Marmara Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MATUHAYDER), Ankara Sincan 2 No’lu Cezaevi’nde tutulan Tuncer Sağlam’ın Ankara Etlik Şehir Hastanesi’nde yaşamını yitirmesini protesto etmek amacıyla yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdi.
İstanbul’un Esenyurt ilçesinde bulunan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Esenyurt İlçe binası önünden başlayan yürüyüş, Esenyurt Cumhuriyet Meydanı’nda sona erdi. Yürüyüşte “Hasta tutsakların ölümüne son” ve “Tahliye hakkı engellenemez, infaz ertelemelerine son” pankartları açıldı. Kitle, sık sık “Bijî berxwedana zîndana”, “Şehîd namirin” ve “Bijî Serok Apo” sloganları attı.
‘BİLE BİLE ÖLÜME TERK EDİLDİ’
Eylemde konuşan MATUHAYDER Eşbaşkanı Nurten Karagöz, hapishanelerden ölüm haberlerinin gelmesini istemediklerini ancak yaşanan hukuksuzluklar nedeniyle her defasında alanlara çıkmak zorunda kaldıklarını söyledi.
Hapishanede bir insanın yaşamını yitirmesinin normalleştirilemeyeceğini belirten Nurten Karagöz, Tuncer Sağlam’ın 9 kez “cezaevinde kalamaz” raporu almasına rağmen tahliye edilmediğini ifade etti. Nurten Karagöz, “Yatamayacağı bilinmesine rağmen bile bile ölüme terk edildi. Hasta tutsakların tahliye edilmesi için çok kapsamlı yasalara da ihtiyaç yok. Çok insani bir şeyden, yaşam hakkının kutsallığından bahsediyoruz. Bugün var olan yasalarla da cezaevinde hasta olan her bir arkadaşımız tahliye edilebilir. Bir daha cezaevlerinden cenazeler çıkmasın” dedi.
Barışın sağlanması için toplumun tüm kesimlerine çağrıda bulunan Karagöz, hasta tutsakların durumuna ilişkin duyarlılık oluşturulması gerektiğini vurguladı.
‘HASTA TUTSAKLARIN DURUMU MECLİS’E TAŞINACAK’
Ardından söz alan DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Barış Annelerinin geçtiğimiz günlerde Meclis’e gerçekleştirdiği yürüyüşü hatırlatarak, annelerin temel taleplerinden birinin hapishanelerdeki hasta tutsakların durumunun çözülmesi olduğunu belirtti.
Annelerin, başka annelerin gözyaşı dökmemesi ve ülkede barışın sağlanması için çağrıda bulunduğunu aktaran Fırat, hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine dikkat çekti. Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı başta olmak üzere yetkililere çağrılarda bulunduklarını belirten Fırat, “Bu ülkedeki bütün siyasi partilerin bu adaletsizliklere artık ses çıkartması lazım” dedi.
Fırat, önümüzdeki haftalarda Meclis’te yapılacak görüşmelerde cezaevlerini ve hasta tutsakların durumunu yeniden gündeme getireceklerini kaydetti.
‘KAMU MAKAMLARININ SORUMLULUĞU ARAŞTIRILMALI’
Eylem, ortak basın açıklamasının okunmasıyla devam etti. Açıklamayı okuyan MATUHAYDER yöneticisi Elif Taşdöğen, Sağlam’ın sağlık durumunun bilinmesine rağmen tahliyesinin engellendiğini belirterek, ölümle sonuçlanan sürecin bütün aşamalarının araştırılmasını istedi.
Sağlam’ın infazının ertelenmesi talebinin neden sonuçlandırılmadığını soran Elif Taşdöğen, “Ağır hasta olduğu tıbbi belgelerle ortaya konulan bir mahpusun infazının ertelenmesi talebi neden sonuçlandırılmamış, yaşam hakkını korumak için neden zamanında ve etkili tedbirler alınmamıştır? Bir mahpusun yaşam hakkı, idari işlemlerin ve bürokratik süreçlerin gecikmesine terk edilemez. Ölümle sonuçlanan bu süreçte kamu makamlarının sorumluluğu bütün yönleriyle araştırılmalıdır” ifadelerini kullandı.
Zamanında teşhis, uygun tedavi, kesintisiz sağlık takibi ve gerekli koruyucu tedbirlerin alınmasının devletin sorumluluğunda olduğunu vurgulayan Elif Taşdöğen, Sağlam’ın teşhis ve tedavi sürecinde yaşanan gecikmelerin, cezaevi koşullarında tutulmasının, hastane sevklerinin ve infazın ertelenmesi başvurusunun birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyledi.
‘23 EYLÜL TARİHLİ BAŞVURUNUN NEDEN SONUÇLANDIRILMADIĞI AÇIKLANMALI’
Türkiye’de toplumsal barış, demokratikleşme ve infaz hukukuna ilişkin yeni düzenlemelerin tartışıldığına dikkat çeken Elif Taşdöğen, hasta mahpusların yaşam hakkının korunmadığı bir infaz rejiminin bu tartışmalarla bağdaşmadığını belirtti. Taşdöğen, “Barış ve hukuk, hapishanelerin kapısında sona ermemelidir. Yaşam hakkı, tutsak olmanın koşullarına göre sınırlandırılamaz” dedi.
MATUHAYDER olarak Sağlam’ın ölümüne giden sürecin tüm yönleriyle incelenmesini talep ettiklerini belirten Elif Taşdöğen, taleplerini şöyle sıraladı: Sağlam’ın teşhis ve tedavi sürecinin, cezaevi koşullarında tutulmasının ve hastane sevklerinin incelenmesi; 23 Eylül tarihinde yapılan infazın ertelenmesi başvurusunun neden sonuçlandırılmadığının açıklığa kavuşturulması; sağlık durumuna ilişkin tıbbi kayıtlar ile başvuru ve sevk belgelerinin incelenmesi; süreçte ihmali, kusuru veya sorumluluğu bulunan kişi ve kurumların tespit edilerek haklarında gerekli idari ve adli soruşturmaların yürütülmesi.
Elif Taşdöğen, MATUHAYDER olarak Sağlam’ın ölümüne giden sürecin takipçisi olacaklarını ve sorumluların hesap vermesi için gerekli hukuki girişimlerde bulunacaklarını belirterek, “Hasta mahpusların yaşam hakkı ertelenemez. Hapishaneler tedavisizliğin ve ölümlerin mekânı olmamalıdır” ifadelerini kullandı.