Önder Apo’nun 27 Şubat 2025’te yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın ardından başlayan süreç, Türkiye ve Kürdistan’ın yanı sıra Avrupa’da da yakından takip ediliyor. Sürecin ilerlemesi, atılması gereken hukuki ve siyasi adımlar ile Önder Apo’nun statüsü uluslararası alandaki tartışmaların önemli başlıkları arasında yer alıyor.
Bu tartışmaları yakından takip eden isimlerden biri de Avrupa Parlamentosu’nun İtalyan üyesi Domenico “Mimmo” Lucano. Lucano’nun Kürtlerle ilişkisi, yaklaşık 30 yıl öncesine, Riace Belediye Başkanlığı’ndan da önceye uzanıyor. 1998 yılında Kürt mültecileri taşıyan bir teknenin Calabria’nın küçük sahil kasabası Riace’ye ulaşması, yalnızca kasabanın değil, Lucano’nun siyasi yaşamının da dönüm noktalarından biri oldu. Kürt mültecilerin yerleştirilmesi ve boş evlerin onlara açılmasıyla başlayan dayanışma, ilerleyen yıllarda uluslararası alanda “Riace modeli” olarak tanınan göçmen kabul deneyiminin temellerinden birini oluşturdu.
Yıllar sonra Avrupa Parlamentosu’na seçilen Lucano, Kürtlerle kurduğu bu bağı, “Ben Kürtler sayesinde belediye başkanı oldum” sözleriyle anlatıyor. Önder Apo’nun 1998’de İtalya’ya gelişine de değinen Lucano, bugün yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde Önder Apo’nun özgür bir şekilde yer alması gerektiğine savunuyor.
ANF’ye konuşan Lucano, Riace sahillerinde Kürt mültecilerle başlayan hikayesini, Önder Apo’nun İtalya sürecini ve bugün yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin görüşlerini anlattı.
‘KÜRTLERLE HİKAYEM RİACE’DE BAŞLADI’
Kürtlerle ilk karşılaşmasını anlatan Lucano, Türkiye, Irak, İran ve Suriye’den gelen Kürt mültecilerin Riace’ye ulaşmasının kendi yaşamında önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek şöyle konuştu “Bir gün Türkiye’den, Irak’tan, İran’dan ve daha az sayıda da Suriye’den çok sayıda Kürt mülteciyi taşıyan bir gemi, bir tekne Riace’ye, benim belediyeme ulaştı. Ben siyasi bir aktivisttim ve Kürt halkının ideallerini daha ilk andan itibaren benimsedim. Bu insanlar iki yıl boyunca benim küçük kasabamda kaldılar. Onlara boş evleri tahsis ettik ve onlarla birlikte Kürt halkının siyasi ve toplumsal taleplerini, özgürlük mücadelesini paylaştım.”
‘BEN KÜRTLER SAYESİNDE BELEDİYE BAŞKANI OLDUM’
Kürt mültecilerin Riace’ye gelişinin kendi siyasi yaşamının şekillenmesinde de önemli bir rol oynadığını belirten Lucano, o dönem kasabada Kürtler ve Kürt meselesi hakkında çok az şey bilindiğini söyledi.
Kürtlerle kurduğu dayanışmanın daha sonraki siyasi yaşamına etkisini anlatan Lucano, şunları kaydetti:
“Ben belediye başkanı oldum; bunda bu siyasi mücadelemin ve kasabamda daha önce kimsenin varlığından haberdar olmadığı bir halkla karşılaşmamın da büyük payı vardı. Yıllar önce bir yelkenliyle gelip benim belediyemin sahiline ulaşan bir halktan söz ediyorum.”
Lucano, Kürtlerle kurduğu ilişkinin kendi yaşamındaki yerini, “Ben Kürtler sayesinde belediye başkanı oldum” sözleriyle özetledi.
‘ABDULLAH ÖCALAN AĞIR KOŞULLARA RAĞMEN ASLA PES ETMEDİ’
Önder Apo’nun 1998 yılında İtalya’ya gelişinin ardından yaşanan sürece de değinen Lucano, İmralı’ya gidilen süreçte alınan siyasi kararları eleştirerek şöyle konuştu:
“Öcalan İtalya’ya geldiğinde, daha sonra birtakım siyasi anlaşmalar yapıldı ve aslında Öcalan kandırıldı. Birlikte bu süreçleri yaşadığım Kürt arkadaşlarımdan öğrendiğim budur. Daha sonra Kenya’da yakalandı. O dönemde İtalyan siyasetinin de bu süreçte sorumluluğu olduğunu düşünüyorum.”
Önder Apo’nun uzun ve ağır esaret sürecini de hatırlatan Lucano, “Öcalan bu koşullara ve geçen yıllara rağmen Kürt halkının özgürlük mücadelesiyle bağını sürdürdü. O günden bu yana bir daha özgürlüğüne kavuşamadı. Ancak buna rağmen Kürt halkıyla birlikte bir özgürlük hayali için, yani Kürt halkının özgürlüğü için mücadele etmeye devam etti. Ben de bu idealleri paylaşan insanlardan biri oldum” dedi.
‘ABDULLAH ÖCALAN ÖZGÜR BİR ŞEKİLDE SÜRECİN BAŞLICA AKTÖRLERİNDEN BİRİ OLMALI’
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Lucano, Önder Apo’nun mevcut koşulları ile süreçte üstlendiği rol arasındaki çelişkiye dikkat çekti.
Önder Apo’nun özgür bir şekilde sürecin başlıca aktörlerinden biri olması gerektiğini belirten Lucano, “Öcalan cezaevindeyken bir barış diyaloğundan söz edilemez. Oysa Türkiye ile yürütülecek bu tartışmanın başlıca aktörlerinden biri olması gerekir” dedi.
‘ABDULLAH ÖCALAN’IN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN MÜCADELE ETMEYE HAZIRIM’
Önder Apo’nun mücadelesini, Güney Afrika’nın apartheid karşıtı mücadelesinin sembol isimlerinden Nelson Mandela’ya benzeten Lucano, “Öcalan masumdur, hiçbir şey yapmamıştır ve halkı için mücadele etmektedir. Nelson Mandela gibi olağanüstü bir örnektir. Ben, siyasi grubumuzla birlikte, bir parlamenter olarak bulunduğum bu konumdan da mücadele etmeye ve Öcalan’ın özgürlüğünü talep etmek için Kürtlerle birlikte hareket etmeye hazırım” diye konuştu.