32 yıllık tutsaklığının ardından 12 Haziran’da tahliye edilen Dilek Öz ile tutsak yakını Yaşar Özlü, Meclis’ten geçen yeni yasal düzenlemeyi ajansımıza değerlendirdi. Çerçeve yasanın eksikliklerine rağmen barış ve demokrasi yolunda küçümsenmeyecek bir adım olduğunu belirten Dilek Öz, sürecin daha güçlü yasal güvencelerle ilerletilmesi gerektiğini vurguladı.
Cezaevindeki arkadaşlarının aileleriyle dayanışmak amacıyla, 32 yıl sonra tahliye edildiği Bakırköy Cezaevi’ne gelen Dilek Öz, yasanın kapsamının yetersiz olduğunu ve düzenlemenin yarattığı beklentilerin karşılanması gerektiğini söyledi.
Barışın kolay inşa edilen bir süreç olmadığını vurgulayan Dilek Öz, “Gönül isterdi ki yasa çok daha güçlü ve kuvvetli olsun fakat barış çok kolay inşa edilen bir süreç değil. Hele ki böylesi çatışmalı, yoğun kavgalı, ağır bedellerin ödendiği ve gerçekten güçlü bir mücadelenin verildiği bu topraklarda her şeyin birdenbire değişmesini ya da gelişmesini beklemek gerçekçi olmaz” dedi.
Dilek Öz, sürecin başlangıcına ilişkin Önder Apo’nun değerlendirmesine de dikkat çekerek, “Bunu en iyi Sayın Öcalan ifade etti: ‘Bin kilometrelik yolun en temel başlangıcı bu yasa’” ifadelerini kullandı.
Atılan adımların yavaş ilerlemesi nedeniyle genel bir temkinlilik halinin hakim olduğunu belirten Dilek Öz, yasa hakkındaki değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Bir arkadaş yasa için şöyle demişti: ‘İdeal değil ama idare eder.’ Ben de biraz böyle düşünüyorum. İdeal değil ama idare eder. Çok daha güçlendirilmesi gerekir. Hepimizde temkinli bir yaklaşım var. Bunun nedeni atılan adımların biraz ağır, aksak, yavaş oluşu aslında.”
‘DIŞARININ DA DEMOKRATİKLEŞMEYE İHTİYACI VAR’
10 Ağustos’ta Meclis Genel Kurulu’nda yasa görüşmeleri sürerken tutsakların duygularını yakından hissettiğini belirten Dilek Öz, mevcut yasa kapsamı dışında kalan tutsaklar için umudunu koruduğunu söyledi.
Dilek Öz, “Gerçekten bir dahaki sefere gelip o yoğun kalabalığı içeriden alacağız. Ben şu an içerideki arkadaşların duygusunu çok derinden hissedebiliyorum. Maalesef çıkamayacak olan arkadaşlarımız da var. Ama ben inanıyorum ki sonraki adımda çok daha güçlü bir buluşmayı yaşayacağız o arkadaşlarla da” dedi.
Tahliyelerin tek başına yeterli olmadığını ve toplumsal bir dönüşümün şart olduğunu vurgulayan Dilek Öz, mücadelenin dışarıda da devam etmesi gerektiğine işaret etti.
“Sorun sadece cezaevlerinin dışarıya çıkışı da değil. Bu çok önemli bir adım ama dışarının da gerçek anlamda demokratikleşmeye ihtiyacı var. Dolayısıyla dışarıya adım attıktan sonra işimiz bitmiyor, yeni başlıyor aslında” diyen Dilek Öz, yasanın eksikliklerine yönelik eleştirileri anlayışla karşıladığını ancak küçümsenmemesi gerektiğini söyledi.
Dilek Öz, “Yasada eksik olan çok şey var diyenlere saygı duyuyorum ama ben barış ve demokratik toplum yolunda çok önemli bir adım olarak görüyorum bu yasayı. Küçümsememek gerekiyor” ifadelerini kullandı.
‘YASA BİR AN ÖNCE UYGULAMAYA GEÇİRİLMELİ’
Tutsak yakını Yaşar Özlü ise, çerçeve yasanın Kürt sorununun çözümü ve toplumsal barış açısından tarihi bir fırsat sunduğunu belirterek, özellikle cezaevlerindeki hasta tutsaklar başta olmak üzere uygulamada somut adımların atılması gerektiğini vurguladı.
