Avrupa Jineolojî Konferansı’na katılan akademisyen Mechthild Exo, Jineolojî çalışmalarının Avrupa’daki gelişimini, konferansta öne çıkan eleştirileri ve yeni dönemde araştırmaların toplumsal çalışmalarla nasıl buluşturulabileceğini değerlendirdi.
Konferansa Sosyal Bilim Akademisi’nden katıldığını belirten Mechthild Exo, farklı akademilerin, kadın örgütlerinin, gençlerin ve toplumsal çalışma yürüten yapıların bilgi ve deneyimlerini paylaşmasının önemine dikkat çekti. Jineolojî’nin bütün bu çalışmaların pratikte yaşatılan ortak bir temeli olması gerektiğini söyledi.
‘İLK KONFERANSTA HENÜZ AVRUPA’DA ÖRGÜTLENMELERİMİZ YOKTU’
Avrupa’daki ilk Jineolojî Konferansı’nın 2014 yılında Köln’de gerçekleştirildiğini hatırlatan Mechthild Exo, o dönemde henüz Avrupa’da örgütsel yapıların bulunmadığını söyledi. Örgütlenmelerin, eğitimlerin ve kampların gelişmesinin birkaç yıl aldığını belirten Mechthild Exo, çalışmaların daha sonra birçok Avrupa ülkesine yayılmasını ve bu ülkeler arasında deneyim paylaşımının başlamasını önemli bulduğunu ifade etti.
İlk yıllarda çalışmaların ağırlıklı olarak Avrupa kökenli katılımcıların kendi tarihlerini araştırmaları üzerinden geliştiğini belirten Mechthild Exo, ilk konferansın daha çok Jineolojî’nin tanıtılmasına ayrıldığını, orada ortaya konulan birçok başlığın daha sonra aynı biçimde sürdürülmediğini söyledi.
Mechthild Exo, başlangıç dönemini şöyle anlattı:
“O dönem hâlâ büyük bir arayış içindeydik. Başlangıçta elimizde neredeyse hiç metin yoktu; çünkü henüz çeviri yapılmamıştı. Çok az şeyle başladık. Türkçe veya Kürtçe okuyabilen herkese imreniyorduk, çünkü kitaplar başlangıçta yalnızca bu dillerde bulunuyordu.”
Başlangıçta eğitimin, Jineolojî’nin temellerini anlamanın ve bilim eleştirisinin öne çıktığını belirten Mechthild Exo, hangi bilgi kuramlarıyla çalışılacağı sorusunun önemli bir tartışma konusu olduğunu söyledi. Daha sonra tarih araştırmalarının ağırlık kazandığını ifade etti.
Ataerkilliğin nasıl ortaya çıktığı, kadınların kendi tarihleri, komünal yaşamın nerede ve nasıl kaybedildiği ile anaerkilliğin tarihinin araştırıldığını belirten Mechthild Exo, kadınların yaşam koşulları ve düşünce biçimleri üzerindeki erkek egemen etkilerin de ele alındığını kaydetti. Kadınların neden örgütlenmesi gerektiği, artan faşizm ve kadın katliamları gibi konuların da çalışmaların gündeminde yer aldığını söyledi.
‘KÜRT DİASPORASI VE KADIN MECLİSLERİYLE BAĞLAR GÜÇLENMELİ’
Yeni dönemdeki temel değişimin Kürt toplumu, kadın meclisleri ve diğer örgütlenmelerle daha güçlü ilişkiler kurma arayışı olduğunu belirten Mechthild Exo, bazı katılımcıların bu ilişkileri geçmişte de sürdürdüğünü ancak bunun yetersiz kaldığını ifade etti.
Konferansın bileşiminin bu ihtiyacı görünür kıldığını söyleyen Mechthild Exo, Avrupa’nın farklı ülkelerinde Jineolojî çalışmaları yürütenlerle Kürt diasporasının toplumsal çalışmalarında yer alan kadınların bir araya geldiğine dikkat çekti.
Mechthild Exo, şöyle konuştu:
“Konferansta, Jineolojî’nin Kürt diasporasındaki toplumsal çalışmalara henüz yeterince ulaşmadığı yönünde güçlü bir eleştiri ortaya çıktı. Bilginin bu alanlarda daha fazla paylaşılması gerekiyor ki insanlar bu çalışmaları kendi başlarına da yürütebilsinler. Bunun için gerekli olanın henüz eksik olduğu görüldü.”
Kamplarda ve toplantılarda her zaman Kürt kadınlarının yer aldığını ancak bu konferanstaki kadar belirgin bir katılımı nadiren gördüklerini belirten Mechthild Exo, Jineolojî’nin mevcut diaspora örgütlenmeleri içinde daha güçlü bir yer edinmesi gerektiğini söyledi. Kürt toplumunun yanı sıra diğer göçmen topluluklarla da bağların geliştirilmesinin önemini vurguladı.
‘JİNEOLOJÎ HEPİMİZİN GELİŞTİRECEĞİ BİR BİLİM’
Jineolojî’nin belirli bir örgütün veya grubun yürüttüğü, ihtiyaç duyulduğunda başvurulan bir çalışma olarak görülmemesi gerektiğini belirten Mechthild Exo, herkesin bu bilimin gelişimine katkı sunabileceğini söyledi.
