‘Asıl belirleyici aşama yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi olacak’

Siyasetçi Nursel Aydoğan, ‘Demokratik Toplum ve Barış Süreci’nin komisyonların kurulmasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, asıl belirleyici aşamanın yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi olduğunu söyledi.

NURSEL AYDOĞAN

Demokratik Toplum ve Barış Süreci’nde silahların bırakılması ve buna ilişkin hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesinin önemli bir aşama olduğunu belirten siyasetçi Nursel Aydoğan, sürecin henüz tamamlanmadığını söyledi. Gerekli komisyonların kurulmasının tek başına yeterli olmadığını belirten Nursel Aydoğan, ilgili yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte cezaevlerindeki tahliyeler, sürgündekilerin dönüşü ve Türkiye'deki çok sayıda dosyanın ortadan kaldırılması gibi başlıkların hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

‘YASA YÜRÜRLÜĞE GİRMELİ’

Nursel Aydoğan, Demokratik Toplum ve Barış Süreci’nin işletilmesi amacıyla Meclis bünyesinde gerekli komisyonların oluşturulmasının önemli bir aşama olduğunu belirterek, asıl önemli olanın bu mekanizmaların çalışması ve alınan kararların hayata geçirilmesi olduğunu söyledi.

Nursel Aydoğan, “Gerekli komisyonlar kuruldu. Fakat bu komisyonların kurulması şu anda bizim için çözüme giden yolda bir anlam ifade etmiyor. Çünkü bunun anlam ifade edebilmesi için silahların teslimiyle ilgili sürecin pratikte işletilmesi, ardından gerekli kararların alınarak Cumhurbaşkanlığına ve Meclise sunulması ve yasanın yürürlüğe girmesi gerekiyor. Yani bu yasa yürürlüğe girmeden süreçle ilgili ciddi bir adım atıldığını söylemek mümkün değil. Evet, buraya kadar gelinen nokta çok önemli ama şimdi önemli olan bu yasanın uygulamaya geçmesi” dedi. 

‘TAHLİYELER KÜRT MESELESİNİN ÇÖZÜMÜ DEĞİL’

Nursel Aydoğan, yasanın uygulanmasıyla ortaya çıkacak gelişmelerin önemli olmakla birlikte Kürt meselesinin çözümü anlamına gelmeyeceğini vurguladı. Cezaevlerindeki tahliyeleri, sürgündekilerin Türkiye’ye dönüşü ve hukuki dosyaların ortadan kaldırılmasını “bir adım” olarak nitelendiren Nursel Aydoğan, esas çözümün anayasal değişiklikten geçtiğine dikkat çekerek şöyle konuştu:

“Ama bu, Kürt sorununun çözülmesi anlamına gelmiyor. Yani cezaevinde 4 bin kişinin tahliye olması, bizlerin sürgünden Türkiye’ye dönmesi, Türkiye’deki dosyaların ortadan kaldırılması Kürt meselesinin çözümü anlamına gelmiyor. Sadece bir adımdır. Bundan sonra temel siyasi mücadele anayasal değişiklik üzerinde yoğunlaşacaktır. Meselenin çözülmesi için hepimizin, herkesin de bildiği gibi, anayasal bir düzenleme gerekiyor. Yani anayasanın değiştirilmesi gerekiyor. Bundan sonraki bütün yoğunluğumuz, eğer süreç biraz önce çerçevesini çizdiğim şekilde ilerlerse, anayasanın değiştirilmesi yönünde bir mücadele olacak.”

‘ÖRGÜTLÜ BİR DEMOKRATİK BASKI OLUŞTURULMALI’

Anayasa değişikliğinin gerçekleşebilmesi için Kürt halkının ve demokratik güçlerin sürece örgütlü biçimde katılması gerektiğini söyleyen Nursel Aydoğan, demokratik baskının önemine işaret ederek, “İşte tam da bu mücadele sürerken bizlerin örgütlü olması ve Kürt halkının ezici çoğunluğuyla birlikte bu sürecin içerisine katılması gerekiyor. Anayasanın, meselenin çözümü çerçevesinde değiştirilebilmesi için demokratik bir baskının oluşturulması gerekiyor. En önemli yönünün bu olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

Nursel Aydoğan, süreçte yaşanacak gelişmelerin aşamalı bir şekilde ilerleyeceğini belirterek, ilk hukuki adımların ardından anayasal değişiklik başlığının daha belirleyici hale geleceğini söyledi.

