Meral Danış Beştaş, kanun teklifinin sürecin ilk yasal adımı olduğunu belirterek, demokratikleşme ve özgürlük koşullarının sağlanması için daha birçok düzenlemeye ihtiyaç olduğunu söyledi.
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, Meclis Adalet Komisyonu’nda “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” başlığıyla Meclis Genel Kurulu’nda görüşülen kanun teklifine ilişkin ANF’ye değerlendirmelerde bulundu.
Önder Apo’nun statüsü, koşulları ve çalışma imkânları konusunda yoğun bir gündem olduğunu belirten Meral Danış Beştaş, sürecin temel aktörünün içinde bulunduğu koşulların sürecin yürütülmesi ve yönetilmesi açısından önem taşıdığını ifade ederek şunları kaydetti: “Sayın Öcalan’ın statüsü, koşulları ve çalışması konusunda, bilindiği üzere, çok yoğun bir tartışma ve gündem var. Ülkenin her tarafında, aslında sürecin temel aktörünün içinde bulunduğu tutsaklık ve cezaevi koşullarının, sürecin yürütülmesine ve yönetilmesine engel bir durum olduğu ifade ediliyor.Sadece sınırlı görüşmelerle, sınırlı konuşmalarla 86 milyon yurttaşı ilgilendiren böylesine önemli ve tarihî bir meselenin hâl olması çok olanaklı değil. Yani buna, sonuçları deneyimleyen bir yerden bakmak lazım.”
‘SAYIN ÖCALAN HEP BARIŞI SAVUNARAK BUGÜNLERE GELDİ’
90’lı yıllardan bu yana çok sayıda girişimde bulunulduğunu belirten Meral Danış Beştaş, Önder Apo’nun uzun yıllardır barış yönünde çağrılar yaptığını ifade ederek sözlerine şöyle devam etti:
“Çok ciddi teşebbüsler oldu. 90’lı yıllardan bu yana PKK liderliği ve önderlik kurumu olarak Sayın Öcalan, hep barışı savunarak bugünlere kadar geldi. Hatta zaman zaman görüşmelerde ‘Muhatap bulamıyorum’ diyerek muhataplık aradığını da çok farklı şekillerde yapmış olduğu görüşmelerde biliyoruz.”
Mevcut koşulların iyi değerlendirilmesi gerektiğini belirten Meral Danış Beştaş,“Şimdi bu koşullar oluşmuşken bunun çok iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Zamanın iyi yönetilmesi gerekiyor. Aktörlerin rollerini yerine getirebilmeleri için hem Sayın Öcalan’ın hem diğer kesimlerin, farklı süreç içindeki isimlerin, kurumların ve kesimlerin tabii ki rollerinin iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Çok tarihsel bir olanak var önümüzde.”dedi.
‘TARİHİ BİR OLANAK VAR ÖNÜMÜZDE’
Cumhuriyet’le yaşanan sorunların aşılması açısından tarihî bir fırsat bulunduğunu belirten Meral Danış Beştaş, şöyle konuştu:
“Bu Cumhuriyet’le yaşanan meseleyi, tekçi anlayışı, inkârı ve asimilasyonu ortadan kaldırmak için tarihî bir olanak var önümüzde. Bunun en önemli alanlarından bir tanesi de tabii ki Sayın Öcalan’ın özgürlük koşullarında yaşaması ve bu süreci devam ettirebilmesi. Yani demokratikleşme adımları, özgürlük koşullarının sağlanması, ana dil, kimlikler, diller, inançlar gibi başlıklar başta olmak üzere, barışın kalıcı hâle gelebilmesi için neticede onarılması ve tesis edilmesi gereken birçok başlık var. Bu, biten ve noktayı koyan bir süreç değil; sadece, deyim yerindeyse geleceğe açılan bir aralık oluştu. Ve o aralığı büyütmek, o kapı aralığını genişletmek bizlerin elinde. Yani bizler derken bütün toplumu kastediyorum.”
‘TÜRKİYE YURTTAŞLARI SÜRECE SAHİP ÇIKMALI’
Türkiye yurttaşlarının sürece sahip çıkması gerektiğini belirten Meral Danış Beştaş, “Türkiye yurttaşlarının tamamının bu sürece sahip çıkması, bu ilerlemeyi desteklemesi, güç vermesi, sözünü söylemesi, varsa itirazını ve eleştirisini ifade etmesi ama neticede barışa güçlü bir sahiplenme göstermesi ve demokrasi talebini ortaya koyması tabii ki önemli olacaktır” ifadesini kullandı.
