Kürt siyasi tutsak Werîşe Muradî, tutulduğu Evin Hapishanesinden İran’daki protestolara destek mesajı yayımladı.
Protestocularla dayanışma içinde olduğunu belirten Werîşe Muradî’nin mesajı şöyle:
DİNİ DESPOTİZME KARŞI JIN JIYAN AZADÎ
Bu sözler, idam ve baskının sesiyle sürekli yankılanan hücrelerin yanında, cezaevi duvarlarının arkasından yazılıyor. Güç, bedenleri hapse atabileceğini, sesleri susturabileceğini ve halkın iradesini kırabileceğini sanıyor; ancak tarih defalarca gösterdi ki hiçbir duvar, çubuk veya ip, direniş ateşini söndürememiştir.
İran’ın farklı şehirlerinde, özellikle Îlam ve Kirmaşan’daki mevcut protestolar, hayatı ve insan onurunu top, silah, hapis ve idamla rehin alan başarısız bir sistemin doğrudan ürünüdür. Melekşahi’deki katliam, bu sistemin acımasızlığının ve çaresizliğinin çıplak göstergesidir; açık bir şekilde kan ve baskı ne meşruiyet yaratır ne de istikrar, aksine direniş ve kolektif iradeyi yeniden üretir.
Bu yol, ‘Jin, jiyan, azadî’ tarihsel kopuşunun bir devamıdır; bu kopuş, toplumu hem dini despotizm hem de monarşinin geri kalmış kutuplarından geçirmiştir. Sembol olarak değil hem ataerkil hem de otoriter güç düzenlerini sorgulayan bir güç olarak kadınlar, bu mücadelenin öncüleridir. Kadınların sahadaki varlığı, sadece güç dengelerini alt üst etmekle kalmaz, aynı zamanda özgürlüğün toplumun kalbinde var olduğunu ve hiçbir diktatörün, kralın veya gerici sistemin bunu ele geçiremeyeceğini gösterir.
Kürdistan halkı, tarih boyunca kritik anlarda, toplumsal örgütlenmeye ve canlı direniş hafızasına dayanarak, her güç merkezinden bağımsız ve bilinçli bir şekilde, en kısa sürede sahada yer aldığını kanıtlamıştır. Kürdistan’daki mücadele, kolektif irade, tarihsel direniş deneyimi ve toplumun canlı ağlarıyla şekillenmiştir; bu mücadele özgürlüğü bir vaat değil, eylem olarak görür. Bu coğrafya, tarihin dikte edilen mesajlarla, nostaljik kraliyet anlatılarıyla değil, eylem, direniş ve fedakarlıkla yazıldığını göstermiştir.
Bugün mesele geri dönüş değil ne tahta geri dönüş ne de İslamcı sistemin yeniden üretilmesi. Mesele, her iki gerici güç biçimini tarihsel olarak aşmaktır. Bu yolun liderliği halkın elindedir ne dünün kralları ne de bugünün yöneticileri. Biz, tüm halkların, etniklerin ve inançların katılımıyla kendi kaderini belirleyen, iradeli, demokratik ve çok sesli bir topluma inanıyoruz.
Özgürlük, tam da bu toplumun içinde var olup, hiçbir cezaevi, idam, baskı ve güç, bu tarihsel süreci durduramaz.”