Dr. Aykurt: Spor sermayenin etkisinden kurtarılmalı, halkçı bir anlayışla yeniden örgütlenmeli

Sporun kapitalist patronlardan, başkanlardan ve yöneticilerinden arındırılması, sponsorluk ve reklamdan koparılması gerektiğini belirten Dr. İsmail Sarp Aykurt, sporun eşitlikçi, kamusal ve halkçı bir anlayışla yeniden örgütlenmesi gerektiğini söyledi.

İSMAİL SARP AYKURT

Türkiye’de farklı alanlarda yaşanan yozlaşma, son dönemde spor dünyasında da kendini gösteriyor. Liglerde gündeme gelen rüşvet, şike ve bahis iddialarının yanı sıra mafya ve suç örgütlerinin sporla kurduğu ilişkiler kamuoyunun dikkatini çekiyor.

Futbol başta olmak üzere sporun farklı branşlarında benzer sorunlar yaşanırken, özellikle bahis faaliyetlerinin yoğun olduğu alanlarda çeteleşmeye ilişkin haberler de kamuoyunda yakından takip ediliyor.

Mersin Toros Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. İsmail Sarp Aykurt, Türkiye’de sporun mevcut durumunu ve alternatif bir spor anlayışının mümkün olup olmadığını ANF’ye değerlendirdi.

‘TOPLUMSAL GÜVENİN AZALDIĞI ÜLKEMİZDE SPOR DA BUNDAN ETKİLENDİ’

Türkiye’de sporun tarihinin en kötü dönemlerinden birini yaşadığını ve sorunların yalnızca futbolla sınırlı olmadığını belirten Aykurt, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:

“Ülkemizdeki spor iklimi tarihinin en kötü dönemini geçiriyor desem sanıyorum ki abartı olmaz. Bir yanda bahis, kumar ve şike iddiaları, diğer yanda paranın esir aldığı ligler ve müsabakalar var. Toplumsal güvenin önemli ölçüde azaldığı ülkemizde sporun da bundan etkilenmemesi elbette söz konusu olamaz. Bu, başlı başına bir gerçekliktir.

Evet, bunların olmasına karşın ligler devam ediyor. Bunu yalnızca futbol için söylemiyorum. Futbol, bunun en çok göze batanı, en kârlısı ve en popüler olanı. Onun dışındaki branşlardan haberimizin olmaması, o spor dallarında her şeyin yolunda gittiği ya da o dalların ‘pirüpak’ olduğu anlamına asla gelmiyor. Kamusal denetim ve şeffaflık da olmayınca kimin ne aşırdığı ya da kimin nerede ne yaptığı netleşmiyor.

Ama net olan tek şey, ülkemizdeki spor atmosferinin çürümenin tam merkezinde olduğudur. Genel olarak sporumuzda, spordan çok amatöründen profesyoneline kadar uzanan adam kayırmacılık, para aklama, sınırsız eşitsizlik ve özetle legal bir soygun rejimi hakimdir.”

‘SPOR İDEOLOJİK OLARAK DÜZEN AYGITI YAPILMAYA ÇALIŞILIYOR’

Endüstriyel spor anlayışının dünya genelinde varlığını sürdüren bir düzen olduğunu ve sporun ideolojik bir araç haline getirildiğini belirten Aykurt, şöyle konuştu:

“Endüstriyel kelimesiyle tarif ettiğimiz kapitalist spor düzeninde; spor baronları ve patronları, spor sponsorları, spor reklam ve organizasyon şirketleri, ‘sportswashing’ diye adlandırdığımız ‘sporla aklama/aklanma’ egzersizlerinin adresi haline gelen devletler, sporu yönettiğini ilan eden kurumlar, federasyonlar ve birlikler, destek verdiğimiz spor kulüpleri ve spor medyası yer alır.

Türkiye’de de bunlar var ve spor, ideolojik olarak da önemli bir düzen aygıtı konumunda. Spor, kullanılmasının kolay olmasının yanı sıra insanların kitlesel olarak etkilenebilmesi açısından da oldukça kullanışlıdır. Hem stadyum, kapalı spor salonu gibi spor alanları hem de sporun kendisi, toplumu manipüle etmek ve zihinlerde farklı algılar inşa etmek için kullanılıyor. Mesela medyadaki tartışmalarla gündemi felç edebilir, futbolla ülkeyi pekala ve bir ölçüde yönetebilir, bir galibiyet, başarı, başarısızlık ya da mağlubiyet sonucunda halkı adeta ayağa kalkmaya teşvik edebilir ya da gündelik yaşama dair birçok gerçek sorunu geçici sürelerle dondurabilir, hasıraltı edebilirsiniz.

Bizi de bu şekilde düşmanlaştırmayı başarmadılar mı? Tribünler üzerinden karşı karşıya gelmeyi marifet bilen, ırkçılık ve milliyetçilik yayan birçok odak buna neden olmuştur. Ek olarak, suni gündemlerle, sportif rekabet uğruna birbirlerine düşman edilen ve bundan duygusal haz dışında sözde bir kazancı bulunmayan emekçileri nasıl açıklayabiliriz? Bunlar var.”

