Almanya’da yaklaşık 3,8 milyon seçmen, 20 Eylül Pazar günü Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern’da sandık başına gidecek. Berlin’de yaklaşık 2,5 milyon seçmen Temsilciler Meclisi’ni (Abgeordnetenhaus), Mecklenburg-Vorpommern’da ise yaklaşık 1,3 milyon seçmen yeni eyalet parlamentosunu belirleyecek.
Her iki seçim de Almanya’da aşırı sağcı AfD’nin son yıllardaki yükselişi nedeniyle eyalet sınırlarını aşan bir önem taşıyor. Ancak iki eyalette oldukça farklı siyasi tablolar bulunuyor. Berlin’de Sol Parti, CDU, AfD ve Yeşiller arasında parçalı bir yarış yaşanırken Mecklenburg-Vorpommern’da AfD ile Başbakan Manuela Schwesig’in SPD’si diğer partilerden büyük ölçüde ayrışmış durumda.
BERLİN’DE SOL PARTİ İLE CDU BAŞA BAŞ
Berlin’de son anketler Sol Parti ile CDU arasında oldukça yakın bir yarışa işaret ediyor.
17 Eylül’de yayımlanan Forschungsgruppe Wahlen araştırmasında Sol Parti yüzde 22 ile ilk sırada, CDU yüzde 20 ile ikinci sırada bulunuyor. AfD yüzde 18, Yeşiller yüzde 15, SPD yüzde 12 ve BSW yüzde 4 seviyesinde.
18 Eylül tarihli INSA araştırmasında ise tablo yine oldukça yakın: Sol Parti yüzde 21, CDU yüzde 20, AfD yüzde 18, Yeşiller yüzde 15, SPD yüzde 12 ve BSW yüzde 5.
Anketler arasındaki küçük farklılıklar dikkate alındığında Berlin’de seçim gecesinin en önemli sorularından biri Sol Parti ile CDU’dan hangisinin birinci çıkacağı olacak.
AfD ise anketlerde yüzde 18 civarında seyrediyor. Bu oran, partinin 2023’teki yüzde 9,1’lik sonucunun yaklaşık iki katına karşılık geliyor. AfD böylece Berlin’de tarihindeki en yüksek sonuçlardan birini alma ihtimaliyle seçime giriyor.
Mevcut CDU-SPD hükümetinin ise anketlere göre çoğunluğunu koruması mümkün görünmüyor. ZDF’nin son projeksiyonunda olası çoğunluk seçenekleri arasında Sol Parti-Yeşiller-SPD veya CDU-Yeşiller-SPD koalisyonları bulunuyor.
AFD BERLİN’DE YÜZDE 18 BANDINA YÜKSELDİ
Berlin’de AfD’nin yükselişi seçim kampanyasının en fazla tartışılan konularından biri oldu.
Kristin Brinker’in başbakan adayı olduğu AfD, seçim programında göç ve güvenlik politikalarını öne çıkarıyor. Parti, konut tahsisinde Alman yurttaşlarına öncelik verilmesini, Berlin ilçelerinde ayrı polis güçleri oluşturulmasını ve Eyalet Göçmenlik Dairesi’nin “remigration” olarak adlandırılan geri gönderme politikalarında görev almasını istiyor. Berlin’deki diğer büyük partiler AfD ile koalisyon kurmayacaklarını açıkladı.
AfD etrafındaki tartışmalar seçim kampanyasının son haftalarına da taşındı. Lichtenberg’de düzenlenen bir AfD seçim etkinliğinde bazı katılımcıların gamalı haç ve Nazi dönemine gönderme yapan “88” sembolleri taşıması üzerine polis soruşturma başlattı. AfD ise söz konusu sembollerden haberdar olmadığını ve bunları kabul etmediğini açıkladı.
Berlin’de ayrıca AfD eyalet teşkilatının Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından izlenip izlenmediği de tartışılıyor. Berlin İçişleri yönetimi, seçim ve hükümet kurma süreci tamamlanmadan bu konuda açıklama yapmayacağını bildirdi.
Seçim kampanyasında siyasi şiddet de gündeme geldi. Berlin polisinin verilerine göre ağustos başından eylül ortasına kadar parti üyeleri ve seçim çalışanlarına yönelik 39 saldırı kayda geçti. Bunların 18’i AfD mensuplarına yönelikti. Aynı dönemde en az 1.252 seçim afişinin tahrip edildiği, bunların 801’inin AfD’ye ait olduğu bildirildi.
MECKLENBURG-VORPOMMERN’DA SPD-AFD YARIŞI
Berlin’den daha çarpıcı tablo ise Mecklenburg-Vorpommern’da yaşanıyor.
Son haftalarda yapılan anketlerde AfD ve SPD diğer partilerden büyük ölçüde ayrıştı. 16 Eylül’de yayımlanan INSA araştırmasında AfD yüzde 37, SPD yüzde 35 seviyesindeydi. 17 Eylül tarihli Forschungsgruppe Wahlen araştırmasında ise SPD yüzde 37’ye yükselirken AfD yüzde 36 olarak ölçüldü.
Dolayısıyla anketler belirgin bir birinciden ziyade, ölçüm hata payları da dikkate alındığında oldukça yakın bir yarışa işaret ediyor.
Başbakan Manuela Schwesig’in SPD’si 2021 seçimlerinde yüzde 39,6 oy almış, AfD ise yüzde 16,7’de kalmıştı. Son anketler doğru çıkarsa AfD beş yıl içinde oy oranını iki kattan fazla artırmış olacak.
