GÖRÜNTÜLÜ

Nurettin Demirtaş: Komün, ortak yaşamın ve özgürlüğün ruhudur

Kürdistan Özgürlük Hareketi Üyesi Nurettin Demirtaş, komünün yalnızca bir örgütlenme biçimi değil, ortak yaşam, dayanışma ve özgürlük ruhu olduğunu belirterek, “Komünalite ile direneceğiz, komünalite ile özgürleşeceğiz” dedi.

Kürdistan Özgürlük Hareketi Üyesi Nurettin Demirtaş, ortak yaşam, özgürlük ve örgütlenme modeli olarak komün kavramını ANF’ye değerlendirdi.

Demirtaş, mücadelenin tarihsel deneyimlerine dayanarak komünler temelinde örgütlenmeyi esas aldıklarını belirtti. Komünü toplum ile devlet arasındaki tarihsel çelişkide toplumun tarafını ifade eden bir yapı olarak tanımlayan Demirtaş, ortak yaşam, dayanışma, kadın özgürlüğü ve toplumsal özgürlüğün komünal yaşamın temelini oluşturduğunu söyledi.

Komünal yaşamın kendiliğinden oluşmayacağını vurgulayan Demirtaş, bunun bilinç, örgütlenme ve emek gerektirdiğini kaydetti. Demirtaş, “Komünalite ile direneceğiz, komünalite ile özgürleşeceğiz” dedi.

Nurettin Demirtaş, şu değerlendirmelerde bulundu:

Mücadelemizin muazzam tecrübelerine dayanaraktan günümüzde komünler temelinde bir örgütlenmeyi esas alıyoruz. Tarih boyunca devlet ve iktidarlar bir yanda, toplum bir yanda olmuştur. Hep çelişki halinde olmuşlardır.

Komün bu çelişkinin toplum tarafını ifade ediyor. Devlet ve komün ikilemini Önder Apo manifestoda açarak, tarihsel perspektifle günümüzde de neler yapmamız gerektiğini aydınlatmıştır. Komün bir ruhtur.

Ortak yaşam kültürü ve ortak yaşam ruhudur. Maneviyatı anlatır, inancı anlatır, sevgiyi, saygıyı, paylaşımı anlatır. Bundan kaçılabilir mi? Komünden kaçmak, insanlıktan kaçmaktır.

Kapitalizm ama öyle bir kabus oluşturmuş ki, komün deyince adeta sanki herkesin elindeki her şey alınacak. Herkes yoksullukta işlenecek. Yani bu propagandalara aldanmayalım.

Sadece sosyalist pratiğe de bakmayalım. Ortadoğu toplumları muazzam komün deneyimleriyle doludur. Daha doğrusu milyonlarca yıl insanlık komünler yaşadı.

Toplumsal yaşamın özüdür. Felsefeler bunu anlatır, dinler bunu anlatır. Zerdüştük tamamen toplumsal bir inançtır.

Hristiyanlık ilk çıkışında ezilenlerin hareketi değil miydi? Yahudilikte komünel bir öz vardır. Halen İsrail'de komünel yaşayan topluluklar örnek oluşturuyor. İslamiyete bakalım.

Muazzam bir toplumsallık var. Muazzamdır. Sonradan devlet ve iktidar birçok şeyi ele geçirdi ve bozdu.

Ama İslamiyet'in özünden kesinlikle toplumsal bir cevher vardır. Düşünelim, imanı, inancı zayıf olan maddiyata meyleder. Elbette dinler kadar sınıfsal mücadelelerde de muazzam bir toplumsallık vardır.

O ortak yaşam kültürü ve ruhu insanlardaki en büyük güçtür. O manevi güç sosyal yaşama da yansır. Bunun için örgütlenmek gerekiyor, bilinç gerekiyor, çalışmak gerekiyor.

Kendiliğinden olacak bir şey değil çünkü toplum çok dağıtılmış. Kapitalist, sömürgeci, soykırım sistemleri bütün dünyada toplumu dağıtmakla meşgul. Halen yaptıkları en büyük şey insanları birbirinden uzaklaştırmak, apolitik hale getirmek, bencil, bireyci hale getirmektir.

Yani ‘her şey benim olsun’ diyen açgözlü, bencil, bireyci kişilik mi tercih edilir? Yoksa çevresine saygılı, paylaşımcı, dayanışmacı kişilik mi tercih edilir? Biri iktidarcı, devletçi etkiler ile böyle şekillenmiştir. Öbürü de demokratik, komünist toplumun karakterini, kişiliğini yansıtır. Bu kadar net olan bir olgu karşısında insan saygı duymaz mı? İnsan ona emek vermez mi? Özellikle de günümüzde hem doğaya zarar veren hem de kadın özgürlüğü karşısında ısrarla, inatla, katlancı, tecavüzcü kültürü devam ettirmeye çalışan sistem karşısında, kapitalist sistem karşısında komün tek çaredir.

Komün gerçekten de kadın özgürlüğü, özellikle de tarihte ana kadın etrafında şekillenmiş olan toplumun özgürlüğünü anlatır. Kadının özgür olduğu bir toplum elbette komünal bir toplumdur. Dayanışmacıdır, paylaşımcıdır, sevgi saygı temellidir.

Orada kadın iradesi dıştalanmaz. Bir aile olgusu için bile bu geçerlidir. Bir ailede komünalite ne demektir? O aile içerisinde baskının olmaması, demokratik tartışma kültürünün olması, birey iradesinin ezilmemesi, inançlar açısından ne ifade eder? Her inancın kendi kültürünü yaşatması demektir.

Şimdi bu kadar güzel, değerli özellikler varken komün dışında bir yaşamı düşünmek mümkün değildir. Bizim için komün yaşam demektir, özgürlük demektir. Bunu da ısrar edeceğiz, gerçekleştireceğiz, pratikleştireceğiz, inşa edeceğiz ve bunu güzelliğini pratikle göstererek bütün insanlıkla paylaşacağız.

Eskiden Kürtler için denilirdi gözüyle görmeden inanmaz. Şimdi bunu pratikleştirerek bütün insanlıkla paylaşacağız. Bu iddiadayız, bu gücü, bu feraseti bütün toplumumuz gösterebilir.

Çünkü muazzam, bilinçlenmiş, politikleşmiş, örgütsüz yaşamayan bir halk gerçekliğine kavuştuk. Tarihsel zeminimiz de çok güçlü. Binlerce yıla değerli komünal kültürümüz var.

Komünal direnişler geleneğimiz var. Günümüzde de yeni mücadele tarzımız budur. Komünalite ile direneceğiz, komünalite ile özgürleşeceğiz.