GÖRÜNTÜLÜ

"Şehit Dîlan davasına, toprağına aşıktı"

Şehit Dîlan Şirnex’in kardeşi Selim Barınç ile arkadaşları, Dîlan’ın mücadeleyle geçen yaşamını anlattı. Yakınları, Kobanê’de “Ya şehit düşeceğim ya da özgürlüğünü göreceğim” diyen şehit Dîlan'ın anısının yaşatılacağını söyledi.

ŞEHİT DILAN SIRNEX

Geçtiğimiz günlerde PAJK Koordinasyonu tarafından yapılan açıklamada Dîlan Şirnex’in (Rabia Barınç) yakalandığı kanser hastalığı sebebiyle 17 Eylül 2026 günü şehitler kervanına katıldığını bildirildi.

Kardeşi Selim ve arkadaşları Rahime Arzu ile Leyla Arzu İlhan şehit Dîlan’ın yaşamını, mücadelesini, halka ve toprağına olan bağlılığını anlattı.


Şirnexlı yurtsever bir ailede büyüdüklerini söyleyen Selim Barınç, kardeşi şehit Dîlan’ı şu sözlerle anlattı: “4 erkek ve 4 kız kardeştik, heval Dîlan en büyüğümüzdü. Gerçekten, çocukluğundan şehadetine kadar çok inatçı bir insandı. Bir şeyi söylediği zaman kimse onu vazgeçiremezdi. Heval Dîlan'ın çok güçlü bir iradesi ve inancı vardı. Heval Dîlan toprağına aşıktı, Önderliğine aşıktı, davasına aşıktı. İnanıyorum ki bizler ve yoldaşları mutlaka amacını başarıya ulaştıracağız.

Heval Dîlan, bizim en büyüğümüzdü. Eğer bir gün anne babamızı kaybedersek heval Dîlan bize annelik, babalık yapar derdim. Ama heval Dîlan şehadete ulaştı.

Heval Dîlan nereye giderse gitsin doğallığı, sadeliği, mütevaziliği ve şakacı yönüyle mutlaka bir iz bırakırdı. Aynı zamanda çok merhametliydi. İradeli, sevgi dolu bir insandı. Sağ olduğumuz sürece heval Dîlan da kalbimizde yaşayacaktır.”

Şehit Dîlan’ı 20 yıldır tanıdığını söyleyen şehit eşi Rahime Arzu, “Heval Dîlan bizim eve her geldiğinde bana "sen benim kız kardeşimsin" diyordu. Üç çocuğum var; onlara diyordu "bana teyze deyin ki, annenizin kız kardeşi olayım".

Yaklaşık bir ay önce beni aradı ve çocukları getir, seni ve çocukları görmek istiyorum dedi. Silêmanî'ye yanına geldim. Hastaneye gittim.

Heval Selim'in söylediği gibi çok şakacıydı, acısına ve hastalığına rağmen hala şakalaşıyordu, çocukları güldürüyordu. Çocuklara olan sevgisi bambaşkaydı. Hangi çocuk olduğuna, kimin çocuğuna bakmaz, hiçbir ayrım yapmazdı. Nereye giderse gitsin mutlaka kendisini sevdirirdi, o aileden biriymiş gibi hissettirirdi. İnsanlarla güçlü bir bağ kurardı. Bu yüzden yalnızca bizim ailemiz değil, örneğin kampta yüzlerce aile var, birçok aile heval Dîlan’ın cenazesine katılmak istedi. Ama düşman her tarafı ablukaya almış, gelenler de kaçak bir şekilde geldi. Ben ve üç kızım hayatta olduğumuz sürece heval Dîlan’ı unutturmayacağız. Nefes aldığımız sürece şehitlerimizin izinden gideceğiz, şehitlerimizin yolundan dönmeyeceğiz. Bir kez daha ‘Şehîd Namirin’ diyoruz” ifadelerini kullandı.

‘YA KOBANÊ’DE ŞEHİT DÜŞECEĞİM YA DA KOBANÊ’NİN ÖZGÜRLEŞTİĞİNİ GÖRECEĞİM’

Kürdistan Özgürlük Mücadelesinde babası ve iki kardeşi şehit olan Leyla Arzu İlhan, Şehit Dîlan şahsında Kürdistan Özgürlük Şehitlerini anarak sözlerine başladı.

“Her şehit bizim için bir hatıradır; her şehit bizim için bir mücadele gücüdür; her şehit bizim için mücadeleyi yükseltme iradesidir" diyen Leyla Arzu İlhan, şehit Dîlan Şirnex'i çocukluğundan beri tanıdığını ifade etti. 

