Rant Yolu Nöbeti: ‘Bu yol sadece ODTÜ’yü değil, tüm Ankara’yı ilgilendiriyor’

Mansur Yavaş yönetimindeki Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından ODTÜ Ormanı’ndan geçirilmesi planlanan yol projesine karşı öğrencilerin başlattığı nöbet üçüncü gününü geride bırakırken ODTÜ öğrencisi Didar Güngör ANF’ye konuştu.

ABB tarafından ODTÜ Ormanı’ndan geçirilmesi planlanan “Bilkent-İncek Çevre Yolu Bağlantısı Projesi” için belediye 3 Eylül’de asfalt dökümüne başladı. Gelişmelere karşı harekete geçen öğrencilerin başlattığı nöbet, polisin engellemelerine ve baskılarına rağmen devam ediyor. 2022 yılında protestolar neticesinde durdurulan, ancak Haziran 2025’te yeniden ihaleye çıkılarak Temmuz 2026 itibarıyla inşaatına başlanan proje, öğrencilerin ve Ankara halkının tepkisini topladı.

Alandaki son durumu, projenin arka planındaki ekonomik-politik bağlantıları ve ODTÜ ekosistemine yönelik tehditleri ODTÜ öğrencisi Didar Güngör ile konuştuk.

TEHDİDE RAĞMEN ALANDA NÖBET VE BASIN AÇIKLAMASI

Sürecin ilk gününden itibaren yaşanan gerilimi ve dayanışma ruhunu aktaran Güngör, 4 Eylül’de yaşanan olayların ardından ertesi sabah alana ulaştıklarında büyük bir polis ablukasıyla karşılaştıklarını belirtti:

“4 Eylül günü yoldaki çalışmayı durdurmak için alanda nöbet tutmak isteyen ODTÜ öğrencileri ve Ankara halkının üzerine belediye iş makinelerinin sürülmesinin ardından, 5 Eylül günü yola gidip nöbet tutulması planlandı. Tüm kamuoyuna açık bir paylaşımla çağrıda bulunan ODTÜ öğrencilerinin sabah alana gidince karşılaştıkları tablo, alana yığılmış ve girişlere izin vermeyen en az 5 otobüs dolusu çevik kuvvet ekibiydi. Mansur Yavaş ve ekibinin bir önceki gün öğrencileri iş makineleriyle ezerek tehdit etmesinin ardından bugün de polisle tehdidi devam etmiştir. Tüm bu baskı ve tehditlere rağmen ODTÜ öğrencileri yine yola gidip çalışmaları durdurmak için alanda bir basın açıklaması yaptılar.”

YAZ TATİLİ FIRSATÇILIĞI: YOL ÇALIŞMASI KAMPÜSÜN BOŞ OLDUĞU ZAMANA DENK GETİRİLDİ

Yol çalışmasının bilerek yaz okulunun bitiş dönemine denk getirildiğini vurgulayan Güngör, şu çağrıda bulundu:

“Öğrencilerin bu yolu durdurma konusundaki ısrarı devam ediyor. Yol çalışmasını yaz okulunun bitişine denk getirerek güçlü bir tepki oluşması engellenmeye çalışılsa da her geçen gün kamuoyunda yola dair daha güçlü bir tepki oluşmaya başladığını gözlemliyoruz. Ama bu yol sadece ODTÜ öğrencilerini ilgilendiren bir mesele olmadığı için tüm Ankara halkını bizimle direnmeye, yola karşı durmaya çağırıyoruz.”

Projenin 2022’de durdurulmasının ardından yeniden başlatılmasını ve yürütülüş biçimini değerlendiren Güngör, ABB yönetiminin kampüsün boş olmasını fırsat bildiğini dile getirdi:

“Mansur Yavaş 2022 yılında hem kamuoyunda güçlü bir tepki oluşması hem de seçim zamanına denk gelmesi sebebiyle gelen tepkiler, öğrencilerin ve Ankara halkının direnişi sonucu çalışmaları durdurmuştu. Fakat Haziran 2025’te yeniden ihaleye çıkıldı ve Temmuz 2026 itibarıyla da yaz okulunun bitişini fırsat bularak çalışmalara yeniden başladı. Kampüsün boş olduğu zamana denk getirerek karşısında kalabalık bir öğrenci hareketi görmemeyi bir fırsata çevirerek, vardiyalı bir şekilde gece gündüz çalışarak yeni dönem açılışı başlamadan yolu bitirmeyi hedefliyorlar. Alanda konuştuğumuz işçiler de bunu bu şekilde teyit ettiler, ODTÜ’de yeni eğitim dönemi başlamadan yolu yetiştirmeye çalıştıklarını, bu sebeple de vardiyalı bir şekilde gece gündüz çalışmalara ara vermeden çalıştıklarını belirtme ettiler.”