‘PARANIN OLDUĞU YERDE ŞİKE VARDIR’

Sporda yaşanan kirliliğin boyutlarının çok büyük olduğuna ve eşitsizliklerin yoğun biçimde yaşandığına dikkat çeken Aykurt, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Keşke bu kirliliğin boyutunu ölçecek bir alete sahip olsak. Ancak bence ülkemizdeki kirliliğin boyutunu ölçecek bir cihaz da yapılamayabilirdi. Paranın olduğu yerde şike ve hilekarlığı, nasıl tarif edildiği belli olmayan ‘başarı’ kavramının göklere çıkarıldığı yerde de her türlü adaletsizliği bulmanız normaldir.

Bakın, ‘Temiz eller’ operasyonu diyerek yaptıkları kara propaganda sonucunda ülke futbolunda ne değişti? Yapılan tek şey hedef göstermek oldu. Hakemler hedefe kondu, teşhir edildi. Birçoğunun hakemliği iptal edildi. Ama hapse giren futbolcular geri döndü. Kimseye orada kalsın demiyoruz ama burada başka türlü eşitsizlikler de yok mu? Sürekli bir suçlu tespiti var ama değişen hiçbir şey yok. Çünkü bu çarktan herkes pay alıyor. ‘İllegal bahis var’ diyorsunuz ama Demirören’in sahibi olduğu yasal bahse dokunmuyorsunuz. Derdiniz futboldaki bahis, şike ve kara para ilişkisini deşifre edip bitirmek mi, yoksa ekonomik işleri yasal bahis ve kimi futbol baronları lehine değiştirmek mi?

O zaman buradaki temel operasyon gerekçesi bahis ilişkisi değildir. Bu kirliliğin suçlusu ve öznesi hakemlik kurumu, futbolun kendisi ya da tribün emekçileri değildir. Bir kapitalist spor düzeni sorunu vardır. Bu nedenle, sporun ve futbolun her uzvuna bu kirliliği bulaştıran; bu düzenden nemalanmayı adet haline getiren spor patronlarıdır. Bu çark devam ettiği müddetçe alternatif bir spor düzeni kurmak hayaldir diye düşünüyorum.”

‘ALTERNATİF BİR SPOR MÜMKÜN’

Kirli bir spor düzeninin varlığına işaret eden Aykurt, şöyle devam etti:

“Mevcut kirli spor düzeninden koparak ya da temiz alanlar yaratarak bir çıkış örgütlenebilir mi? İlk soru bu. İkincisi ise gerçek bir çıkış zemini, yani başka bir toplumsal sistemde ve kolektif içinde yeni bir bakış açısı yaratabilir miyiz?

Alternatif bakışım elbette sadece futbola özgü olamaz. Hatta futbol, spor demek değildir; spora ölçü bile değildir. Futbolu kapitalist spor anlayışının tek spor branşı gibi değerlendirirsek diğer şeyleri gözden kaçırır, ıskalarız. Bunun içinde olimpiyatlar var, küresel ve futbol dışı spor müsabakaları ile turnuvaları da.

Başa dönersem, evet, alternatif ligler ve organizasyonlar yapabiliriz, yapıyoruz da. Bu bize keyif de veriyor. Örneğin futbolda EfendiLig ve Gazoz Ligi gibi ligler var. Daha önce benim de parçası olduğum Metin Kurt futbol turnuvaları yapılmıştı. Ancak bunlar dar anlamda organizasyonlar. Yine de çok kıymetliler, bu tartışılmaz.

Ancak benim kitabımda da üzerinde durduğum, insanlığın tarihsel olarak neler yaptığı, neler yapabildiği ve neler yapabileceğiyle ilgili. Bana kalırsa bu kirli çarktan çıkış için başka bir toplum düzeninde, toplumcu ve emekçi bir anlayışla yeniden kuruluşu hedeflemek daha iyi bir rota. Biraz zor bir şey söylüyormuşum gibi hissedilebilir. Ancak ‘-mış gibi’ yapmakla gerçeklik ne yazık ki farklı şeyler. Ben kolay yolu önermiyorum.”

‘SPORUN GEÇMİŞİNDE KOLEKTİF DÖNEMLER YAŞANDI’

Alternatif bir spor anlayışının her zaman mümkün olduğunu ve tekelleşmiş anlayışın dışında farklı bir yaklaşımın geliştirilmesi gerektiğini ekleyen Aykurt, şunlara işaret etti:

“Tarih içinde spor, bugünkü kadar tekelleşmiş, ekonomik olarak bir sınıfın hizmetine bu ölçüde sokulmuş ve ele geçirilmiş ya da yapılandırılmış değildi. Sporun geçmişinde kolektif biçimde gerçekleştirildiği, ırkçı ve milliyetçi ayrışmaların olmadığı, kâr amacıyla ticari bir şekilde yapılmadığı, herkese eşit dağıldığı ve kamu hizmeti olduğu dönemler yaşandı. Neden yeniden yaşanmasın?

