Yazılı bir açıklama yapan DEM Parti komisyonu, “Yeni eğitim-öğretim yılı başlarken Türkiye eğitim sistemi; çocuk yoksulluğundan bütçe yetersizliğine, eğitimin ticarileştirilmesinden çocukların işçileştirilmesine ve cinsiyetçi politikalara kadar çok yönlü krizlerle karşı karşıyadır. Bu krizlerin çözümünde atılacak en anlamlı adımlardan biri, milyonlarca çocuğa kendi anadilinde eğitim alma imkânını tanımaktır” dedi.
Açıklama şu ifadelerle devam etti: “Bugün Kürt çocukları başta olmak üzere milyonlarca çocuk, bu imkâna kavuşamadan eğitim hayatına başlıyor. Oysa anadilinde eğitim, çocuğun kendi kimliğiyle, diliyle ve kültürüyle özgür bir birey olarak gelişmesinin güvencesidir.
Türkiye, son iki yıldır önemli bir süreçten geçiyor. Barış ve Demokratik Toplum Süreci, her bireyin ve toplumun doğuştan gelen haklarıyla eşit ve onurlu yurttaşlık temelinde bir arada yaşadığı demokratik bir düzeni hedefliyor. Demokratik, çoğulcu ve eşitlikçi bir toplumsal iklim, farklı dillerin ve kültürlerin haklarının güvenceye kavuşmasıyla mümkündür. Bu nedenle anadilinde eğitim hakkının yasal ve anayasal güvenceye kavuşturulması, barışın ve demokratik dönüşümün çok önemli adımlarından biridir.
Eğitim hakkının çocuğun anadiliyle güvence altına alınması, nitelikli eğitim ve toplumsal barış açısından da elzemdir. Bugün mevcut olan iki saatlik "seçmeli ders" hakkı, uzun yıllar süren mücadelenin ve dilin sahiplenilmesinin önemli bir kazanımıdır. Bu kazanımın üzerine inşa edilecek asıl adım, anadilini eğitimin dili hâline getirmek ve bunun güvencesini sağlamaktır.
Son dönemde Kürt dil kurumlarına ve münferit de olsa Kürtçe konuşanlara yönelik baskı ve saldırılar, provokasyonlara alan açmaktadır. Bunun önüne geçmek, demokratik birlikteliği ve kardeşliği güçlendirmek ancak diller arasında gerçek bir eşitliğin sağlanmasıyla mümkündür.
Anadili hakkı bizleri bölmez, aksine birleştirir. Bu hak, toplumsal barışın mayasıdır ve devredilemez bir haktır.
Başta TBMM olmak üzere idari ve sivil kurumları ve tüm toplumu, anadilinde eğitim hakkının tanınması için tarihsel bir sorumluluk almaya davet ediyoruz.”