Gazeteci, yazar, akademisyen, siyasetçi ve aktivist kadınların da aralarında bulunduğu 80 kadının çağrısıyla düzenlenen “Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor” konferansı başladı.
Konferans, açılış konuşmasının ardından İlkay Akkaya, Feryal Öney, Nurcan Değirmenci ve Selda Öztürk'ün müzik dinletisi ile devam etti. Konferansa farklı kentlerden 500'ü aşkın kadın katıldı. Sêrt'te Uzman Çavuş Musa Orhan'ın cinsel saldırısı ve intihara sürüklemesi sonucu yaşamını yitiren İpek Er'in annesi Hikmet Kılınç da konferansa katıldı. Hikmet Kılınç, kızının eşyalarını, fotoğraflarını ve saçlarını göstererek, "Kızım için adalet istiyorum" dedi.
Üç oturumdan oluşan konferans, "Özgürlükler, demokrasi, adalet ve eşit yurttaşlık" başlıklı ilk oturumuyla devam etti. İlk oturumda Siyasetçi Gültan Kışanak, Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi üyesi Feride Eralp, Siyasetçi Zeynep Altıok Akatlı, Yazar Hidayet Şefkatli Tuksal ve Siyaset Bilimci Füsun Üstel konuştu.
FÜSUN ÜSTEL: BİZE GEREKLİ OLAN EŞİT YURTTAŞLIK
Füsun Üstel, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi'nin (DEM Parti) Meclis Komisyonuna sunduğu raporun 4'üncü maddesinde yer alan hukuki düzenlemelere dikkat çekerek, şöyle konuştu:
“Burada bir geçiş hukuku mimarisinden bahsediliyor. Burada çok çeşitli talepler gündeme getiriliyor. Alevilerin eşit yurttaşlığı, inanç özgürlüğü bağlamında taleplerinin karşılanması, Siyasi Partiler Kanunu'nda, Seçim Kanunu'nda birtakım değişiklikler yapılması, Anayasa'nın eğitim ve öğretim hakkını belirleyen 42'nci maddesinde anadilinin hem eğitimde hem kamusal alanın çeşitli yerlerinde kullanılmasını sağlayacak değişiklikler ve son olarak vatandaşlığı tanımlayan 66'ncı madde. Eşit yurttaşlık talebi, devlet ve birey arasında yansız ve tarafsız bir ilişkiye dayanan bir yurttaşlık anlayışı. Yurttaşlık, bildiğimiz gibi aslında bir iç gerilimi yansıtıyor. Yurttaşlık hem içeren hem dışarıda bırakan bir statü. İç ve dış sınırları olan bir kavram yurttaşlık. Aslında var olan eşitsizlikleri örtüyor. Eşit yurttaşlık talebi tek başına yeterli değil. Hak ve özgürlüklerin tırpanlandığı, kamusal alanların giderek daraldığı ve çeşitli dışlanma biçimlerinin yaratıldığı bir ortamda eşit yurttaşlık yeter mi? Aslında bize gerekli olan eşit yurttaşlık artı haklardır.”
Kadınlar açısından eşit yurttaşlık talebinin de sorgulanması gerektiğini söyleyen Füsun Üstel, "Eşit yurttaşlık kadınlar açısından ne ifade ediyor? Eşit yurttaşlık kadınları kapsayacak kadar geniş mi? Eşit yurttaşlığın arka planında eril normlar, patriyarkal düzen ve hiyerarşiler var. Yerelde kadınlara karşı yükselen büyük bir karşı hamle ile karşı karşıyayız. Sadece yerelde değil, küresel düzeyde de kadınlara karşı sağ, muhafazakâr, otoriter rejimlerin ittifakını görüyoruz. Dolayısıyla eşit yurttaşlık talebiyle yetinmemek gerekiyor. Barış ve demokratik toplum inşasında bunu tartışarak gündeme getirebiliriz" dedi.
