Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ilerleyebilmesi ve kalıcı bir barışın inşa edilebilmesi için Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün sağlanması gerektiğine dikkat çekiliyor. Sürecin yalnızca yasal düzenlemelerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten çevreler, Önder Apo’nun özgür çalışma koşullarının oluşturulmasının diyalog ve müzakere kanallarını güçlendireceğini, toplumsal güvenin gelişmesine ve demokratik çözümün önünün açılmasına katkı sunacağını vurguluyor.
Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Amed Temsilcisi Av. Murat Aba, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün sağlanması ve statüsünün belirlenmesinin önemine ilişkin ANF’ye değerlendirmelerde bulundu.
‘SÜRECE KARŞI OLANLARIN DESTEĞİ ÖNEMLİ’
MHP’nin süreçteki konumuna işaret eden Murat Aba, karşıt tutum içindeki kesimlerin desteğinin kendi tabanlarını da etkileyebileceğini belirterek şöyle konuştu:
“Milliyetçi Hareket Partisi’nin niteliği ve doğal olarak bu tarz süreçlere en karşı olanların bu süreci yönetmesi, yönlendirmesi, kendi kitlelerini de etkilemesinin önünü açan bir şeydir. Yani en karşı olanların yakınlaştırılması, bunu daha rahat bir şeye dönüştürür. Aslında Türkiye’de bir taraftan milliyetçi duruşlar olduğu halde bazı noktalarda Türkiye toplumunda bu süreçler daha yumuşak geçebilir.
Sadece küçük bir örnek vereyim. Türkiye’de TRT Kurdî kurulduğu zaman, TRT Şeş herhalde ilk baştaki adıydı, tam yanlış hatırlamayayım; toplum açısından baktığınızda, Türkler için devlet televizyonundan bilinmeyen bir dilin kanalının kurulması söz konusuydu. Üstelik bu özel bir kanal değildi; masrafları, oraya yapılan harcamalar da kamudan karşılanıyordu. Ama o dönem ciddi bir karşıtlık görmedik. Yürüyüşler beklerdik. ‘Nasıl siz Kürtçenin devlet televizyonunda kullanılmasını istiyorsunuz?’ diye bir tepki beklenebilirdi.
Benzer biçimde, Milliyetçi Hareket Partisi bu sürece destek verince milliyetçi dalgayı da kısmen durdurdu. Elbette diğer kesimlere dair de sıkıntılar var ama bu kadar kritik sıkıntılar olmayabilirdi.”
‘ÇÖZÜMÜ ÇATIŞTIĞINIZ TARAFLA YAPMAK ZORUNDASINIZ’
Önder Apo’nun fiziki koşullarının ve statüsünün neden önemli olduğuna dikkat çeken Murat Aba, dünyadaki çözüm deneyimlerinin de çatışmanın tarafları arasında doğrudan diyalog kurulmasının önemini ortaya koyduğunu belirtti.
Sürecin ilerlemesi için Önder Apo’nun rolünün ve konumunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade eden Murat Aba, şöyle konuştu:
“Çok temel bir bilgidir; dünya örnekleri de bunu söylüyor. Siz kiminle çatışıyorsanız çözümü de onunla yapmak zorundasınız. Sonuç olarak PKK’nin silah bırakması ve buna entegre olması gibi söylemler var. Oranın lideri Abdullah Öcalan’dı; onunla çözülmesi gerekiyor. Bu, sürecin aslında ilk adımıydı. Ancak devamında Abdullah Öcalan’ın statüsünün de belirlenmesi lazım çünkü sürecin devam etmesi gerekiyor.
Hâlâ Abdullah Öcalan izole bir yerde. Evet, koşullarında değişiklik olduğuna dair bilgiler geliyor. Bunu da söyleyeyim; bizim de bu meseleye dair basından duyduğumuz kadar bilgimiz var. Ancak izole bir yerde, siz süreci istediğiniz gibi yönetemezsiniz. Bu nedenle Abdullah Öcalan’a dair bir statü talebi vardır.”