Çerçeve yasanın Meclis'ten geçmesini önemli bir adım olarak değerlendiren Özlü, şunları ifade etti:
“Çerçeve yasa bizim için önemli bir adımdır. Yüz yıldır Türkiye Cumhuriyeti'nde ilk kez Kürt sorununun Meclis'te tartışılması, ilk kez Meclis'te gündeme gelmesi bizim için önemli. Ancak asıl önemli olan Önderlik’in fiziki özgürlüğüdür, dağdaki arkadaşlarımızın gelip legal alanda siyaset yapabilmesidir. Yıllardır yasalar var ama ne yazık ki uygulanmıyor. Yasalar uygulansaydı bugün çoğu siyasetçi arkadaşımız zindanlarda olmazdı.”
Cezaevlerindeki hasta tutsakların durumuna dikkat çeken Özlü, 22 Mart 2024’te cezaevindeki kızı ve kızının koğuş arkadaşına para gönderdiği gerekçesiyle tutuklanan 75 yaşındaki Hatice Yıldız’ın yaşlılığa bağlı sağlık sorunları ve demans hastalığı bulunduğunu belirtti. Özlü, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan Jiyan Erdinç’in ise bacağındaki platin ve kalça protezi nedeniyle ancak iki koltuk değneğiyle ayakta durabildiğini ifade etti.
Eşi Çiğdem Özlü’nün de KOAH hastası olduğunu ve gırtlak kanseri nedeniyle ciddi sağlık sorunları yaşadığını belirten Özlü, Ceza İnfaz Kurumları tarafından tahliye edilmeyen ve infazları yakılan tutsakların bulunduğunu söyledi.
Yasanın bir an önce uygulamaya geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Özlü, “Önemli olan bu yasanın pratiğe geçirilip hasta tutsakların serbest bırakılması. Ceza İnfaz Kurumları tarafından tahliye edilmeyen, infazları yakılan arkadaşlar var. Hasta arkadaşlarımız var. Bakırköy Cezaevi’nde ayakları tutmayan, bastonla gezen Jiyan Erdinç ve 75 yaşında demans hastası annemiz var. Eşim Çiğdem Özlü’nün de ciddi sağlık sorunları var. KOAH hastası ve gırtlak kanseri. Masada kalır diye ameliyat edilemiyor” diye belirtti.
İnfaz ertelemesi için Adli Tıp Kurumu’na (ATK) başvurduklarını ancak başvurunun reddedildiğini belirten Özlü, durumdan Adalet Bakanlığı’nın da haberdar olduğunu ifade etti. Özlü, “Bu durumdan Adalet Bakanı’nın da haberi var, bizzat DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan görüşmüştü” dedi.
‘DEVLETİN SAMİMİYET GÖSTERMESİ LAZIM’
Türkiye’nin tüm cezaevlerinde ağır sağlık sorunları yaşayan tutsakların bulunduğuna dikkat çeken Yaşar Özlü, çerçeve yasanın Meclis’ten geçmesinin ardından devletin samimiyet göstermesi ve hasta tutsakların bir an önce tahliye edilmesi gerektiğini söyledi.
Süreçteki belirsizliklerin kamuoyunda endişe yarattığını aktaran Özlü, yasanın Milli Güvenlik Kurulu raporuna bağlanarak dağdaki PKK’lileri kapsayacağı yönündeki yaklaşımın soru işaretlerine neden olduğunu ifade etti.
Özlü, “Şu anda ciddi bir çelişki var. Yasanın Milli Güvenlik Kurulu raporuna bağlanarak dağdakileri kapsayacak olması kafamızı karıştırıyor. Bir yıl oldu, PKK ciddi adımlar attı ancak insanlar 2014 sürecindeki tecrübelerinden dolayı aynı şeyleri yaşama endişesi taşıyor. Tek umudumuz Önderlik’tir ancak devlet muğlak duruyor. Bizzat AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuya ciddi yaklaşması lazım. Bu barışa hepimizin ihtiyacı var” diye konuştu.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin yalnızca bir kesimi kapsamadığını vurgulayan Yaşar Özlü, sürecin Türkiye’de yaşayan tüm halkları kapsaması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Sayın Abdullah Öcalan’ın sunmuş olduğu perspektif sadece Kürt halkıyla alakalı değildir. Türkiye'de yaşayan Türk'ü, Arap'ı, Laz'ı, Çerkes'i ile herkesi kapsıyor. Dolayısıyla bu yasa herkese lazımdır ve herkesi eşit şekilde kapsamalıdır. Başta Sayın Önderimiz Abdullah Öcalan olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür etmek lazım. Artık bir nevi kan durmuştur. Gerçek siyaset bundan sonra başlıyor, siyasete ihtiyacımız var. Türkiye'deki siyasi alanlarda şeffaf bir şekilde mücadele etmemiz gerekiyor.”