, okuldur ve diğer yapılardır.”

‘ÇOCUKLARA ALTERNATİF YAŞAM ALANLARI SUNULMALI’

Çocukların karşılaşabileceği risklerin azaltılması için alternatif yaşam alanlarının çoğaltılması gerektiğini belirten Lokman Amanç, sözlerini şöyle tamamladı:

“Çocuğa sunduğunuz alternatifler çok önemli. Eğer sokakta madde kullanan bireylerle karşılaşıyorsa çocuk, tabii ki bunun normal olduğunu düşünebilir. Çünkü çocuk, tam anlamıyla gelişimini tamamlamış bir birey değildir. Hâlâ gelişimini devam ettiren bir birey olduğundan, bu süreçte doğru desteklenmesi gerekiyor.

Çocukların yüzebileceği veya enerjilerini atabileceği, kış süreçleri için de alternatif alanlar üretmek; sanatsal, kültürel alanlarda çocukların kendilerini geliştirebileceği imkanlar oluşturmak gerekiyor. Bu, satranç olabilir, sportif faaliyetler olabilir; karate, basketbol, futbol, yüzme olabilir.

Robotik kodlama gibi bugün alternatif teknolojiye dair üretebileceğimiz kursların veya alanların olması bile yeterli olabilir. Sadece bir parkın içerisinde bir futbol sahasının veya basketbol sahasının kendisi çocukların orayı seçmesine sebep olabilir. O yüzden çocuklara ne sunduğumuz veya ne sunmadığımızla da çok alakalı bir durum.”