GÜLTAN KIŞANAK: ÖZGÜRLÜK İZİNLE OLMAZ
Gültan Kışanak, "Özgürlük dediğimiz şey bizde başlayan, bizde biten bir şey. Özgürlükler ne egemenlerin ne erkeklerin izin vermesiyle açılacak bir alan değil. Sen yapmazsan asla olmuyor. Ataerkil, kapitalist, kolonyalist sistemi çözmeden biz eşit yurttaş olamıyoruz. Eşit yurttaşlık meselesine gelince, ırk, sınıf, cinsiyet meselesi gibi yazınca olmuyor. Kürt meselesinin de 'biz olamamaktan' kaynaklandığını hep konuşuyoruz. Farklılıkların kesişim alanı olduğuna, orada politika üreterek ortak geleceğimizi kurabileceğimize inanıyoruz. Başaracağız" diye konuştu.
HİDAYET ŞEFKATLİ TUKSAL: FARKLILIKLARDAN ÇOK ORTAKLIKLARIMIZI KONUŞMALIYIZ
Feminist Yazar Hidayet Şefkatli Tuksal da Türkiye'de kadınlara yönelik baskı ve şiddet politikalarına karşı kadın hareketi ile Kürt kadın hareketinin birlikte mücadele ettiğinin altını çizerek, "Hepimiz farklı mahallelerden geliyoruz diyoruz sürekli. Farklılıklarımızı konuşmak yerine ortaklıklarımızı dillendirmeliyiz. Öğrenmek ve birlikte ne yapabileceğimizi konuşmak için daha çok bir araya gelmemiz gerekiyor" diye belirtti.
FERİDE ERALP: ADALET OLMADAN BARIŞ SAĞLANMAZ
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi üyesi Feride Eralp, adalet ve eşit yurttaşlık olmadan barışın tam anlamıyla sağlanamayacağını vurguladı. Salonda bulunan İpek Er'in annesine hitap ederek konuşmasını sürdüren Feride Eralp, "Burada İpek Er'in fotoğrafına bakarak konuşuyoruz. Adalet olmadan barış, savaşın gündelik hayatta kadınların bedenine çatışmasının devam etmesi olur. Savaş sadece silahla olan bir şey değil." dedi. Kadınların maruz kaldığı ev içi şiddetin devlet politikalarıyla ilişkisine dikkat çeken Feride Eralp, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Yurttaşlık kavramı oluştuğundan beri aile, nüfus ve güvenlik kavramlarının yan yana gelmesi tesadüf değil. Türkiye'de nüfus artış hızının düşmesi neden bir endişe? Çünkü ucuz iş gücü düşecek. Mekke Antlaşması konuşuluyor mesela, ne vadedecek Suudi Arabistan'a ya da nasıl 'NATO'nun ikinci büyük ordusuyum' diyecek? Bir diğer nedeni de bakıma ihtiyacı olan yaşlı nüfusun artacak olması. Türkiye gibi bir ülkede yaşlılara aile içinde kadınların bakması bekleniyor" diye belirtti.
ZEYNEP ALTIOK AKATLI: SİYASETİ BARIŞ DİLİYLE KURMALIYIZ
Siyasetçi Zeynep Altıok Akatlı, "Birbirimizin görmediğimiz yerlerinde, katılmadığımız fikirlerinde çoğalabileceğini ve bize de bir şey öğretebileceğini düşünüyorum. Barışı aynı inançla sahiplenerek konuşurken hangi dili benimsediğimizi, muhalefetin kendi içinde yürüttüğü tartışmalarda bile iktidarın şiddet diline ve söylemlerine bakarak, barışın bir kültür olduğunun bize unutturulduğu bir şiddet kültürü içerisinde eritilmiş barış kültürünü konuşmak istiyorum. Barışı, eşit yurttaşlık kavramını içselleştirebilmek için toplumun geçmişten bugüne getirdiği acıları, ne acıların yaşandığını bilmek, öğrenmek ve yaşatmak zorundayız. Ataerkil toplumlarda kadın olmak zor ama kadın olmak, Kürt olmak, Alevi olmak, işçi olmak, boşanmış olmak, inançsız olmak; bütün bu kavramlar yan yana konulduğunda 'suç' olarak görülüyor. Kendinden olmayanın tahrik olma özgürlüğünü alabildiğine savunan bir şiddet kültürü içerisinde barış demeyi sürdüren kadınlar olmak istiyoruz. O yüzden siyasetin dilini de kadın diliyle, kültür olarak da barış diliyle yeniden kurmak gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Konferansın ilk oturumu, katılanların söz alması ve soru cevap bölümü ile devam etti.