DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzirom İl Örgütü’nün 2. Olağan İl Kongresine katıldı.
BU KONGRE AYNI ZAMANDA SİYASİ BİR ATILIMDIR
Tülay Hatimoğulları kongrede yaptığı konuşmada, bu kongrenin aynı zamanda siyasi bir atılım olduğunu belirterek, “Türkiye’de özellikle siyasetin yeniden yapılandığı bir dönemde, Barış ve Demokratik Toplum Sürecini inşa ettiğimiz bir dönemde gerçekleştirdiğimiz her bir kongre aynı zamanda bir siyasi atılımdır” dedi.
Yaşanan ekonomik kriz ve yoksullaşmaya dikkat çeken Tülay Hatimoğulları, iktidarın uyguladığı siyasetin ürünü olarak aşırı yoksullukla karşı karşı olunduğunu belirtti.
TÜRKİYE VURGUNLARIN MERKEZİ HALİNE GELDİ
“Yüzyılın vurgunun sorumlusu iktidarın önünü açtığı yolsuzluk furyasıdır” diyen Tülay Hatimoğulları, 80’ler ve 90’lardaki vurgunları hatırlatarak, son olarak Tera ve Pusula Holdingler üzerinden yapılan vurgunlara dikkat çekti.
Tülay Hatimoğulları, “Ne yazık ki vurgunların merkezi haline dönüştürdüler ülkeyi. Borsadaki vurgun bas bas bağırarak geldi. Sermaye Piyasası Kurulu bunu biliyordu. Devlet biliyordu, iktidar biliyordu. Herkes biliyordu ama buna göz yumdu” dedi.
Türkiye’nin bugün yoksulluğun en dibini yaşayan ülkeler arasında olduğunu ifade eden Tülay Hatimoğulları, “Bu böyle gitmez, bu düzen değişecek. Canımızı, malımızı, ekmeğimizi, aşımızı alıyor bu sistem bizden. Ve biz bunun yerine adil, demokratik, hiç kimsenin aç kalmadığı, herkesin evine giderken eşine, evine, çocuğuna aş götürebildiği, sıcak ekmek götürebildiği bir düzeni bu topraklarda inşa edeceğiz. Bunu hak, hukuk ve adalet denklemi ile inşa edeceğiz” şeklinde konuştu.
ÇERÇEVE YASA ÖNEMLİ BİR FIRSAT VERDİ
Çerçeve yasa ve “Bu süreç ne olacak?” sorusuna da yanıt veren Tülay Hatimoğulları, “Bakın bu çerçeve yasa şu anda bütün Türkiye'ye çok önemli bir fırsat verdi. Ama hakkıyla uygulanması şartıyla bir fırsattır bu. Şayet bu çerçeve yasanın ortaya koyacağı pratik süreçlerde somut adımların atılması gerçekleşmezse biz bu süreci hep birlikte kaybetmiş oluruz. Dolayısıyla başta devlet ve iktidar olmak üzere sorumlular, taraflar görev ve sorumluluklarını yerine getirme bilinciyle davranmak durumundalar” diye belirtti.
“Yüz yılı aşkındır Türkiye halkları Erzurum Kongresi'nde ortaya konan anlayışın yaşam bulmasını bekliyor” diyen Tülah Hatimoğulları şunları ifade etti:
“Barış ve Demokratik Toplum Süreci bir milletin, bir anlayışın geriye itildiği, bir halkın geriye itildiği bir anlayış değildir, olamaz. Bu bir adım ileri, beş adım geri mantığıyla da yürütülemez. Bizler asla geriye bakmamalıyız bu süreçte. Herkes daima ileriye bakmalı.”
EKİM AYINDA PRATİKLEŞMELİ
Tülay Hatimoğulları, “Teyit tespit sürecinin hızla tamamlanmasıyla ve çerçeve yasanın Milli Güvenlik Kurulu kararına resmi olarak bağlanmasıyla ve bunun resmi gazetede yayınlanarak pratikleşmesiyle, bunun adımı atılacak. Atılmalı, beklenmemeli bu konuda” dedi.
“Türkiye, Kürt sorununu barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözebilmeli ve bu konuda somut adımlar atabilmeli” diyen Tülay Hatimoğulları, “Bu somut koşullar bize bunu dayatmaktadır” diye ekledi.
MÜCADELE EDE EDE KAZANACAĞIZ
Tülay Hatimoğulları, “Bu sürecin başarısı izleyerek, görerek ‘acaba ne olacak, bakalım ne olacak’ diyerek gelmez, DEM Parti'de mücadele yürüten değerli yoldaşlarımızın, canlarımızın bekleyeceği bir durum yok. Bize barış süreci altın tepsiyle sunulmayacak. Mücadele ede ede kazanacağız. İnanın geçmişte yürüttüğümüz mücadele, ödenen ağır bedeller ne kadar çoktuysa şimdi daha güçlü bir şekilde emek vermek, daha güçlü bir şekilde örgütlenmek durumundayız” şeklinde konuştu.
