Önder Apo’nun çağrısıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde iki yıla yaklaşılırken, çıkarılan çerçeve yasanın uygulanmasına yönelik adımlar ve hapishanelerdeki siyasi tutsakların durumu tartışılmaya devam ediyor.
Mecliste 470 milletvekilinin oyuyla kabul edilen ve kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak bilinen düzenlemenin yürürlüğe girmesinin üzerinden yaklaşık bir ay geçti. Özgürlük Hareketi, yasayı yetersiz bulmakla birlikte bir adım olarak değerlendirdi. Ancak yasanın uygulanmasına yönelik somut adımların gecikmesi, tutsaklar ve ailelerinde sürece ilişkin kaygıları artırıyor.
Siyasi tutsakların durumuna ilişkin adım beklentisi sürerken, hak ihlalleri, İdare ve Gözlem Kurullarının kararları ve infaz ertelemeleri de gündemdeki yerini koruyor.
Marmara Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği (MATUHAY-DER) Eşbaşkanı Nurten Karagöz, çerçeve yasanın yürürlüğe girmesinin ardından geçen bir aylık süreçte hapishanelerde yaşananları ve tutsak ailelerinin sürece yaklaşımını ANF’ye değerlendirdi.
‘SÜRECİN UZAMASI TUTSAK AİLELERİNDE GÜVENSİZLİĞE NEDEN OLUYOR’
Ailelerin, çıkarılan yasanın gereğinin yerine getirilmesini beklediğini belirten Nurten Karagöz, şöyle konuştu: “Elbette bu benim söylediklerim sadece benim düşüncelerim değil; ailelerden aldığımız geri bildirimler de bu yönde. Çünkü biz tutsak aileleriyle dayanışma derneğiyiz. Doğal olarak ailelerle çok iç içeyiz, bir aradayız, görüşüyoruz, gidip geliyoruz. Onların da söylediği şey şu: Kendi çocuklarının özgürlüğüne kavuşacağını düşünürken aslında sürecin bu kadar uzaması onlarda da ciddi bir güvensizliğe neden oluyor.
“Ailelerin talebi şu noktada: Madem bir yasa çıktı, devlet bu yasanın arkasında dursun ve gereğini yerine getirsin. Bir an önce gereğini yerine getirsin ki hem aileler çocuklarına kavuşabilsinler hem de gerçekten bu tıkanıklığın önü açılmış olsun. Yani bir tıkanıklık ya da en azından bir ağırdan alma durumu var; bunun bir an önce aşılması gerektiğini söylüyor aileler.”
‘TUTSAKLAR SÜRECİN ÖNÜNÜN AÇILMASINI TALEP EDİYOR’
Tutsakların meseleyi yalnızca kendi tahliyeleri üzerinden ele almadığını, sürecin önünün açılmasını istediklerini belirten Nurten Karagöz, şunları söyledi: “Şöyle söyleyeyim: Cezaevindeki tutsaklar elbette ki bu yasayla birlikte arkadaşların tahliye olmasını bekliyorlardı. Ama şöyle bir durum da yok: ‘Tahliye bekliyorlardı ama olmasa da bıktık artık, çıkarsınlar’ noktasında değiller. Biraz önce bahsettiğim gibi, sürecin önünün açılması noktasında onların da talepleri bu yönde. Elbette ki bu sürecin gecikmesi hem cezaevinde hem aileler üzerinde ağır bir psikolojik yük yaratıyor.
Diğer yandan, bu süreçle birlikte aslında cezaevlerindeki hukuksuzluğun azalması gereken noktada artmaya başladığını görüyoruz. İnfaz yakmalar, keyfi uygulamalar ve işkenceler ayyuka çıkmaya başladı. Buradan da şöyle bir sonuç çıkıyor: Aslında her cezaevi kendine göre bir hukuk oluşturmuş ve o hukuku uyguluyor. Oysa ki elbette bu ülkede tek bir hukukun geçerli olması gerekir. Keyfî uygulama dediğimiz şeyin kendisi de tam olarak bu.
Cezaevlerinde hâlâ İdare ve Gözlem Kurulları gibi bir gerçeklik var maalesef. Daha önce de defalarca bahsetmiştik; aslında hiçbir hukuki geçerliliği olmayan, böyle oluşturulmuş bir kurul ve bu mesele tamamen onların keyfiyetine bırakılmış durumda. Bir taraftan toplumun bir arada yaşaması ve kardeşlik hukuku üzerinden inşa edilmesi gerektiğini söyleyen devlet; diğer taraftan maalesef cezaevlerinde işkenceye, hukuksuzluğa, infaz yakmalara devam ediyor ve bunun sanki demokratikleşmenin bir parçasıymış gibi toplumun reaksiyon göstermemesini bekliyor. Şimdi öyle bir şey mümkün değil. Demokratik toplumun ya da bu konuda mücadele veren her kurumun ve bireyin elbette buna tepki göstermesi gerekir ve bu tepki çok doğaldır.”
‘TAHLİYELER BAŞLADIĞINDA HEM TUTSAKLARLA HEM AİLELERLE DAYANIŞMAYA HAZIRIZ’
Sürecin ilerlemesiyle birlikte başlayabilecek tahliyelere hazırlandıklarını belirten Nurten Karagöz, şunları kaydetti: “Biz tutuklu ve hükümlü aileleriyle yardımlaşma derneğiyiz. Eğer tahliyeler başlarsa -ki umuyoruz ve diliyoruz bir an önce başlasın bu tahliyeler- buna dair hazırlıklarımız var. Dernek olarak kendi hazırlıklarımızı yaptık; çıkacak her arkadaşımızı karşılayacak durumdayız. Onları gidecekleri yerlere ulaştırma ve ailelerle dayanışma noktasında kendimizce hazırlıklarımız var. Sadece bizim derneğimiz değil, aslında sivil toplum örgütlerinin de bu yönlü bir çalışması var. Birlikte bu süreci yürütebileceğimize inanıyorum; o anlamda hazırlıklarımız tabii ki var.”