GÖRÜNTÜLÜ

Avukat Binbir: İdare ve Gözlem Kurulu kararları kaldırılmalı

Avukat Mehmet Zeki Binbir, İGK kararlarına tepki göstererek, “Eğer devlet bu süreçte samimiyse, İdare ve Gözlem Kurulu kararlarını kaldırarak 30 yıllık arkadaşların tahliyelerini sağlamalı” dedi.

MEHMET ZEKİ BİNBİR

İzzethan Aykut, Hicran Binici, Mehmet Sait Yıldırım, Gülşen Adet, Nuriye Adet, Aydın Altığ, Mahsum Bilem, Levent Cin, Zübeyir İdem, Ömer Okul, Nidayi Tezer, Nurettin Ataman, Ahmed Abdi İbrahim ve Tuncay Doğan’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda siyasi tutsağın tahliyesi, bu yıl İdare ve Gözlem Kurulları tarafından defalarca ertelendi.

Cezaevlerinde tahliye sürecinin önüne çıkarılan İdare ve Gözlem Kurulları, özellikle 30 yıllık tutsakların tahliyelerini çeşitli gerekçelerle engelliyor. Kurulların kararlarında “iyi halli olmama”, “pişmanlık göstermeme”, “suç farkındalığının oluşmaması”, “örgütsel düşünceden sıyrılmama” ve “örgütle bağını sürdüreceği kanaati” gibi ifadeler gerekçe olarak kullanılıyor.

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Cezaevi Komisyonu Üyesi Avukat Mehmet Zeki Binbir, 2020 yılında yasalaşan ve 2021 yılında yürürlüğe giren İdare ve Gözlem Kurullarının verdiği kararların hukuka aykırı olduğunu belirtti.


Ajansımıza konuşan Binbir, kurulların görev alanları dışında kararlar alarak siyasi tutsakların infazlarını soyut gerekçelerle uzattığını söyledi. Binbir, “Görevi olmadığı halde bir şekilde yargılama yapıp infazları soyut gerekçelerle yakıp ikinci bir yargılama yapıp cezalandırmaya gidiyor. Bu yasanın kuruluş amacının tamamen siyasi olduğunu düşünüyoruz. Çünkü bu yasa sadece siyasi mahpuslara uygulanmaktadır. Adli mahpuslardan buna ilişkin herhangi bir başvuru dahi almadık. Aslında baskıyı artırmak için kurulmuş bir yasadır” dedi.

Kurulların yapısına da dikkat çeken Binbir, kurulda hukukçu olarak yalnızca Cumhuriyet Başsavcısı ve onun görevlendirdiği bir savcının yer aldığını belirterek, “Onun dışında diğer üyeleri kurum müdürü, personeller, psikiyatri veya öğretmenlerden oluşuyor” ifadelerini kullandı.

MAHKEMELER OLUMLU DÖNÜŞ YAPMIYOR’

Binbir, takip ettikleri dosyalarda kurul kararlarına karşı yaptıkları başvurulardan sonuç alamadıklarını belirterek, “Buna ilişkin birçok başvurumuz ve takipçisi olduğumuz dosyalarımız var. Ancak gelinen aşamada bunlara ilişkin mahkemelerden herhangi bir olumlu dönüş almadık” diye konuştu.

Kurulların kararlarının sonuçları ise tahliyelerin ertelenmesinde görülüyor. 30 yıllık hasta tutsak İzzethan Aykut’un 16 Eylül’de gerçekleşmesi gereken tahliyesi, “iyi halli olmadığı” gerekçesiyle üç ay ertelendi. Kalp yetmezliği, astım ve vertigo gibi sağlık sorunları bulunan Aykut’un bir sonraki kurul tarihi ise 18 Aralık olarak belirlendi.

BİNLERCE HASTA TUTSAK VAR

Tahliyelerin ertelenmesiyle birlikte cezaevlerindeki hasta tutsakların durumu da giderek daha acil bir hal alıyor. Türkiye ve Kürdistan cezaevlerinde en az bin 500 hasta tutsak bulunurken, bunların 335’inin ağır hasta olduğu belirtiliyor.  

Hasta tutsakların karşı karşıya kaldığı sorunlar arasında hastaneye sevklerin geciktirilmesi, kelepçeli muayene, sağlık hakkına erişimin engellenmesi ve tahliyelerin ertelenmesi bulunuyor.

TEDAVİ HAKKINA BİLE İŞKENCE

 Avukat Binbir, ağır hasta tutsakların hastaneye sevkleri sırasında yaşanan ihlallere dikkat çekerek, “Hastaneye kelepçeli götürülüyor ve ağız içi aramaya maruz bırakılıyorlar. Mevcut süreçte bunların azalabileceğini düşündük ancak sorunlar devam ediyor” dedi.

33 yıldır cezaevinde tutulan ağır hasta tutsak Mehmet Sait Yıldırım da son günlerde bu ihlalle karşılaştı. 75 yaşındaki Yıldırım’ın tahliyesi, 24 Ağustos’ta üçüncü kez üç ay ertelendi. Kurul görüşmesinin ardından kalp krizi geçiren Yıldırım hastaneye kaldırıldı ve kalbine iki stent takıldı.

KOAH, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları bulunan Yıldırım, ağır hasta tutsaklar arasında yer alıyor.

‘YASA SAMİMİYSE TAHLİYELER SAĞLANMALI’

Cezaevlerindeki tutsakların tahliye edilmemesinin yeni yasal düzenlemelerden bağımsız ele alınamayacağını belirten Binbir, 10 Ağustos’ta Meclis’te kabul edilen “çerçeve yasa”ya işaret ederek yaklaşık 4 bin tutsağın düzenlemeden yararlanmasının beklendiğini ve uygulamanın geciktirilmemesi gerektiğini söyledi.

 “Eğer devlet bu süreçte samimiyse, İdare Gözlem Kurulu kararlarını kaldırarak 30 yıllık arkadaşların tahliyelerini sağlamalı” diyen Binbir, mevcut düzenlemelerin infaz süresini tamamlayan tutsakların tahliyesine olanak verdiğini ifade etti.

‘ÖZGÜRLÜKLERİ ÖNÜNDE ENGEL YOK’

Mehmet Zeki Binbir, Önder Apo’nun başlattığı “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” kapsamında cezaevlerine ilişkin düzenlemelerin de gündeme geldiğini belirterek, uygulamanın başka bir karar mekanizmasına bağlanmasının belirsizlik yarattığını söyledi.

Düzenlemenin somut biçimde hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Binbir, “Mevcut haliyle yaklaşık 3 bin 800 veya 4 bin mahpusun bu yasadan yararlanacağını ön görüyoruz. Bunun için herhangi bir ikinci şartın olmasına gerek yok. Mevcut düzenlemeler zaten buna elverişlidir” diye konuştu.