Müzakerenin ilgili mekanizmalarla devam edeceğini belirten Meral Danış Beştaş, Meclis’in sürecin yalnızca bir ayağı olduğunu hatırlatarak şunları aktardı:
“Yani tabii ki müzakere, ilgili mekanizmalarla devam eder. Bu her zaman böyledir. Meclis bunun bir ayağıdır. Ama halka, halklara ve siyasete düşen; kendi bulunduğumuz yerden söylüyorum, bunun mücadelesini yürütmek, bunun çalışmalarını yapmak gibi bir sorumluluk ve görevle karşı karşıyayız.”
‘SAYIN ÖCALAN’IN İMRALI’DA ÖZGÜRCE ÇALIŞABİLMESİ İÇİN OLANAKLAR YARATILMALI
Önder Apo’nun İmralı’daki çalışma ve iletişim koşullarına da değinen Meral Danış Beştaş, yasada düzenleme bulunmasa da idari yollarla gerekli olanakların yaratılması gerektiğini söyleyerek şunları aktardı:
“İmralı’da Sayın Öcalan’ın, yani her ne kadar yasada düzenleme olmasa da idari yollarla kendisinin özgürce çalışabilmesi, iletişim kurabilmesi ve süreci yürütmesi için olanakların zaten yaratılması gerektiğini bir kez daha ifade etmek istiyorum. Gerek siyasetçilerin, gerek basın-yayın mensuplarının, gazetecilerin, gerek akademisyenlerin ve daha birçok kesimin görüşme talebi olduğunu biliyoruz. Dünya çapında da kendisiyle çok geniş bir destek ve dayanışma ağı var. Nobel ödüllü yazarlardan çağrılara kadar, dünyaca bilinen filozoflara kadar çok saygın isimlerin Sayın Öcalan’ın düşüncelerini ve çağrılarını desteklediğini de hatırlatmak isterim.”
‘KÜRT DOĞMAK NERDEYSE İLLAGAL SAYILDI’
Kürtlerin uzun yıllar boyunca sorun olarak tanımlandığını belirten Meral Danış Beştaş, hukuk sisteminde Kürtlerin yerinin de bu anlayıştan etkilendiğini söyleyerek şunları dile getirdi:
“Bugüne kadar Kürtler, Kürt toplumu, Kürt halkı maalesef hep sorun olarak tanımlandı. Kürt doğmak neredeyse illegal sayıldı. Ve o günlerden bugünlere kadar geldik. Her zaman yasanın mağduru, sanığı, olumsuz etkilenen tarafı; katliamlarda bile faillerinin cezasız bırakıldığı, Kürtlerin istisna tutulduğu yasalar ve Kürtlerin hukuk şemsiyesi altında yer bulamadığı bir hukuk sistemi hâlihazırda Türkiye’de yürürlükte.”
‘KANUN METNİNDE İTİRAZ ETTİĞİMİZ TANIMLAMALAR BULUNUYOR’
Kanun metninde itiraz ettikleri bazı tanımlamalar bulunduğunu belirten Meral Danış Beştaş, şunları söyledi:
“Kanun metninde itiraz ettiğimiz bazı tanımlamalar var. Yani dört dörtlük, bizim arzu ettiğimiz ve istediğimiz bir dille değil. Ancak bunun bir müzakere süreci olduğunu, tarafların olduğunu, partilerin farklı düşünceleri bulunduğunu, siyasete dair farklı yaklaşımları ve kavram setleri olduğunu düşünürsek, bunun gelebildiği son asgari müşterek olduğunun bilinmesini isteriz.”
Kürt hareketi ve silahlı mücadeleye ilişkin yaklaşımlarının farklı olduğunu belirten Meral Danış Beştaş, “Mesela biz hiçbir zaman Kürt hareketine ya da herhangi bir militanın bu mücadelesine, bu isyana, terörizm şeklinde yaklaşmadık. Yani bununla ilgili sayısız tartışmanın tarafı olduk. Sürekli suçlandık, eleştirildik, ötekileştirildik, suçlu ilan edildik ama neticede biz her zaman şunu söyledik: PKK ya da isyan insanlar keyiflerince farklı bir amaç için dağlara çıkmadılar. On yıllardır insanlar neticede bir dava uğruna oradalar ve onun nedenlerini ortadan kaldırmamız gerekiyor. Yani çıkma motivasyonları, çıkma zemini neydi? Bunu görmek gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“TEKLİFİN YASALAŞMASI TARİHİ BİR İLK OLACAK”
Kanun teklifinin tüm taleplerini karşılamadığını ancak desteklenebilir bir niteliğe ulaştığını belirten Meral Danış Beştaş, teklifin yasallaşmasını tarihî bir ilk olarak değerlendirdi.