Yani bu kirlilik mümkün de bunun tersi mi mümkün değil? Bu, mücadelenin bir konusu ve iktidar olma sorunudur. Örneğin spor neden insanlar arasındaki eşitsizliği teşvik eden ve büyüten bir çehreye ulaştı? Sporda neden bölgesel eşitsizliklerimiz var? Neden becerikli ve yetenekli çocuklarımızı doğru yerlere yerleştirip yetiştiremiyoruz? Birçok doğu ilinde, hatta batıda bile fiziksel açıdan eksiklikler var. Beden eğitimi dersinin bile önemsizleştirildiği ve kaldırıldığı bir dönemden geçiyoruz.

Bu sorular artırılabilir. Ancak kanımca soruların olması, bu işin alternatifini de olgunlaştırır. Eğer bu kadar kirlenmek mümkün oluyorsa buradan çıkış da alternatif de mümkündür diye düşünüyorum.”

‘ALTERNATİF SPOR BİR HAYAL DEĞİL’

Alternatif bir spor anlayışının eşitlikçi, kamusal ve halkçı bir programla hayata geçirilebileceğini belirten Dr. İsmail Sarp Aykurt, şunları dile getirdi:

“Benim alternatif olarak gördüğüm spor düzeni, farklı bir toplumsal sistemin, eşitlikçi, kamusal ve halkçı bir programın ürünü. Bu programda cinsiyetçi, ırkçı ve milliyetçi ayrımlar yok. Tüm insanlara eşit bir dağılım öngörülmüş ve spor da tam anlamıyla devletleştirilmiş durumda. Bu ne demektir? Bu, bir hayal değildir. Hayal, hiç yaşanmamış olandır. Oysa biz burada gerçek toplumsal deneyimlerin yeniden üretilmesinin şart olduğunu söylüyoruz. Çünkü önemli bir tarihsel ve toplumsal birikim var. Milyonlarca emekçinin bir araya geldiği ve modern burjuva olimpiyatlarından daha kitlesel olan işçi olimpiyatları var. Halkların iç içe geçtiği özel müsabaka ve turnuvalar var. Dayanışmacı bir rekabet var. Demek ki doğru bir düzende, doğru bir programla, toplumsal ilke ve ahlakla spor da başka bir çehreye dönüşebilmiş. İşte gerçek alternatif burada bulunmak zorunda.

Burada dert ettiğim noktalardan biri de şu: Yoksul bir emekçi çocuğu, topluma sirayet etmiş dezavantajlarından neden kurtulamıyor? Sporda neden bir hayal pazarlanıyor ve bunların gerçekleşmeyeceğini bilsek de buna inanmak zorunda kalıyoruz? Bu çaresizlik duygusu, sporda da yerini başka bir duyguya bırakmak zorunda. Bu nedenle alternatif bir spor iklimi ve ülkesi yaratmak boynumuzun borcudur diye düşünüyorum.

Bana kalırsa doğru zemin; sporun kapitalist spor patronlarından, kulüp başkanlarından ve yöneticilerinden arındırılmasında, özelleştirme, sponsorluk ve reklam ilişkilerinden kurtarılmasında, yani bir meta olmaktan çıkarılmasında ve spora merkezi, eşitlikçi ve kamusal bir anayasal statü kazandırılmasında aranmalıdır.”

Dr. İsmail Sarp Aykurt kimdir:

Halen Mersin Toros Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak görev yapan İsmail Sarp Aykurt, eski bir lisanslı sporcu olmasının yanı sıra Türkiye Basketbol Federasyonunun asistan koçluk ve menajerlik lisanslarına sahip. Aykurt, çeşitli basın mecralarında sporun alternatif yönleri ve spor dünyasında yaşanan kirlilik üzerine yazılar kaleme aldı.

Aykurt’un “Yönetim Teorisinin Tarihsel Gelişimi: İşleyim Devrimi ve Kapitalist İşleyişe Dair Notlar” (2015), “Yeni Medya Çağında Suskunluk Sarmalı: Twitter Örneği” (2021), “Bir İdeolojiler Alanı Olarak İkinci Dünya Savaşı ve Siyasal Propaganda: 1939-1945 Savaş Dönemi Afişlerinin Karşılaştırmalı Analizi” (2023), “Sporun Alternatif Tarihi: Rutin, Ritüel, Reddiye” (2023) ve “Toplum Tarih Propaganda” (2026) adlı beş kitabı bulunuyor.

Aykurt’un akademik çalışma alanları arasında disiplinler arası iletişim bilimleri ve medya tarihi, gazetecilik, siyasal propaganda, çalışma sosyolojisi, siyasal ve ideolojik akımlar, siyasi tarih, spor tarihi ve araştırmaları yer alıyor.