ARTIK SİYASİ VE HUKUKİ KAZANIMLARI SOMUTA DÖKMELİYİZ
Tülay Hatimoğulları şöyle devam etti: “Çünkü Sayın Abdullah Öcalan'ın çağrısıyla gerçekleşen Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı yepyeni bir sürecin kapılarını açtı. Bu süreçte Kürt halkı bugüne kadar varlık ve yokluk mücadelesiyle karşı karşıyaydı ama artık bütün dünya Kürt halkının onurlu varoluşunu görmüştür. Kürt halkı kendini bütün dünyaya kanıtlamış durumdadır, göstermiş durumdadır. Mücadelesiyle, perspektifiyle, örgütlü duruşuyla Suriye'de, Irak'ta, İran'da, Türkiye'de varlığını bütün dünyaya kanıtlamış ve göstermiş durumdadır. Ve Sayın Öcalan diyor ki, yepyeni bir evreye geçmeliyiz. Bu yepyeni evrede artık siyasi ve hukuki kazanımları somuta dökmek zorundayız. Yani bugüne kadar uğrunda mücadele edilen, bedel ödenmiş olan taleplerin bundan sonraki evresinde demokrasi mücadelesini en güçlü şekilde yürüterek, artık Kürt sorununun çözümünün siyasi bir kimliğe, hukuki bir zemine kavuşması gereken bir evredeyiz diyor. Ve dolayısıyla bu perspektifi hayata geçirebilmenin en önemli yolu partimizi güçlendirmek, DEM Parti’yi her yerde örgütlemek, sokak sokak, mahalle mahalle, meclisler, mahalle komisyonları şeklinde güçlü bir örgütlenme, kadın örgütlenmesini daha güçlendirmek, gençlik örgütlenmesi, ekoloji mücadelesi ve bütün siyasal ve toplumsal alanlarda çok daha güçlü örgütlenmek. Dernekler, kurumlar hepsi çok daha güçlü bir şekilde örgütlenmeli ki, demokrasi mücadelemiz Türkiye'de sonuç alabilsin. Yani sadece protesto eden, sadece talep eden değil, hakkını koparan, alan, somut kazanımlarla süreci taçlandıran bir döneme geçmek durumundayız.”
“Bakın bu sürecin en büyük sorunlarından biri iktidar sürekli tek taraflı adımlar bekliyor” diyen Tülay Hatimoğulları, şunları ifade etti:
“Biz buradan Erzurum'dan Ankara'ya iktidara soruyoruz. Sevgili Figen Yüksekdağ, sevgili Selahattin Demirtaş’ın bırakılması için Milli Güvenlik Kurulu kararına ihtiyaç var mı? Hayır, yok. Ortada çok önemli bir AİHM kararı var ve AİHM kararının hayata geçmesi durumunda zaten Kobani'den tutuklu bütün arkadaşlarımız serbest bırakılmalı. Bakın bir diğeri Ahmet Türk, Devrim Demir ve yerlerine kayyım atanmış bütün belediye eş başkanlarımızın görevlerine geri dönmesi için Milli Güvenlik Kurulu kararına mı ihtiyaç var? Hayır. Kayyım yasası çekilecek. Hatta kayyım yasası fiilen çekilmeden uzatmalar yapılmayacak ve kayyımlar el çektirilecek. Gasp ettikleri görev yerlerine seçilmişler atanmışların yerine geri gelecek. Çünkü atanmışlar seçilmişlerin yerlerini çalmıştır. Bu süreçte demokrasiyi katleden o kadar ciddi adımlar atılıyor ki iktidar tarafından. Bakın muhalefet belediyelerinin her birini hile ile ele geçirmeye çalışıyorlar.”
Muhalefete, farklı seslerin üzerindeki baskılara derhal son vermeye çağıran Tülay Hatimoğulları, ayrıca kadın cinayetlerine son vermek için de güçlü mücadele yürütmek gerektiğinin altını çizdi.
Tülay Hatimoğulları, “Kadın yaşam özgürlük, mara haya hırıye, jin jiyan azadî bizim ana felsefemiz olmaya devam edecek” diye vurguladı.
YÖNETİME TALİBİZ
Demokratik Cumhuriyet Hareketi bilinciyle ülkeyi yönetmeye talip olduklarının altını çizen Tülay Hatimoğulları, “Bu ülkenin demokratik bir yönetime ihtiyacı var. Ve biz DEM Parti olarak Türkiye'nin demokratik bir şekilde yönetilmesine adayız. Bizler öyle bir yönetim anlayışı inşa edeceğiz ki bu ülkede hiç kimse ötekileştirilmeyecek. Hiç kimse yok sayılmayacak. Demokrasiyi sadece kendimize bir şemsiye yapmayacağız. Demokrasi demek, herkese eşit yaklaşmak demektir (...) Ayrımız, gayrımız asla olmayacak. Kürtler olarak, Aleviler olarak, kadınlar olarak bizler demokratik yönetimi talep ediyoruz.”
YEPYENİ BİR EVREDEYİZ
Tülay Hatimoğulları son olarak şunları söyledi: “Biz yepyeni bir evredeyiz. Yepyeni bir sayfanın ilk satırını yazıyoruz şu an. Bu yepyeni sayfanın ilk satırı demokrasi mücadelesini daha da büyütmek, genişletmek ve derinleştirmek. Bu sayfanın ilk cümlesi budur. Biz bunu pekala başarabiliriz. Örgütlü bir gücün başaramayacağı hiçbir şey yoktur. Eksiğimiz olabilir, hatalı davranışlarımız olabilir, yanlışlarımız olabilir. Yerelden merkeze kadar hepsi olabilir. Bu konuda en önemli yaklaşımımız eleştiri ve öz eleştiridir. Sürekli fotoğrafın büyük tarafını görmek. Fotoğrafın büyük tarafı barış ve demokratik toplumun inşasıdır. Kutup yıldızı olarak bunu görüp buradan asla ayrılmamalıyız. Ve dolayısıyla hep birlikte yürek yüreğe, can cana duygu ve düşüncelerimizle ve bilincimizle bir arada olarak pekala başarabileceğimize inanıyorum.