Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni, Süryani Dernekleri Federasyonu (SÜDEF) Başkanı Evgil Türker ile konuştuk.
Evgil Türker, Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ile ivme kazanan sürecin azınlıklar ve özellikle Süryaniler açısından umut vadettiğini belirtti. Yoğun çatışmalar, faili meçhuller ve devletin kendinden olmayana karşı yürüttüğü birtakım politikalar sayesinde Süryanilerin büyük çoğunluğunun göç etmek zorunda bırakıldığını ifade eden Türker, önceki süreçlerde oluşan rahat ortamla Süryanilerin Türkiye’ye gelebildiğini hatırlattı.
“Sayfo, Süryaniler için artık bir kimliktir” diyen Evgil Türker, yaşadığı travmalarla kabuğuna çekilen Süryani toplumunun siyasetten uzak dursa da süreci takip ettiğini ve ciddi beklentileri olduğunu vurguladı.
Sizce Kürt-Türk tarihsel ilişkisinin savaş ve çatışma zemininden demokratik toplum ve barış zeminine taşınmasının hedeflendiği bu süreç, ülkedeki diğer azınlıklar için ne ifade ediyor?
Savaş ve çatışmaların demokratik toplum ve barış zeminine taşınması süreci, azınlıklar ve özellikle Süryaniler açısından birçok şey ifade ediyor. Bilindiği gibi Süryaniler, 80’li yılların ortasında ve özellikle 90’lı yılların başlarında bölgedeki çatışmalı durumdan ötürü göç etmek zorunda kaldı.
O dönemde 50 ile 60 arası faili meçhul Süryani vardı. Farklı Süryani köylerinde katledilen insanlar oldu. Midyat şehir merkezinde, Hezex’te, Silopi’de, Beytüşşebap'ta ve Şırnak’ta failleri belli olan fakat faili meçhul olarak adlandırılan cinayetler işlendi. O zamanlar Hizbulkontralar ciddi anlamda tetikçilik yapıyordu. Hem buradaki Hristiyan, Süryani, Ermeni ve Ezidi azınlıklara karşı hem de Kürt yurtseverlerine karşı ciddi anlamda bir faili meçhul furyası vardı.
‘PKK LİDERİ SAYIN ÖCALAN’IN ÇAĞRISIYLA GÖÇ EDEN SÜRYANİLER TÜRKİYE’YE GELDİ’
O dönemde Süryaniler göç etmek zorunda kaldı. Şu anda olduğu gibi buraları ziyaret de edemiyorlardı; ta ki 2005 yılına kadar. 1999 yılında, PKK Lideri Sayın Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla Kürt Hareketi’nin gerillaları Türkiye’den çekildi. Savaşın durmasıyla birlikte insanlar için rahat bir ortam oluştu. Süryaniler kendi ülkelerine, kendi topraklarına gidip gelmeye başladı. Barış süreçleri geliştikçe Süryaniler de gidip geldiler Türkiye’ye. 2013-2015 yıllarındaki çözüm süreci döneminde de aynı şeyi yaşadık.
Süryani halkı sürece nasıl yaklaşıyor?
Burada yaşayan Süryaniler genel anlamda biraz siyasetten uzaktır. Çünkü geçmiş dönemde yaşanan çatışmalı ortamla ister istemez Süryani toplumu kendi kabuğuna çekildi. İstisnalar dışında toplum siyasetten uzak duruyor. Ama Mardin’de, şehir merkezlerinde ve köylerde yaptığımız tartışmalarda görüyoruz ki Süryani toplumu bu süreci takip ediyor ve oldukça umutlu. Biliyorlar ki süreç geliştikçe fikir ve ifade özgürlüğü, demokratik eylemler gibi birçok şeyin önü açılır.
Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, gerçekten Süryaniler için de hayati önemde bir çağrıydı. Süryaniler süreci takip ediyor, kurumlar olarak biz bunun farkındayız. Çünkü insanlar bize soruyor; basından ziyade bire bir bize ve kurumlara soruyorlar. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ndan sonra, 2025’in Haziran ayında federasyon merkezimizde DEM Parti yetkilileriyle geniş katılımlı bir halk toplantısı gerçekleştirdik. Bu çağrının azınlıklar ve Süryaniler için ne anlama geldiğini konuşup tartıştık. Süryanilerden çok sayıda soru geldi.
Süryaniler kendi ülkelerine, köylerine dönmek; toprağına ve değerlerine sahip çıkmak istiyor. Süryanilerin ciddi beklentileri var. Biz inanıyoruz ki bu süreç sağlıklı bir şekilde geliştikçe halkımız kendi topraklarına geri dönecek. Tabii bunun yanında halkın hâlâ tedirginliği var: ‘Acaba olabilir mi, olmayabilir mi?’ Ama halkımızın bu tedirginliğine rağmen bu sürecin öncekilere göre ayakları yere daha sağlam basan, daha ciddi ve daha temkinli bir süreç olduğunu görüyoruz.
‘KOMİSYON KURULMAZ VE KABAHATLERLE YÜZLEŞİLMEZSE KALICI BARIŞIN OLUŞMASI ZORDUR’
Kürt Hareketi, Hakikatleri Araştırma Komisyonları kurulmasını talep ediyor. 15 Haziran Sayfo Süryani Soykırımı’nın 111. yılını geride bırakmışken soralım, geçmişle yüzleşilmeden kalıcı bir barış sizce mümkün mü?
Kürt Hareketi 2013-2015 çözüm sürecinde de Hakikatleri Araştırma Komisyonlarının kurulmasının üzerinde durmuştu. Kurulması gereken bir komisyondur. Yüz yıldır bu ülkede inkarın yanı sıra birçok suç işlendi. Özellikle azınlıklar ve bu bölgede yaşayan Süryani halkı çok baskı gördü, çok sorun yaşadı. Sadece faili meçhuller de değil, bilinçli bir şekilde yürütülen tekçilik politikası yüzünden Süryaniler göç etmek zorunda kaldı.
1940’lı yıllarda, İkinci Dünya Savaşı döneminde Varlık Vergisi yüzünden Süryaniler de dahil binlerce insan Suriye’ye geçti. Geride kalanlar ise farklı tehditler ve politikalarla kaçırtıldı. Malını, mülkünü bırakıp göç etmek zorunda bırakıldı.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Süryanilere karşı işlediği kabahatlerle yüzleşmesi gerekiyor. Bunların yanı sıra Kürtlerin de bölgede ciddi kabahatleri oldu Süryanilere karşı. Elbette ki bu sorumluluğu tüm Kürt halkına yüklemiyorum; ‘Tüm Kürtler kabahatlidir’ diyemeyiz. Ama onların da Süryanilere karşı geçmişte yaptıkları uygulamalar ve haksızlıklar var. Bunlarla da yüzleşilmesi gerekiliyor.
Bu komisyon kurulmaz ve kabahatlerle yüzleşilmezse kalıcı barışın oluşması zor. Bunlar dünyanın birçok ülkesinde denenen, yaşanan süreçlerdir; örnekleri vardır.
‘SÜRYANİLER OLARAK ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPMAYA HAZIRIZ’
Süryaniler böyle bir komisyonda yer almak da isterler. Biz, federasyon olarak yer almak isteriz. Böyle bir araştırma komisyonunun kurulması ve Cumhuriyet’in ilanından günümüze yaşananlarla yüzleşilmesi bile bir adımdır.
Sayfo, Süryaniler için artık bir kimliktir. Osmanlı döneminde İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin uyguladığı bir plandı. Onunla da yüzleşilmesi gerekiliyor. Tabii, bir bütün olarak bunlarla yüzleşilmez, bunlar tartışılmazsa barış kalıcı olamaz.
Biz Süryaniler olarak Sayın Öcalan’ın yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı başta olmak üzere, devletle müzakeresini ve Meclis’ten geçen yasayı destekliyoruz. Üzerimize düşen ne varsa da yapmaya hazırız.