Tahincioğlu: Baskılar ve erişim engelleri, bağımsız medya için bir ‘alarm zili’

T24 temsilcisi gazeteci Gökçer Tahincioğlu, muhalif basına ve Kürt medyasına yönelik baskıların arttığına dikkat çekerek, erişim engellerinin bağımsız medya açısından bir “alarm zili” olduğunu söyledi.

AKP iktidarı döneminde özellikle muhalif basına yönelik artan baskılar, son iki yılda hız kazandı. İktidar, kendisine muhalif gördüğü basın mecralarına yönelik çeşitli baskı yöntemlerini kullanmaya başladı.

Türkiye’nin en çok okunan haber sitelerinden T24’ün sitesine ve sanal medya hesaplarına erişim engeli getirildi. HALK TV’ye kayyum atanırken Mezopotamya Ajansı, Jinnews ve Yeni Yaşam gibi Kürt basının internet siteleri ve sanal medya hesapları da sık sık erişim engelleriyle karşı karşıya kalıyor.

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nin (DFG) Eylül 2026 verilerine göre, internet ve dijital medya alanında 3 bin 492 içeriğe erişim engeli getirildi. Aynı dönemde 15 haber sitesine erişim engeli uygulanırken 4 internet sitesi de kapatıldı.

T24 temsilcisi gazeteci Gökçer Tahincioğlu, basına yönelik baskıların nedenlerini ve gazetecilik üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

‘HİKAYESİNİ BÜYÜK ÖLÇÜDE YİTİRMİŞ BİR İKTİDAR VAR’

İktidarın büyük ölçüde hikayesini yitirdiğini belirten Tahincioğlu, basına yönelik baskıların tek bir nedene bağlanamayacağına dikkat çekerek şöyle konuştu:

“Tek başına bir nedeni yok bana kalırsa. Siyasetin akışına baktığınız zaman dağılmış, parçalanmış bir muhalefet, muhalefet yapmasının önünde engeller olan bir başka muhalefet, seçimde nasıl tutum alacağı belirsiz bir başka muhalefet yapısı görüyorsunuz.

Hikayesini büyük ölçüde yitirmiş, ekonomik sıkıntıları en yüksek tondan hisseden iktidar açısından bakarsanız bu muhalefet yapısını da anlayabiliyorsunuz. Medyaya yönelik baskının da bu parçalı yapının bir uzantısı olarak arttığını söylemek yanlış olmaz. Bugün 2023 seçimine göre bile farklı, baskıyı daha yüksek tonda hissettiğimiz bir ortamdayız. Medya bundan azade olmadığı gibi en önden görünür bir noktada.”

‘BU BİR EŞİK’

T24’e yönelik erişim engeline de değinen Tahincioğlu, kararın bağımsız medya açısından bir eşik olduğunu belirterek, “T24’e yönelik özel bir ısrar demek bunca yaşanan olay varken çok doğru olmayabilir. Ancak Türkiye’nin hakikaten en önde gelen bağımsız haber sitesine erişimi bütünüyle engellemek, üstelik de kanunlara göre suç oluşturmayan, anlaşılmaz, maddi hata da içeren gerekçelerle, site hedefe konulduktan sonra bunun yapılması anlaşılır değil. Ancak anlaşılırlığı bir yana bırakırsak bir eşik olduğunu söylemek mümkün. Bir yandan da bağımsız medya açısından uyarı, alarm zili niteliğinde bir süreç bu” dedi.

İktidarın baskılar yoluyla medyanın yüzde 95’inden fazlasını kendisine yakın çevrelerin kontrolüne bıraktığını ifade eden Tahincioğlu, haber alma hakkının da giderek kısıtlandığına işaret etti.

Tahincioğlu, “Düne kadar medyanın yüzde 95’inin iktidara yakın çevrelerin kontrolünde olduğunu, bu medyanın da istenilen sınırların ötesine geçmek bir yana, gönüllü olarak iktidarın eleştirilen uygulamalarına meşruiyet kazandırmak için çalıştığını söylüyorduk.

Bugün bu sınır daha da daraldı. Bu aynı zamanda insanların haberden mahrum olmaları, habere ulaşmak için çok özel çaba harcamaları gerektiğini gösteriyor. Oysa haber önünüze gelen, yayılan bir bilgi olmalı. Zorla ulaşılan değil. Bu ortam elbette iktidar için çok avantajlı” diye konuştu.

‘AYRIŞMALAR DERİN VE SADECE BUGÜNÜN MESELESİ DEĞİL’

Kürt medyasına yönelik baskıların farklı kesimler tarafından ele alınış biçimini de değerlendiren Tahincioğlu, bu konudaki tutumun değişmediğini belirterek, “Bu tablonun değiştiğini sanmıyorum. Baskıları eleştirenler yine eleştiriyor, haklı olduğunu savunanlar ya yüksek sesle ya da susarak aynı şeyi yeniden yapıyor. Belli bir kesim için ‘Bak, size de oldu’ denilebilir ama yine aynı kesimin sadece kendisine yapılanı mesele olarak gördüğünü söyleyebiliriz. Bu ayrışmalar maalesef çok derin ve sadece bugünün meselesi değil” dedi.

Kürt medyasına yönelik baskıların bazı kesimler tarafından haklı bulunduğuna dikkat çeken Tahincioğlu, “Bu eylemlerin büyük bölümü haklı bulunuyor. Oysa barış ortamı için çaba harcanırken belki herkesin bu konular üzerinde de düşünmesi gerekir. Oysa derin ayrışmalar ve alışkanlıklar var. Bunların terk edilmesi, başka gözle bakılması çok kolay değil. Ancak zaten anlamak ve anlaşılmak söz konusu olmadan bu süreçlerin başarıya ulaşması da çok düşük bir ihtimal” diye belirtti.

‘MESELE MESLEK ÖRGÜTLERİNİN GÜCÜ VE ETKİSİNDEN ÇOK DAHA BÜYÜK’

Basın meslek örgütleri ve sendikaların tutumuna da değinen Gökçer Tahincioğlu, meslek örgütlerinin kendi içinde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“Meslek örgütlerini de bu kadar homojen yorumlamamak lazım. Ancak bizim anladığımız, işini hakkıyla yapan meslek örgütlerinin güçleri ve etkileri de sınırlı. Medyanın büyük bölümünün bu yapıda olduğu bir ortamda zaten güç ve etkinin büyük olmasını da bekleyemezsiniz.

Bu anlamda bazı meslek örgütlerine haksızlık edildiğini düşünüyorum. Bu noktada iş bir ölçüde kamuoyuna ve siyasete düşüyor. Gazeteciler nicelik ve mecra olarak bu kadar azalmış, gazetecilik bu kadar köşeye sıkışmışken çabalayıp duranları eleştirmek bana hakkaniyetli gelmiyor. Mesele meslek örgütlerinin gücü ve etkisinden çok daha büyük maalesef.”