Leyla Arzu İlhan, şehit Dîlan'ı şu sözlerle anlattı: 

"Heval Dîlan ile çocukluk arkadaşıydık. 90'lı yıllardan bugüne kadar arkadaşlığımız devam etti. Nerede olursak olalım mutlaka birbirimize ulaşırdık. Heval Dîlan gerçekten verdiği kararlara sonuna kadar bağlı bir insandı. Verdiği her karara sonuna kadar bağlıydı. Mücadele etme kararına da sonuna kadar başlıydı, tereddütsüz, şüphesiz yorulmadan hangi alan olursa olsun durmadan, sürekli mücadele içinde olurdu. Mücadele alanında da her zaman arkadaşlarının moral gücüydü; her zaman arkadaşlarının mücadelesini yükseltirdi. Günlerce yoldaşlarına hizmet edebilirdi, asla yoruldum demezdi, çok emek verirdi. Bazen ona sen yoruldun, yapma dediğimizde yorulsam da yoldaşlarıma emek vereceğim derdi. Yani sonuna kadar yoldaşlarına bağlıydı, yaşama bağlıydı, mücadeleye bağlıydı.

Hatta hastalığına rağmen, inanıyorum ki şehit düştüğü ana kadar bir kez bile hayatının şekilde sona ereceğini düşünmedi. Çünkü birçok kez onunla konuştuğumuzda, yanına gittiğimizde, biz bunu yapmayalım bu senin için iyi değil, seni yorar ya da sağlığın için iyi değil derdik ama o sürekli, ‘Hayır, ben iyileşeceğim, gelecekte birlikte nasıl yaşayacağımıza dair planlarımızı, bu hastalığı nasıl aşacağımıza ve bir kez daha hayata nasıl döneceğimize dair planlarımızı yapacağız" derdi. Hayalleri vardı, hatta hiçbir zaman bu hastalıktan dolayı yaşamını yitireceği düşüncesine kapılmadı. Çünkü heval Dîlan, koşullarının en zor olduğu dönemde mücadele etti. 90'lı yıllarda, özellikle 1994'ten sonra, düşmanın Kürt halkına yönelik gerçekleştirdiği en ağır operasyonlar döneminde heval Dîlan askeri alanda mücadele yürüttü. Toplumsal alanda da her zaman toplum içinde konuştuğunda dikkat çeken, topluma kendisini sevdiren ve toplum içinde yürüttüğü mücadeleyi kabul ettirebilen bir insandı. Özellikle Kobanê direnişinin o kadar zor olduğu dönemde, Kobanê direnişi başladığı andan Kobanê özgürleştirilene kadar mücadele etti.

Heval Dîlan gazi olmasına rağmen, sağlık sorunları olmasına rağmen Kobanê direnişinin başladığı günden Kobanê’nin özgürleştirilmesine kadar kendi iradesiyle oradan ayrılmadı. Arkadaşların onlarca kez, ‘Sen Kobanê’den çık, Kobanê'de yürütülen bu savaş senin için ağır’ demesine, ısrar etmesine rağmen heval Dîlan, ‘Ya Kobanê'de şehit düşeceğim ya da Kobanê'nin özgürlüğünü göreceğim’ diyordu. Böylesine büyük bir inançla, böylesine büyük bir aşkla mücadele yürüttü. Mücadelenin gerekli olduğu her yerde, çalışmanın gerekli olduğu her yerde, heval Dîlan hiçbir zaman, ben bu çalışmayı yürütmem, şu çalışmayı yürütürüm demezdi. Örgüt heval Dîlan için nereyi uygun görmüşse, orada hem kendi sorumluluğunu, hem de yoldaşlarının sorumluluğunu alırdı. Gerçekten şehadet bizim için kutsaldır, şehadet bizim için değerlidir. Fakat bu dönemde ve özellikle böyle bir hastalık nedeniyle heval Dîlan böyle bir şehadeti hak etmedi. Çünkü o da hastalığın kendisini yenemeyeceğine inanıyordu.

Hastalığı hakkında onunla konuştuğumuz her seferinde şöyle derdi, ‘Ben bunca zorluğu aştım, kanser yüzünden mücadelem sona erebilir mi?’ Fakat bu hastalık heval Dîlan'ın fiziki mücadelesini sonlandırdı. Ama biz onun ideolojik mücadelesinin, yoldaşlığının, yoldaşlarına ve topluma verdiği emeğin, gücün daha da büyüyeceğine inanıyoruz. Onun mücadelesine layık olmaya çalışacağız.

Evet, bugün heval Dîlan'ı toprağa verdik; fakat onun binlerce kişinin yüreğinde yaşadığına inanıyorum. Onun anıları, gülüşü, yoldaşları uğruna verdiği emek, heval Dîlan'ı bir an bile görmüş olan insanlar tarafından unutulmayacaktır. Mücadelesini ona layık bir şekilde büyüteceğiz, çünkü heval Dîlan da bunu isterdi. Onun hayali mücadeleyi büyütmekti; onun hayali insanların birbirine yardım edebildiği bir toplum, insanların birbirleriyle gerçek yoldaşlık kurabildiği bir toplum oluşturmaktı. Yaşamı boyunca yoldaşlarıyla doğru bir ilişki kurdu. Biz de bundan sonra onun fikirleriyle, düşünceleriyle ve hayalleriyle doğru bir yoldaşlık yürütmeye devam edeceğiz.”