‘YÜRÜYEN MERDİVENLERİ BİLE ÇALIŞTIRAMAYAN YÖNETİM TÜM KAYNAKLARINI BU PROJEYE AYIRABİLİYOR’

Belediyenin kaynak kullanım tercihlerini de eleştiren Güngör, “Ankara’da göreve geldiği günden beri toplu taşımayı, raylı sistemleri geliştirmek gibi ana ulaşım problemlerini çözecek hiçbir proje başlatmayan, bırakın toplu taşımayı, başkentte yürüyen merdivenleri bile doğru düzgün çalıştıramayan bir yerel yönetim, söz konusu rant ve asfalt dökmek olunca bir anda tüm kamu kaynaklarını bu proje için ayırabiliyor.” diyerek yerel yönetimin ulaşım politikalarını sorguladı.

Projenin hızlandırılmasının arkasında yatan bir diğer etkenin özelleştirme kararları ve sermaye garantileri olduğunu söyleyen Güngör, 4 Eylül 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı’na dikkat çekti:

“Ayrıca, 4 Eylül 2026 tarihli ve 11750 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile köprü ve otoyolların 30 yıllığına özelleştirildiği kararname yayımlandı. Bu yol projesinin bu şekilde hızlıca tamamlanmak istenmesini bu karardan bağımsız da değerlendirmiyoruz. Rant Yolu’nun bağlanacağı yollardan biri de Yap-İşlet-Devret modeli ile hayata geçirilen, yani özel işletme niteliği taşıyan ve geçerken para ödemek durumunda olduğumuz Niğde Otoyolu’dur. Yine yayımlanan bu kararnamede özelleştirilecek yollardan biri de Niğde-Pozantı Otoyolu’dur. Devlet bu proje için de işletmeciye müşteri garantisi vermiştir. Bu yolun temel amaçlarından biri de trafik akışını Niğde Otoyolu’na yönlendirerek devletin otoyol patronuna verdiği müşteri garantisini gerçekleştirmektir.”

‘RANT YOLU ODTÜ’NÜN MEKANSAL BÜTÜNLÜĞÜNE VE ÖZERKLİĞİNE MÜDAHALEDİR’

Projenin teknik bir ulaşım hamlesi olmadığını, geçmişteki Malazgirt Bulvarı örneği üzerinden anlatan Güngör, konunun gayrimenkul rantı ve kampüs özerkliği boyutuna işaret etti:

“Bu yolun ‘Rant Yolu’ olarak adlandırılması aslında tam da sadece bir ulaşım projesi olmamasından dolayı. Daha önce de ODTÜ arazisi bu şekilde ulaşım projeleriyle bölünmüştür. 2013 yılında ODTÜ arazisinin bölünmesiyle açılan 1071 Malazgirt Bulvarı yalnızca bir ulaşım bağlantısı olarak kalmamış, Çukurambar’ın dönüşümünü başlatmıştır. Bölgede yapılaşma ve nüfus yoğunluğu artmış; Çukurambar zaman içerisinde bir yaşam alanından yoğun iş ve yapılaşma bölgesine dönüşürken trafik ve altyapı sorunları da büyümüştür. Bu deneyim, ulaşım yatırımlarının yalnızca mevcut trafik talebine yanıt veren teknik müdahaleler olmadığını, aynı zamanda yeni yapılaşma ve ulaşım talebi üreterek kentin gelişme yönünü ve arazi kullanımını değiştirdiğini göstermektedir.”