Diğer partiler ise iki büyük rakibin oldukça gerisinde. Son Forschungsgruppe Wahlen araştırmasında Sol Parti yüzde 9, CDU yüzde 6, Yeşiller yüzde 5 ve BSW yüzde 4 olarak ölçüldü. Özellikle CDU açısından yüzde 6-7 bandındaki sonuç, partinin eyalette tarihsel ölçekte ağır bir kayıp yaşaması anlamına gelebilir.
AFD’NİN PROGRAMI TARTIŞMA YARATTI
Mecklenburg-Vorpommern’daki seçim kampanyasının merkezinde AfD’nin yükselişi ve partiyle iş birliği yapılıp yapılmayacağı tartışması bulunuyor.
AfD seçim kampanyasında göç, enerji ve güvenlik politikalarını öne çıkarıyor. Parti, eyalet çapında sığınmacı kabulünün son çare olarak durdurulmasını, rüzgâr enerjisi yatırımlarının genişletilmesinin engellenmesini, NDR ile yapılan devlet sözleşmesinden çıkılmasını ve Nord Stream doğal gaz boru hatlarının yeniden faaliyete geçirilmesini savunuyor. Bu taleplerin bazılarının eyalet hükümetinin tek başına karar verebileceği alanların dışında olduğu belirtiliyor.
NDR’nin incelediği AfD seçim programında ise “völkisch-nationalistisch”, yani etnik-milliyetçi bir çizginin belirgin olduğu değerlendirmesi yapıldı. Parti yöneticileri bu değerlendirmelere tepki gösterirken programı “mavi değişim” hedefiyle savunuyor.
AfD’nin başbakan adayı olarak öne çıkardığı Leif-Erik Holm ile SPD’li Manuela Schwesig arasındaki rekabet kampanyanın son günlerinde daha da sertleşti. İki isim NDR’de televizyon tartışmasında karşı karşıya geldi. AfD’nin eyalet listesinin birinci sırasında ise parti eşbaşkanı Enrico Schult bulunuyor.
‘AFD İLE İŞ BİRLİĞİ’ TARTIŞMASI
Mecklenburg-Vorpommern’da AfD’nin yüksek oy oranı, Almanya siyasetinin son yıllardaki temel tartışmalarından biri olan “Brandmauer”, yani diğer partilerin AfD ile iş birliği yapmaması yaklaşımını da yeniden gündeme taşıdı.
Temmuz ayında Infratest dimap tarafından yapılan araştırmada seçmenlerin yüzde 62’si parlamentoda diğer partilerin AfD ile ortak önerge vermesini veya AfD’nin oylarıyla karar alınmasını kabul edilebilir buldu. AfD’nin eyalet hükümetine katılmasına ilişkin tutum ise daha bölünmüş durumda; araştırmada yaklaşık yarıya yakın bir kesim böyle bir seçeneğe açık olduğunu belirtirken yüzde 44 buna karşı çıktı. AfD’li bir başbakanı kabul edilemez bulanların oranı yüzde 51 oldu.
Buna karşılık seçim kampanyasında çeşitli dini toplulukların temsilcileri ortak bir açıklama yaparak seçmenlere azınlıkların korunmasını oy verirken dikkate alma çağrısında bulundu. Açıklama, AfD’ye karşı bir tutum olarak yorumlandı.
SEÇİMLERDE EKONOMİ, EĞİTİM VE GÖÇ ÖNE ÇIKIYOR
AfD tartışması seçimlere damgasını vursa da Mecklenburg-Vorpommern seçmenlerinin gündemi yalnızca göç politikalarından oluşmuyor.
Infratest dimap araştırmasına göre seçmenlerin eyalet hükümetinden çözmesini beklediği sorunların başında eğitim ve okullar geliyor. Ekonomi ve göç bunları izlerken işsizlik, sağlık hizmetleri, emeklilik ve sosyal adaletsizlik de öne çıkan başlıklar arasında.
Berlin’de ise konut ve kiralar, ulaşım, güvenlik, eğitim ve kentin idaresi seçim kampanyasının başlıca konuları arasında bulunuyor. Mevcut CDU-SPD hükümetinin çoğunluğunu kaybetme ihtimali, seçim sonrasında koalisyon görüşmelerini de belirleyici hale getiriyor.
GÖZLER PAZAR GÜNÜ SANDIKLARDA
Berlin’de son anketlerde Sol Parti yüzde 21-22, CDU yüzde 20, AfD yüzde 18 bandında bulunuyor. Mecklenburg-Vorpommern’da ise SPD ve AfD yüzde 35-37 aralığında başa baş bir yarış yürütüyor.
Ancak anketler seçim sonucu değil, araştırmaların yapıldığı tarihteki seçmen eğilimlerinin ölçümü. Özellikle Berlin’de partiler arasındaki farkların küçük olması ve Mecklenburg-Vorpommern’da SPD ile AfD arasındaki farkın hata payının içinde kalması nedeniyle nihai tabloyu sandık sonuçları belirleyecek.
20 Eylül seçimleri, iki eyalette kimin hükümet kuracağının yanı sıra AfD’nin Almanya’nın doğusunda ulaştığı desteğin Mecklenburg-Vorpommern’da nasıl bir sandık sonucuna dönüşeceğini ve partinin Berlin gibi büyük ve daha heterojen bir kentte ne ölçüde güç kazanacağını da gösterecek.