‘KÜRT KİMLİĞİ VE ANADİLDE EĞİTİM ANAYASAL GÜVENCEYE ALINMALI’

Nursel Aydoğan, anayasa değişikliği kapsamında Kürt kimliğinin tanınması, anadilde eğitim ve yerel yönetimlerin yetkilerinin genişletilmesine ilişkin düzenlemelerin de gündeme alınması gerektiğini ifade ederek şöyle devam etti:

“Bir taraftan bizler, tabii ki anayasanın değiştirilmesi, Kürt kimliğinin anayasada bir biçimiyle tanımlanması, Kürtçenin ana dilde eğitim olarak kullanılması, yerel yönetimlerde daha geniş yerel özerkliğin sağlanabileceği bir modelin uygulanacağıyla ilgili anayasada yer almasını istediğimiz maddelerin kabulüyle ilgili süreci yürütmeli ve mücadele etmeliyiz.”

‘BAŞKAN ÖCALAN’IN ÖZGÜRLÜĞÜ SÜRECİN TEMEL BAŞLIKLARINDAN BİRİDİR’

Nursel Aydoğan, Demokratik Toplum ve Barış Süreci’nin bir diğer temel başlığının Önder Apo’nun özgürlüğü olduğunu söyledi. Önder Apo’nun özgürlüğünün yanı sıra ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan tutsaklar ile PKK yöneticilerinin durumunun da sürecin önemli başlıkları arasında bulunduğunu belirten Nursel Aydoğan, şöyle konuştu:

“Elbette ki Başkan Öcalan’ın özgürlüğü burada çok önemli bir yerde duruyor. Bu yasanın yürürlüğe girmesinden sonra, yetkililerin, yani DEM Parti yetkililerinin verdiği bilgiye göre 814 ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan arkadaşımızın özgürlüğü önemli bir yerde duruyor. Yine 220’ye yakın PKK yöneticisinin üst düzey yöneticisinin özgürlüğü önemli bir yerde duruyor.”

Nursel Aydoğan, anayasal değişiklik tartışması ile Önder Apo’nun özgürlüğü başlığının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini kaydederek, “Kürt halkı için meselenin çözümü ve önderliklerinin özgürlüğü iç içe geçmiş bir durumdur. O nedenle Başkan Öcalan'ın özgürlüğü sağlanmadan, kendisiyle birlikte cezaevlerinde ağırlaştırılmış müebbet hapis yatan arkadaşların ve yine üst düzey yöneticilerin özgürlüğü sağlanmadan bu mesele asla çözülmez ve bitmez” diye vurguladı.

‘MÜCADELE İKİ BAŞLIK ÜZERİNDEN BİRLİKTE YÜRÜTÜLMELİ’  

Bir yandan anayasal değişiklik için demokratik mücadelenin sürdürülmesi, diğer yandan Önder Apo’nun özgürlüğünün sağlanması için mücadelenin büyütülmesi gerektiğini belirten Nursel Aydoğan, şu ifadeleri kullandı: “O nedenle bu iki konuya yoğunlaşarak bu süreci iç içe götüreceğiz. Sayın Öcalan’ın tabii ki kendisiyle ilgili söylemleri var. ‘Benim özgürlüğüm tabii ki önemlidir ama meselenin çözümü daha önemlidir. Siz bu konuya odaklanın, bu konuya yoğunlaşın’ diyor.”

Nursel Aydoğan, Önder Apo’nun bu yaklaşımına rağmen kendi açılarından özgürlük başlığının temel mücadele alanlarından biri olduğunu vurgulayarak, “Öyle dese de bizim yüklenmemiz, üzerinde yoğunlukla mücadelesini yürütmemiz gereken konu bir kez daha altını çizerek söylüyorum, Başkan Öcalan’ın özgürlüğüdür. Onun özgürlüğüyle birlikte Kürt halkı da özgürleşecek diye düşünüyorum” dedi.