‘FİZİKİ ÖZGÜRLÜK VE STATÜ BİRLİKTE ELE ALINMALI’
Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün sağlanmasıyla birlikte statüsünün de belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Murat Aba, şöyle devam etti:
“Fiziki şartlara baktığımız zaman bu, tam da sizin söylediğiniz gibi umut hakkıyla ilgiliydi. Umut hakkı, AİHM tarafından da kabul edilen bir şeydir. Bir insan, ömrünün sonu belli olmayan bir cezayla yargılanmamalıdır. Bunun belirli dönemlerde kontrol edilmesi gerekiyor. Bu cezanın devam etmesi gerekiyor mu, gerekmiyor mu; mesele bununla ilgilidir.
Fiziksel olarak özgür olması, toplumun tüm kesimleriyle daha rahat iletişim kurmasını sağlar. İnsanların, kanaat önderlerinin ve toplumdan farklı kişilerin kendisiyle daha rahat görüşebilmesinin önünü açar. Bütün bu nedenlerle fiziki özgürlük önemlidir. Bunun devamında bir statüsünün de olması gerekiyor. Aslında meselenin temelinde bu vardır.”
‘SÜREÇ BİR SÖZLEŞME VE HUKUKİ GÜVENCEYE DAYANMALI’
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin yalnızca sözlü açıklamalarla ilerlemesinin yeterli olmayacağını belirten Murat Aba, sürecin taraflar açısından açık, belirli ve yazılı kurallara dayanması gerektiğini söyledi.
Hukuki güvencelerin bulunmadığı bir süreçte verilen sözlerin farklı biçimlerde yorumlanabileceğine dikkat çeken Murat Aba, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Böyle süreçler, tüm bu tarz süreçler bir sözleşme üzerine gider. Sözleşmenin temelinde de yazılı olma kuralı vardır. Yani yarın bir gün süreç bozulduğunda hangi şarttan dolayı, hangi sözleşmenin hangi maddesinden dolayı bozulduğunu bilmiyoruz çünkü sadece sözler var önümüzde. Sözler, daha önceki örneklerde de görüldüğü gibi manipüle edilebilir, değiştirilebilir şeylerdir.
Bütün bu nedenlerle aslında statüsünün olması, artık resmî bir görüşmeye dönüşecektir. En azından talepleri hepimiz duyacağız. Bunun üzerinden belki eleştireceğiz, belki destekleyeceğiz. Bütün bu nedenlerle Abdullah Öcalan’ın hem fiziki özgürlüğü hem de statüsü önemlidir.”
‘FİZİKİ ÖZGÜRLÜK GÖRÜŞME VE DİYALOG İMKÂNLARINI ARTIRIR’
Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün, toplumun farklı kesimleriyle doğrudan temas kurabilmesi açısından önem taşıdığına dikkat çeken Murat Aba, şunları söyledi:
“Fiziki özgürlüğünün sağlanmasıyla artık daha rahat hareket edecektir. Örneğin şu an herhangi bir birey Abdullah Öcalan’la görüşmek isterse çok bürokratik prosedürleri var. İzin alınıp alınmayacağına dair de netlik yok. Ama fiziki özgürlüğü olduğu zaman Abdullah Öcalan biriyle görüşmek istiyorsa; siyasetten biriyle, aydın biriyle, kanaat önderi biriyle görüşmek istiyorsa ya da diğer taraf onunla görüşmek istiyorsa bu kişiler çok daha rahat görüşebilecektir. Böylece aslında toplumu da görmüş olacak, talepleri daha net hissedecektir.
Şu an izinli, tek taraflı bir görüşme var. Evet, o görüşmeler artabiliyor ama yine belirleyici olan hükümet yetkilileridir. Herhangi birinin görüşmesindeki izin mercii hükümet yetkilileridir. Eğer fiziki olarak özgür olursa daha çok görüşme yapabilir. Belki siyasi partilerle görüşmek isteyecektir. O talep edebilir, karşı taraf talep edebilir. Bunların hiçbiri şu an mümkün değil.
Bütün bu nedenlerle fiziki özgürlük, hareket alanını geliştiren ve güçlendiren bir şeydir. Şu an onu ziyaret etmek istediğimizde Adalet Bakanlığı’na yazacağız, onay çıkacak, gün belli olacak, saat belli olacak. ‘Şu saatler içinde görüşebilirsiniz’ denilecek. Arada koster bozulabilecek. Fiziki özgürlük, en azından bütün bu engellerin önüne geçilmesini sağlayacaktır.”