“Bu kanun teklifinde, dört dörtlük tüm taleplerimiz karşılanmamış olsa da destekleyebileceğimiz asgari bir niteliğe büründüğü için imzaladık ve bu bir ilk hakikaten. Böylece biz de tarihsel olarak şunu söyleyebileceğiz: İmzaladığımız bir kanun teklifi yasallaştı ve uygulanıyor. Sadece muhalefet eden değil, yapan, inşa eden, onaran, geleceği kurgulayan bir yerden her zaman yaklaşıyoruz. Ama tabii ki mücadelemiz, direnişimiz, arzumuz bunun ilk ve son olmaması. Bu ilkten sonra daha birçok yasal düzenleme getirme konusunda kararlılığımız, bu çalışmaları ve bu süreci devam ettirme konusundaki duruşumuz net.”
‘KÜRT’E BAKIŞ KÖKTEN DEĞİŞTİ DİYEMİYORUZ’
Meclis Komisyonu’ndaki tartışmalara da değinen Meral Danış Beştaş, İYİ Parti’nin tutumunu değerlendirerek şunları belirtti:
“Kürtleri hâlâ sorun olarak gören anlayışı, ulusal farklı bir yaklaşımı tabii ki biliyoruz, görüyoruz ve yaşıyoruz. Yani bunun içindeyiz. Farklı noktalardan, odaklardan açıklamalar var. İşte bazı milletvekilleri ‘Ben oy vermeyeceğim’ diyor. ‘Hayır’ a davet eden yaklaşımlar var belirli partilerde. Maalesef ve çok üzülerek söyleyeyim, ezberler devam ediyor. Tabular kırılamıyor. Kürt’e bakış kökten değişti diyemiyoruz.”
‘ÖNEMLİ OLAN DEMOKRAT OLMAK’
Meral Danış Beştaş, demokratik sorunların yalnızca kişilere veya kesimlere yönelik uygulamalar başladığında gündeme getirilmesine dikkat çekerek, şunları aktardı:
“Sanki Türkiye’de bu süreç başlayıncaya kadar dört dörtlük bir demokrasi vardı. Herkes özgürdü. Herkes haklarını kullanabiliyordu. Adalet vardı, eşitlik vardı.Ve süreç başlayınca başka odaklara, başka kesimlere, siyaset merkezlerine yönelik operasyonlar başlayınca aniden Türkiye’de demokrasi yok demeye başladılar. Ya sadece kendilerine yönelince bunun yokluğunu anladılar ve buna tepki gösteriyorlar. Oysa ki önemli olan demokrat olmak. Kime yapılırsa yapılsın, bir haksızlığa karşı çıkmayı gerektirir. Neticede devrimcilik bunu gerektirir. Adaletli ve hakkaniyetli olmak bunu gerektirir. Biz üç dönem kayyumlarla muhatap olan, dokunulmazlıkları kaldırılan, asit kuyularına atılan, işkencelerden geçen, bu konuda yoğun bir mücadele veren, en büyük bedelleri ödeyen halkın temsilcileri olarak, vekilleri olarak bunu on yıllardır yaşıyoruz ve hiçbir zaman başkasına yapılan zulmü görmezden gelmedik.Tamam da dün de demokrasi yoktu, bugün de yok. Biz de diyoruz ki gelin, barış ve demokrasi mücadelesini birlikte öğrenelim. Barış ve demokratik toplumu birlikte inşa edelim.”
‘BU, IRKÇILIĞIN KADİFE ELDİVEN GİYMİŞ HALİ’
Kürt meselesine yönelik bazı yaklaşımları “ırkçılığın kadife eldiven giymiş hâli” olarak nitelendiren Meral Danış Beştaş,”Kime yapılırsa yapılsın, biz bunun karşısında durduk. Bu konuda ilkesel siyasetimizi yürüttük ve bundan sonra da aynı ilkelerle yolumuza devam ediyoruz. Bu, Kürt’e yaklaşımın aslında bir yansıması.Bu, ırkçılığın kadife eldiven giymiş hâli; süslü cümlelerle, demokrat söylemlerle, farklı argümanlarla bunu ifade eden tarzı biz görüyoruz. Bunu hafızamızda, unutmayacağımız yerlerde tabii ki saklıyoruz. Ya saklıyoruz derken öç almak amacıyla değil. Çünkü biz bu olguları çok yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz.” ifadesini kullandı
Tarihin, farklı kesimlerin hangi tarafta durduğunu göstereceğini belirten Meral Danış Beştaş, sözlerini şöyle tamamladı: “Ama şunu unutmayalım: Tarih çok önemlidir. Yarın öbür gün tarihin doğru tarafında olanlarla tarihin yanlış tarafında yine ve yeniden duranları Türkiye toplumu da, dünya halkları da, Orta Doğu halkları da görecektir.”