Sosyal Bilim Akademisi’nin de bu sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini ifade eden Mechthild Exo, farklı alanlarda benzer konuları araştıran yapıların birbirlerinden haberdar olmasının ve sonuçlarını paylaşmasının önemine dikkat çekti:
“Jineolojî’yi yalnızca bir örgüt ya da bir şeyler yapan ve gerektiğinde kendisinden bir şeyler talep ettiğimiz bir grup olarak değil, hepimizin birlikte geliştirdiği kendi bilimimiz olarak görmeliyiz.
Bu paylaşımı nasıl örgütleyebiliriz? Temel sorulardan biri buydu. Jineolojî’nin yaşanan bir temel olması için hepimizin çaba göstermesi gerekiyor. Yalnızca onun temelimiz olduğunu söylemek değil, bütün çalışmalarımızda gerçekten pratik bir temel hâline gelmesini sağlamak gerekiyor.”
Sosyal Bilim Akademisi bünyesindeki araştırmacıların farklı kıta ve ülkelerde yaşadığını, üniversitelerde çoğunlukla birbirlerinden ayrı çalıştığını belirten Mechthild Exo, bu nedenle kolektif deneyim edinmenin kendileri açısından henüz yeterince gelişmiş bir pratik olmadığını söyledi.
Kolektif çalışma deneyimi daha güçlü olan alanlardan öğrenebileceklerini ifade eden Mechthild Exo, kendilerinin de araştırma sonuçlarını, teorik birikimlerini ve yayıncılık gibi alanlardaki pratik becerilerini paylaşabileceklerini kaydetti.
‘ARAŞTIRMALAR BİRBİRİNDEN KOPUK YÜRÜTÜLMEMELİ’
Sosyal Bilim Akademisi olarak Jineolojî çalışmalarıyla düzenli bilgi ve deneyim paylaşımı içinde olmayı hedeflediklerini belirten Mechthild Exo, hangi araştırmaların yürütüldüğünün ve sonuçların nasıl paylaşılacağının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Akademi bünyesinde demokratik uygarlık üzerine tarihsel araştırma yürüten bir araştırma komününün çalışmaya başladığını belirten Mechthild Exo, barış kavramı üzerine bir başka araştırma komününün de oluşum aşamasında olduğunu ifade etti. Demokratik gıda üretimi ve dağıtımı üzerine uygulamaya yönelik araştırmaların da geliştiğini aktardı.
Mechthild Exo, bu çalışmaların Jineolojî araştırmalarıyla buluşturulmasının önemine dikkat çekerek şöyle konuştu:
“Örneğin barış konusunda ya da tarihsel konularda araştırma sonuçlarımızın nerede kesiştiğine bakmalıyız. Bunların birbirinden kopuk biçimde yürütülmemesi gerekiyor.”
Yayımladıkları Demokratik Modernite dergisinin ilk sayısında Jineolojî’nin kendileri açısından ne anlama geldiğini ele alan bir yazının bulunduğunu belirten Mechthild Exo, bu yaklaşımın araştırmalarda, dergide ve eğitim çalışmalarında görünür kılınması gerektiğini söyledi. Jineolojî’nin yalnızca yayınlarda değil, birbirleriyle kurdukları ilişkilerde de yaşatılmasının önemini vurguladı.
‘ÇEŞİTLİLİK KONFERANSI CANLI KILDI’
Konferansa İrlanda, İskoçya, Filistin, İtalya ve Katalonya’nın yanı sıra İskandinavya’daki Kürt diasporasından ve Kürdistan’ın farklı parçalarından katılımcıların geldiğini belirten Mechthild Exo, farklı diller arasında sürekli çeviri yapıldığını söyledi.
Bu çeşitliliğin konferansa canlılık kattığını ifade eden Mechthild Exo, böyle bir bileşimle buluşmanın Jineolojî konferansları açısından yeni bir deneyim olduğunu belirtti. Konferansta çok sayıda çalışma grubu ve konu üzerinden yeni çalışmaların temellerinin atıldığını kaydetti.
‘ÖNÜMÜZDE ÇOK İŞ VAR AMA TEMELLER ATILDI’
Konferansta ele alınan konuların bundan sonraki süreçte nasıl uygulanacağının belirleyici olduğunu söyleyen Mechthild Exo, ekoloji çalışmaları, demokratik aile, erkeklerle farklı eşitlikçi ilişkilerin geliştirilmesi ve kültür çalışmalarının bu başlıklar arasında bulunduğunu ifade etti.
Çocukların kendi araştırmalarını yapabilmelerine, birlikte öğrenmelerine ve söz söyleyebilmelerine nasıl imkân sağlanacağının da tartışıldığını belirten Mechthild Exo, konferansın ardından yerine getirilmesi gereken çok sayıda görev bulunduğunu söyledi.
Alınan kararların uygulanmasının kolay olmayacağına dikkat çeken Mechthild Exo, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Önümüze çok şey koyduk. Konferansın sonunda öyle büyük bir coşku içinde olduğumu söyleyemem. Çünkü bütün bunların o kadar kolay olmadığını düşünüyorum. Ama temeller var.”