Açılmak istenen yeni koridorun sermaye odaklarına hizmet edeceğini vurgulayan öğrenciler açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Bugün ODTÜ Ormanı’ndan geçirilmek istenen yolu da bu nedenle yalnızca ‘trafiği rahatlatacak yeni bir çözüm olarak’ değerlendirmiyoruz. ‘Rant Yolu’ olarak anılan bu güzergâhın kamu yararına hizmet etmediği; İncek ve çevresinde gelişen yüksek gelir grubuna yönelik konut alanları ile yeni Yargıtay binası, Bilkent Şehir Hastanesi ve Niğde Otoyolu arasında yeni bir ulaşım koridoru oluşturarak bölgedeki trafik baskısını ve konut rantını büyüteceği açıktır. Üstelik mesele yalnızca yolun kapladığı alan değil. Daha şimdiden o bölgede çok yüksek fiyatlı konut projeleri satışa sunulmaya başlanmıştır. Yolun getireceği trafik ve yapılaşma baskısı ODTÜ arazisi açısından son derece endişe vericidir. Yeni ulaşım aksı, ODTÜ Ormanı’nın ekolojik ve mekânsal bütünlüğünü parçalayacak; yolun çevresinde oluşabilecek yeni yapılaşma baskısıyla kampüs sınırları üzerindeki baskıyı da artıracaktır. Dolayısıyla biz bu projeyi hem ODTÜ’nün doğal bütünlüğüne hem de üniversitenin mekânsal bütünlüğüne ve özerkliğine yönelik daha geniş bir müdahale olarak değerlendiriyoruz.”

BİYOÇEŞİTLİLİK VE EKOLOJİK TALAN RİSKİ

Yolun ekolojik boyutuna da değinen Güngör, ODTÜ kampüsünün Ankara’nın son doğal sığınağı niteliğinde olduğunu belirterek yerel yönetimin çelişkili politikalarına dikkat çekti:

“ODTÜ kampüsü, Ankara şehir merkezindeki son yekpare doğal yaşam alanı ve son büyük yeşil alan durumundadır. Kampüste iki göl, mevsimsel akarsular, kayalıklar, bozkırlar, ormanlar, su basan çayırlıklar gibi birçok değerli yaşam alanı bulunmaktadır ve bunların neticesinde de kampüste inanılmaz bir canlı çeşitliliği söz konusudur. Geçtiğimiz günlerde Mansur Yavaş sosyal medyadan göreve geldiği günden itibaren Ankara’ya 21 milyon metrekare yeşil alan kazandırdığını açıklamıştır. Bir yandan böyle açıklamalarla övünürken, bir yandan da Ankara’nın en önemli yeşil alanlarından biri olan kente soluk aldıran ODTÜ Ormanı’nı neden bu şekilde talan ettiğini ise bizler de anlamlandıramıyoruz.” 

Kampüsün ev sahipliği yaptığı canlı türlerine ve ekolojik önemine dikkat çeken Güngör, şunları ifade etti: “Yine ODTÜ’de tüm ülkede görülen kuşların yarısından fazlası tespit edilmiştir. ODTÜ’de tespit edilen 249 kuş türünden 6 tanesinin ise nesli tehlike altındadır. Ayrıca, kampüste yapılan çalışmalar ODTÜ’de göç eden kuşların yola devam edebilmek için beslenip yağ rezervlerini yenilediklerini göstermiştir. Bu bulgular, ODTÜ ekosisteminde gerçekleşecek bir tahribatın etkilerinin nasıl ODTÜ sınırlarının çok ötesine taşacağının önemli örneklerini meydana getirmektedirler. ODTÜ arazisi ayrıca aralarında endemik türlerin de bulunduğu 800’den fazla bitki türü, yine aralarında endemik bir türün olduğu 140 kelebek türü, 20 tane memeli türü, en az 10 tür sürüngen ve zengin bir türsel çeşitlilik gösteren çok sayıda çift yaşamlı, omurgasız ve mantar için yaşam alanı durumundadır. Ağaç yediuyuru, yaban tavşanı, nesli küresel ölçekte tehlike altında olan güzel nazuğum kelebeği, Ankara çiğdemi ve daha nicesi olan canlıya ev sahipliği yapmaktadır. Bu yol projesi sadece insanlar için değil, ODTÜ Ormanı’nı paylaştığımız tüm bu canlılar için de bir tehdit oluşturmaktadır.” 

TÜM ÖĞRENCİLERE VE ANKARA HALKINA DAYANIŞMA ÇAĞRISI

Son olarak mücadelenin ortaklaştırılması gerektiğine vurgu yapan Güngör, tüm kesimleri alandaki direnişe destek olmaya davet etti:

“Bizler bu yolun sadece ODTÜ ile ilgili bir problem olmadığını her fırsatta dile getiriyoruz. Bu yol tüm Ankara halkını ilgilendiren, ranta hizmet eden bir projedir. Tüm bahsettiğimiz sebepler dolayısıyla da hem tüm sıra arkadaşlarımızı hem de tüm Ankara halkını bizlerle birlikte bu yola karşı çıkmaya çağırıyoruz. Yolu durdurmak için çağrıda bulunduğumuz eylemlere katılmaya, bulundukları her alanda bize destek olmaya çağırıyoruz.”